Yıl 1857. Isparta’ ya “Yorganlı Kaymakamı” olarak bilinen Hasan Rüştü Efendi adlı bir Osmanlı görevlisi vali olarak atanır.
Vali Hasan Rüştü Efendi, dinsel ibadetlerine düşkün, Allah’ ın adaletini sözde değil uygulamada görmek isteyen birisidir. 1857’nin Şubat ayının ilk haftalarında Isparta Mutasarrıfı (valisi) olarak Osmanlı sarayından icazet alır, Isparta’ya döner.
Osmanlı Sarayı, zaman- zaman vali, mutasarrıf, kaymakamları merkeze (İstanbul’a) çektiği zamanlarda bu görevlilerin yarı zamanlarını ya Mevlevihanelerde ya da ilim-irfan yuvası konumunu sürdüren tekkelerde vakit geçirmelerini isterdi.
İşte Isparta’ya atanan mutasarrıf (Vali) Hasan Rüştü Bey de, Mevlevi tekkelerinde zaman harcamış, Mevlevihan olarak bilinenlerdendi.
Isparta’ya gelir gelmez, Mevlevihane’nin yerini öğrenmek, konumu hakkında bilgi almak, kaç öğrencisi olduğunu, başlarında kimlerin, kaç öğrencisi olduğunu öğrenmek oldu. Bu bilgileri, kendisini karşılayanlardan olan ve Isparta eşraflarından Gelendost Avşar beylerinden Bozbeyoğlu Süleyman beyden ayaküstü öğrenir.
Isparta’nın yeni valisi ilk İl idare toplantısında ilk aldırdığı karar: Binası eskimiş olan Mevlevi hanesini tamir ettirmek (1914 depreminde yıkılmış olup yeri de şimdiki Jandarma, PTT binalarının bulunduğu yerdi.
Vali bey, Mevlevi ayinleri yaptırmakla işe başlamış. Her hafta Cuma günleri bir camide Selâmlık düzenleyerek bütün memurları ve subayları ile birlikte, askerleri zorunlu camiye getirtir. Gelmeyenleri de ceza uygular, maaşından kesinti yapar, alınan ceza parasıyla Mevlevihane’ nin et ihtiyacını giderilmesinde kullandırırdı.
Her Cuma, havaların iyi olduğu günlerde, namazdan sonra Mevlevihane öğrencilerinin Mevlevi gösterilerini izler, gösteriye katılan öğrencilere, İmam, Hatip, Müezzin ve din görevlilerine bahşişler ve hediyeler dağıtırdı.
Isparta halkı ikiye bölünmüştü. Rum, Ermeni, Alevi cemaate mensup insanların dışında; “Vali’ nin dini bütün” diyenler… “Mutasarrıf (Vali) Efendi sancak kadısı mı yoksa Isparta sancağının Mutasarrıfı mı, başka devlet işleri yok mu bu vali’ nin” diyenler olarak; diğer bir halk grubu oluşturmuştu…
Isparta sokaklarında bir dedikodudur almış başını gidiyor: ”Yıl, bir anda 1858 olmuş. Koskoca bir yıl geçmiş. Sanki Vali Isparta’ya ibadete gelmiş. Akşam sabah Mevlevi tekkesinde.. Senirkent de büyük yangın baş göstermiş. Uluborlu da Papa çayı taşmış. Şarkîkaraağaç ile Beyşehir kavgalı. Avşar beyi, ağır vergiler koyduğu bölgesiyle derin düşmanlık içine girmiş. Ve buna benzer bin bir çeşit problemler Valiyi bekler. Vali kendi havasında. .“türünden laf atmalar yayılmaya başlar.
Vali Hasan Rüştü Efendi, kulaklarını bu laflara karşı tıkar..
Mevlevihane’deki davulları öğrencilere bizzat gözeterek, mahalle- mahalle çaldırır. Sebebi ise Ispartalıların namaz saatlerini hatırlatmak, camiye gelmelerini sağlamak olur. Beş vakitte tellallar bağırtarak çarşı esnafını camilere sevkini sağlar.
Hilafı Şeriat içki içenlerle, namazı terk edenleri ve yasaklanan
şeyleri yapanları Şiddetle dövdürtür. Hatta hapsettirir ve herkese örnek olarak Mimar Sinan cami önünde cezalıları halka teşhir ettirirdi.
Namazı çok uzun süreli kılardı. Yaşlılığı nedeniyle daima dizinin üstünde bulundurduğu yorganını başına çeker; camide canı istediğinde uyurdu. Bundan dolayı da Isparta halkı valiye “Yorgancı Vali” sanını takmıştı.
Bu zat Isparta'ya gelişinin üçüncü yılında, (1860) Islahat Fermanı uyarınca, bazı icraat yapmak istemişse de, yaşlılığı nedeniyle bir şey yapamadan -yaklaşık 75 yaşında— iken 1861 yılında vefat eder.
Naşı, Pirefendi Sultan Türbesi yanı başına gömülmüştür. Şimdiki Otel Kink karşısında, Şeker bank arkasındaki küçük boş arsaya gömülmüş. 1960’larda hem Pirefendi Sultan’ın naşı hem de Yorganlı Vali’nin naaşları Yenice mezarlığına defnedilmiş.
Bu valinin ölümünden sonra, hükümet dairesi mescidi ile Harem
Bölümü arasında yaptırdığı özel bir oda açılıp bakılmış. Tasavvuf konulu birçok kitap, bir post, bir hırka ve Mevlevi Sikkesi ( Külahı) ve
500' lü bir tespih, misvak ve buhurdan gibi eşyalara rastlanmış. Her gece burada hırkasını ve külahını giyerek —sabaha kadar— ibadetle meşgul olduğu, hanımı tarafından açıklanmıştır.
Yorganlı Vali zamanında, Ulu caminin yıkılan minaresi — çift şerefeli olarak — yapılmış, minarenin külahına öğle ve ikindi vakitlerinde Kırmızı Bayrak asılarak ovada ve bağlarda, bahçelerde bulunanlara
namaz vakti bildirilmeye çalışılmış. Oralarda da namaz kılmayan veya
oruç yiyenler bulunup bulunmadığı Süvari Askerler vasıtasıyla kontrol
ettirilmiştir.
İslam dininde Zorlama ve İkrah'ın caiz olmadığını söyleyenlere aldırış etmemiştir. Isparta caddelerinden böyle bir vali gelmiş, Isparta tarihine girmiş, Isparta toprağında da yatıp kalmıştır.
Araştırma: Bayram AYGÜN-2012-Isparta