Orta öğretime de başörtüsü serbestiyeti gelince başörtüsü konusu yeniden konuşulmaya başlandı. Aslında şimdi gündem, kurban bayramı arefesi olması münasebetiyle “hayvan kesme vahşeti”, “kurban yerine sadaka olmaz mı?” gibi sorular olmalıydı.
 
Küçük yaştaki çocukların toplum içinde kimi yetişkinler gibi oldukça açık kıyafetlerle hastalıklı ve sapık ruhlu insanların da çokça bulunduğu kamuya açık yerlerde savunmasız bir şekilde kendi haline bırakılmasını değil de örtünmesini sorun sayan bir grup mevcut.
 
Yine çocuk yaştakilerin sigara, alkol, uyuşturucu, taciz, istismar gibi tehlikelerle kol kola gezdiği bir devirde başlarını örtmesini özgürlüklerini ellerinden alınması sayan aklı evveller var.
 
İmam-hatip okullarının sözüm ona mantar gibi türeyip yayılmasını hazmedemeyen din alerjili laiklerin kamusal alanlarda, okullarda derken orta öğretime de sıçrayan özgürlükleri sindirememe gibi sorunları var.
 
Orta öğretimde kılık kıyafet yasağıyla kısıtlanan bir çocuk, hayatının kalan diğer yıllarında özgürce karar veremez. Özgür düşünme, ne giyeceğine karar verme ve yine özgürce inancının gereği örtünebilme yaşı tam da bu orta öğretim dönemidir.
 
Ayşe Hür tanrı isteseydi kadını başörtülü yaratırdı gibi bir laf ortaya attı ki bu lafı otuz sene evvel Almanya’da örtülü olan gençler Alman gençlerinden duyardı. Bu mantığa göre tanrı kadını da erkeği de çıplak yaratmıştır, o halde hiç giyinmesini istememektedir. İnsanlar doğduğu şekilde giysisiz hayatını geçirmelidir. Ve Ayşe Hür’e göre tanrı şayet var olsaymış kadın saçlarıyla ayartılan bir varlık yaratmış olmaktan utanırmış. Kadını her şeyiyle estetik ve etkileyici yaratan Allah’ı takdir ve tefekkür etmekten uzak boş bir kafanın hezeyanları…
 
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök ise reşit olmayanların başörtü takmasını eleştirirken reşit olanların örtülü olmasına itirazının olmadığını söylemekte. Bu tabi ki şu anki düşüncesi. 28 Şubat’ta yetişkinlerin örtünmesine de şiddetle karşıydı, bundan sonra farklı bir hükümet ve uygulama olursa yine ani bir tavır değişikliği kaçınılmazdır. Özkök’e de tavsiyemiz çocukların örtünmesiyle ilgilenmek yerine, yaşı geçmiş kadın ve erkekleri motive eden o olağanüstü, süper tavsiyelerine devam ederek oyalanmasıdır.
 
Ve Milliyet yazarı Meral Tamer’e göre ise Ak Parti kapananlara 200 lira aylık ödüyormuş. Bir zamanlar, biz kapalılar, güya İran’dan maaş alırdık, şimdi Ak Parti’den alır olmuşuz. Gezicilerin eylem yapması ve taş atması için de 200 lira dağıtıldığı gelmişti kulağımıza. Bu 200 lira insanları her yöne çevirebilmek için her şeye muktedir, sabit bir fiyat sanırım. Ne eksik, ne de fazla. 200 lirayı alan taş da atar, başını da örter.
 
200 lira bu, boru mu?