Hoşgeldiniz; Bugün 18 Mayıs 2012 Cuma
Karakter Boyutu :
Bayram AYGÜN

Başlarken

29 Ocak 2012 - 12:40

Saidi Nursi Efendi’nin Anıları: Isparta TARİHİNİN Ön Odası

 Başlarken

 

Saidi Nursi Efendi 1926-Barla

 Saygıdeğer Okuyucular, bundan böyle gazeteniz AKDENİZ’ in Cuma günleri yayınında, köşemde Saidi Nursi Hoca ile ilgili bir dizi yazıyı bulacaksınız..

Kısa bir süre sonra da kitap haline gelecek bu köşe yazılarımın hiç biri daha önce basında yer almamıştır. 1926 yılında Saidi Nursi Hoca Efendi’yi görevli bulunduğu Eğirdir jandarma karakolundan sürgün yediği Barla’ ya götüren Jandarma eri Rahmetli Şevket Demiray kapı komşu köylümdü.

Yazı dizimi, hazırlamakta olduğum kitabımın ön sözünden alıntı ile başlamak istiyorum.

Kitabımızdaki konular işlenirken üç tür konuların anlatımına yer verdim. Birincisi, Saidi Nursi Hoca Efendi’ nin Barla’ daki yaşamını ele aldım. Jandarma Eri, Şevket Demiray’ a anlattıkları ve Şevket Demiray’ ın gözlemlerine yer verdim. İkincisi de, anlatıların arasına da ya Isparta tarihinden hiç duyulmadık sosyal hayatla ilgili tarih-makalelerden örnekler alıp koydum.

Üçüncüsü de yine Isparta bölgesiyle ilgili tarih-anı, sosyal insan yaşamından hikâyeleri huzurlarınıza sundum. Aralarına da Resimler koyarak, yazılarımın canlılığını göstermek istedim.  Saidi Nursi Hoca Efendi sevgisi,  günümüzde çığ gibi büyümektedir. Mahalle, şehir, bölge sınırlarını aşıp, Türkiye’miz ve dünya ölçeğinde insan ve ırk, devlet ayrımı düşünülmeden; gelişen çağımızın insanlarınca benimsenen bir sevgi, özlem boyutundadır.

Bu bölümde: Saidi Nursi Hoca Efendi’ nın, 1926 yılında Barla da zorunlu olarak ikamete tutuluş günlerinde denetlemeye gelen (köylüm) Jandarma Eri Rahmetli Şevket Demiray’ a anlattıklarının bir kısmını bulacaksınız.

Dini dokuya asla zarar vermemeye çalıştım. Zaman- zaman Şevket Demiray, 1926’lı yıllarda cep defterine Osmanlıca (Eski Türkçe) ile kaydettiği notları yüzüme okuyarak, çocukluk yaşımın verdiği merakla sarı, saman yaprak defterime 1966-1970’li yıllara kadar hep kapı komşu sohbetlerim oldu. Rahmetli Devlet adamı Turgut Özal döneminde yürürlükten kaldırılan TCK 163. maddeden dolayı halk önünde anlatılamayan Saidi Nursi Hoca Efendi ile ilgili anıları ancak bir bir anlatım yolu ile olabiliyor, anlatılıyordu.

Bazen de Şevket Demiray, diğer köylülerle birlikteki kaçamaklı sohbetlerde anlattıklarını dinleyip evimde o günler; (1966) not etmiştim. Yıpransa da o günden bu güne İlkokul, Ortaokul, Lise senelerime ait hatıra defterlerimi hala da korumuş olmam diğer bir özelliğim olduğunu söylemeliyim.

1963’den sonra köy muhtarı rahmetli Saadullah Bozkurt, beni babama şikâyet ediyordu. Babam da:”- Oğlum Said Hoca ile ilgili ben de Eğirdir gölünde avlanan yaşlı balık avcılarından çok anlatılar duydum. Bunları hiçbir yerde anlatamıyorum. Gelendost Jandarmasının haberi olursa bizleri alıp götürürler..” diye uyarıyordu.

Buna rağmen Şevket Demiray’ ın anlattıkları çok hoşuma gidiyordu.

Eğirdir gölünde balık avcılığı yapan Rahmetli Babam Avcı Yakup Aygün’ ün, büyüklerinden de duydukları ile Şevket Demiray’ ın anlattıklarının örtüştüğünü görmekteyiz: Saidi Nursi Hoca’nın, gerek Türk Jandarması ve de diğer devlet sorumlularının karşısında, gerekse esir düştüğü Rusya da bildiğini, düşündüğünü cesaretle söylemesi başka bir yiğitlik örneği olduğunu düşünmekteyim.

Bu açıdan (sarı defterdeki) anılardaki tarihi anlatılar beni adeta büyülüyordu..Bu nedenle hiç basında, kitap dünyasında, sözlü dünyamızda duyulmayan Jandarma Eri Şevket Demiray ‘ın Sadi Nursi’ nin bizzat sohbetlerini sizlerle paylaşayım dedim.

Yeni evime taşınırken, taşınacak eşyalarımın arasında İlkokuldaki (notlar aldığım) 1963-64 lü yıllardaki not aldıklarımı içeren sarı defterim çöpe gidecekti ki;  elime geçti.

Bunların bir kısmını yayınlayayım diye düşündüm. Saygıdeğer Hoca’m Doğan Silleli, Isparta Belediye Meclis Üyesi Ahmet Aydemir, Isparta esnafından Saygıdeğer Burak Girit, uzun süre İmam-hatip Lisesinde beraber öğretmenlik yaptığım Şükrü Altıntabak Hoca gibi kardeşlerimin görüşlerini, önerilerini aldım. Bir bölümünü yayınlamaya karar verdim.

Bu doğrultuda artık günümüzde, sadece Saidi Nursi’ nin insanlığa bıraktığı, her türlü engellemelere karşın çığ gibi büyüyen sevgi güzelliği; dünyalı insanlara simge olması, bu anıları bana yayınlama cesaretini verdi.

Saidi Nursi’ nin geçmiş yaşamı, bıraktığı eserlerin öcü olmadığı, barışa, adalete, insanlık duruşuna örnek olduğu gerçeğini herkes bilmelidir diyorum. Bu gerçekleri göremeyen bazı siyasi kesimler, bu gelişmelerden anlamsız bir rahatsızlık fehmi ve içine düşmelerinin anlamsızlığını hatırlatmalıyım.

Saidi Nursi Hoca’nın, 50 yıl öncesinde, her türlü siyasi kurumların, diğer güvenlik kurumlarının anlamsız baskılarına karşın bıraktığı sevgi yumağının kokusu bu günlerde dağlarda taşlarda dalga- dalga yayılarak; bir Isparta gülüne dönüşmüştür.

Gönüllerde bir çığ gibi açan bu Barla Gülü’nün kokusunu içeren notlarım, belki yüreğinde hala barış, adalet, inanç, gerginlik duyguları olan bazı kesimlere örnek olur.

 Saidi Nursi hocanın kokusu yüreklerine siner de kendileriyle diğer insanlarımız arasında sevgi anlamında bir güzellik gelişir diye düşündüm.

Hala bu güzellik görüntüsünü algılamada güçlük çeken bazı siyasi kesimlerin büyüyen sevgi, inanç görüntüsünden haksız ve anlamsız rahatsızlığa girişenlere bir iyiliğim olsun diye düşündüm.

Sonuç olarak, yıllarca Saidi Nursi’ nin duruşundan, eserlerinden, kendisine sevenlerden ürkenlerin, korkanların; bu korkularının anlamsız olduğunu bir kez daha hatırlatmalıyım. Saidi Nursi ‘nin ve severlerinin, mevcut laik rejimimizle bir alıp veremediğinin olmadığını da vurgulamak istiyorum.

 Saidi Nursi’ nin sevgi ve adalet yorumunun bir rejim, siyaset akımı olmadığını da üzerine basarak söyleyeyim. Bunu böyle bilenlerin de yanıldıklarını da hatırlatayım.

Elbette Rahmetli ’nin o zamanın anlayışına göre sosyal, siyasi görüşleri her insan gibi olacaktır. Eserlerinin güzelliğine değil de; yaşadığı dönemdeki günübirlik yaşam tarzı ve söylemlerine dayanarak: Saidi Nursi Hoca efendiyi bir öcü gibi göstermenin anlamsızlığını vurgulamalıyım.

Rahmetli Köylüm ve komşum Şevket Demiray’ ın anlatımlarından, notlarından bugüne kadar gelen hatıralarının özünde sevgi, barış, adalet olduğunu hala bilmeyen var mı?

 Resim:Şevket Demiray,Gelendost Yenice (Köylüm) 1970-2 yıl dört ay saidi Nursi Hocaefendi'yi gözeten (Eğirdir jandarma Birliğinde 1926 da görevli-) jandarma Eri

Araştırma: Bayram AYGÜN-Emekli Öğretmen-2012 Isparta-

SON YORUMLAR

ANKET

Ak Parti İl Başkanlığına Size Göre Kim Daha Uygun Adaydır?

Ankete Katıl »