Isparta belediyesi hakkında ne zaman bir köşe yazsam, yazı verdiğim gazete sahiplerince tamiri zor fırçalar yiyorum desem yeridir. Esasında 12 Mart’ a kadar belediye ve Sayın Başkanı hakkında hiçbir yorum yapmamaya karar vermiştim.
Başkan Günaydın’ın seçkin gazetecilerle yaptığı basın-sohbetini yine basından öğrendiğim kadarıyla ilginç mi ilginç açıklamalarını okudum. Ve perhizimi bir defalık bozuverdim hani!...
Başkan Günaydın, öğrenebildiğim kadarıyla Çay boyundaki Emre mahallesine yakın bir köprü lokantaların birinde gazeteci arkadaşlarıyla sohbet etmişler. Yiyip içtikleri kendilerinin olsun!.. Allah afiyet versin!.. Ancak basından öğrendiğime göre, Başkan Beyin şu sözleri ilgimi çekti ve bu yazımı yazma nedeni oldu.
Başkan Günaydın sohbetinde: ''Bugün beni de hapse atmış olabilirlerdi,
Gördüğünüz gibi Genelkurmay başkanları, gazeteciler ve daha birçok kişi gözaltına hatta hapse bile alınıyor. Isparta'da belediyemize yapılan operasyonda ben de hapse atılmış olabilirdim. Bundan hiç çekinmedim korkmadım. Bunlar umurumda bile olmadı. Çünkü ben Allah'ın adaletine inanıyorum, mahkemelerimize güveniyorum. Adalet er geç tecelli edecektir, hiç korkmuyorum'' demişler.
Başkan Günaydın’ın bu sözlerini okurken aklıma başka bir konu ister istemez geliverdi.
Başkan’ın, bu sözleri söylediği yerden yaklaşık elli metre ilerisi Emre Mahallesi yani Emre Camii önüne gelen geniş bir yol aklıma geldi. Geçen hafta bir cenaze nedeniyle Emre Camii önünde bir cenaze namazına katılmıştım. Isparta’mızın daha sevecen ve sanatkâr insanlarının oturduğu Emre mahallesinin 300 metrelik bu geniş yol, inanın Anadolu’ nun hiçbir köyünde, kasabasına olmayan, içler acısı bir yol!
Bırakın araçların güvenli yürümesini falan; yaya insanların bile çukura basmadan beş adım yürümeleri bir mucize.. Tamam, kış mevsimi, anladık. Bu yüzlerce çukura kum veya çakılda m ı dönülemez? Hani derler ya: “Koyun cam derdinde, kasap et derdinde”
Ben ne yapacağım hapsi-mapsi. Belediye Başkanı olarak halkın bir sembolüyüm. Zindana da atsalar, kesmez bıçakla da kesseler umuruma gitmez!.. Ben Belediye Başkanı olarak ettiğim yeminime sadık kalarak; Vatandaşın yolunu, kaldırımını düşünürüm. Varsa suçum, cezasını da aslanlar gibi çekerim. Ve “şerefim, alın yazım” derim!.. Kafam, hapis damında değil; vatandaşın yolunda, suyunda olur…
Emre camisinde cenaze namazı anında aklımdan doğrusu silemediğim Isparta yollarının berbatlığını düşündüm. Doğru dürüst trafik ışıkları yok, lambaları yok!..
Yaya geçişleri güvenliksiz. Yollar caddeler ben diyeyim tosba çukuru, siz deyin: “Köstebek çukuru…” Başkan Yardımcısı Aydın Şanlıtürk’ ün dışında Isparta belediyesinde halinizi –derdinizi dinleyecek bir sorumlu kişi bile yok!..
Belediye de yeni başkan yardımcıları oluşturma kulislerinin yapıldığını öğrendim. Umarım kısa zamanda Isparta Belediyesi vatandaşına yasada öngörülen hizmetleri yansız verir düşüncesindeyim. Bu görüntü sürecekse: Bu şekilde şahsen ben başkan olsaydım; hemen vatandaşımdan özür diler çekilmesini bilirdim.
Ne yapacakmış hapsi-mapsi!.. Oylarıyla bu makama kadar getiren vatandaşımın yolunu, güvenli kaldırım geçişlerini, Pazar yerlerinin, kaldırım denetimini, hava kirliliğinin nedenlerini… Falan binlerce kanunların verdiği görevimi düşünürüm. ‘Altyapı çalışmalarımı sürdürüyorum’ görüntüsüyle belediyecilik hizmetleri yürür mü bilemem!
Hiç kimse bu ülkede ayrıcalıklı olmamalı. Kurtuluş savaşını yapan, Güneydoğu da PKK’nın kahpe kurşunlarına hedef olan Mehmetçiğin, Kahraman polisimizin babası-annesi yargılanıyorsa: Ayrıcalıklı gözükenler de, insanları da yargılanmalı.
Ve bundan dolayı da hiç kimse şikâyet etmemeli. Böyle bir yargılama eşitliği getirdiği, gözettiği içindir ki; AKParti’ yi halk üst üste iktidara getiriyor.
Bu eşitliği kim sağlarsa, kim vatandaşın aşını, işini, yolunu, evini-bağını hali-yolunu koyarsa, vatandaşın desteği onadır. Unutmayın!.. Onadır!..
Bayram AYGÜN-2012-Isparta