Copyright ©2005 | haber@haber32.com.tr | 0246 223 67 06
Yazılım: CM Bilişim


![]() Bayram AYGÜN
|
Anadolu’nun Türkleşmesinde büyük mücadeleler veren, Battal Gazi’nin Yiğit Savaşçıları yok artık! Kumanlar, Kovancılar, Okçular, Atlılar… Elazığ’ın köylerinden olan ve Battal Gazi’nin (sonradan) Fatih Sultan Mehmet’in çok güvenip en yakınında görev verdiği, çok güvenilen köylüleri yok artık. 8 Mart 2010 da depremde aramızdan ayrılıp gittiler.
Henüz Elazığ depremini yaşadık. Betonarme evlerde yaşayanlar şimdi sağlar, aramızdalar. Kerpiç evlerde yaşayanlar yok olmuşlar. Adını da “deprem şehidi” veya “yazgı” denilerek siyasilerin geçiştirdiği hataları yüzünden yok oldular. Anayasada eşit hakları yazılı yurttaşlarımız, siyasilerimizce kandırılmaktalar.
Hayvanları ile birlikte yaşayan, hayvanlarının nefeslerinden çıkan sıcak hava ile ısınan bu kardeşlerimiz bu ülkenin yurttaşı değiller mi? Anayasal hakları yok mu?
Bindiğiniz modern uçaklarla dünya semalarında fors atarken Elazığ semalarında deprem fırtınaları esmekte. Marşımızda: Korkma, sönmez bu şafaklar da yüzen al sancak…” derken yok yere, depremin değil de kerpiç evlerin öldürdüğü insanların köylerinin semalarında insansız al sancağın dolaşması siyasilere bir mesaj verir mi bilmem!
28 Nisan 1903 – Malazgirt: depremlerden biri olan bu depremde 2626 kişi yaşamını yitirdi. 9 Ağustos 1912 – Tekirdağ- (Mürefte): Büyüklüğü 7,3 olan bu depremde 216 kişi yaşamını yitirdi. 6 Mayıs 1930 – Hakkâri: Hakkâri'nin sınır bölgesinde gerçekleşen bu depremde 2514 kişi ölmüş.
26 Aralık 1939 – Erzincan: Türkiye'nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli deprem olan Erzincan depremi hâlâ hafızalarda. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı 33 bin kişi yaşamını yitirdi. Sivil Sarıkamış felaketinin ikiziydi bu deprem. 7,9 büyüklüğündeki bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmiş. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabilmiş.
İlk kez Türkiye de dini çevrelerin de tartışılmasını hoş görü ile baktığı bir düşünce ortaya çıktı:” Deprem de tedbir alınırsa: Kötü yazgı yaşama, yaşatma yönünde değiştirilir.” Gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı; İlk kez yazgı olsa da ölümlerin biz insanların elinde olduğu konuşulmaya başlandı.
20 Aralık 1942 – Niksar/Erbaa: Büyüklüğü 7,0 olan bu depremde 3000'e yakın insan ölmüş. Binlerce yaralı. 26 Aralık 1943 – Tosya/Ladik: 2824 kişinin yaşamına mal olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçülmüş. 1 Şubat 1944 – Bolu/Gerede: 7,2 büyüklüğündeki depremde 3959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.
31 Mayıs 1946 – Varto/Hınıs: Yazın başlangıcında yaşanan bu depremde 839 kişi yaşamını yitirmiş. 19 Ağustos 1966 – Varto: Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremde 2394 kişi ölmüş. 28 Mart 1970 – Gediz: Gediz'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu: 1086 ölü, 1260 yaralı.
6 Eylül 1975 – Lice: 2385 kişinin öldüğü 3339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9. 24 Aralık 1976 – Çaldıran/Muradiye: Yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3840'tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı.
30 Kasım 1983 – Erzurum/Kars: 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde 1155 kişi öldü, 1142 kişi yaralandı. 13 Mart 1992 – Erzincan: Erzincan la birlikte Tunceli'yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeymiş. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3850 olarak belirlenmiş.
1 Kasım 1995 – Dinar: 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94. 27 Haziran 1998 – Ceyhan: 6,3 büyüklüğündeki deprem başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana'yı etkilemiş. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü. 1999 da Gölcük, Bolu depremlerinde 25 bin ölü. Elazığ depremi 8 Mart 2010: 6 büyüklüğünde, 58 ölü.
Yıllarca Fötr şapkalı, elinde tespihli veya şiir kitaplı, kalemli, ceplerindeki cep saatleri Ortadoğu saatlerine ayarlanmış siyasiler vatandaşını kerpiç evlerden kurtaramadılar. Vatandaşa kadercilik tavsiye ettiler. Kendileri, sorumluluk alan devlet adamı anlayışından uzak durdular.
Siyasi oyun hala devam ediyor. Bu yazgıyı değiştirmek insanoğlunun elinde olduğunu buyuran güzel dinimizin sesine kulak bile vermeyip; bildiklerini okumaktalar siyasilerimiz. Depremin öldürmediğini, binaların, kerpiç evlerin, kerpiç tozlarının insanları öldürdüğünü bir gün siyasiler anlatmadan Battal Gazi’nin savaşçıları anlarlarsa: O zaman iş çığırından çıkmış olmaz mı?
,Esen kalın.





