İlimiz Isparta Turan Mahallesinde 19 Kasım 2011 kendi kedisince tırmalanan bir çocuğun, kuduz aşısı programına alınmasıyla haber duyulur.
Tırmalama işini yapan kedi, Konya’ ya gönderilir. Şüpheler doğru çıkar. Kedide kuduz mikrobu tespit edilir.
Sağlık Müdürlüğü, Belediye Zabıtası, Tarım İl Müdürlüğü, diğer ilgili kuruluşlar, karar verirler. Isparta karantinaya alınır. Olan olur. 6 Ay hayvan ticaretinin felç olunacağı falan düşünülmez.
Her ne kadar Isparta sokaklarında bulunan kedi-köpeklerin aşılanması kararı verilmişse de bizim Türkiye’mizde bu böyle anlaşılmaz.
Hatırlarsınız, 5 yıl önce Avrupa’ da da kuş gribi görüldü. Fransızlar hayvanlarını çukurlara atmadılar, diri-diri gömmediler, ne kadar hayvan varsa öldürmeye, zehirlemeye, yok etmeye kalkmadılar.
Tüm kanatlıları salgına karşı korumak için aşıladılar. Kuduz vakası da görülse Fransızların yapacağı yine aynı… Öldürmek bizde var.
Türk insanı çocuk doğar doğmaz kafasına “öldürmek” fikri sokulur.
Kardeş kardeşe seslenir: ”Babam akşam geldiğinde seni şikâyet edip öldürteceğim” gibi sesleri hep duyarsınız. Biz böyleyiz…
Isparta İl Sağlık Kurulu, tüm şehirde önlemlerin alınacağını, sokak kedi-köpeklerin kuduz profilaksisi (önleme) aşısından geçirileceği kararı alınmıştır.
Ama Türkiye’miz de, Isparta’mızda bu böyle işlemez. Isparta zabıtası 3-4 gündür topladığı köpek ve kedilerin sayısının 100’ü aştığını İl Sağlık Müdür Vekili Sayın Dr. Mehmet Karakaya açıklamıştı şahsıma..
İl Sağlık Kurulu açıklayacaktır. Sadece hastalığın görüldüğü mahalleyle sınırlı kalındıysa… İtlaf (öldürme) yapıldığını duyacaksınız.
Yani toplanan kedi ve köpeklerin öldürüldüğünü duyacaksınız ama duymayacaksınız, duyurulmayacaktır. Bizde böyle, mekanizma böyle işliyor kardeşim..Uygar ülkelerle farkımız burada.. Veya: İlericilik ile ilkellik farkı burada.
Allah’ ın bize bahşettiği köpek ve kedileri eften püften nedenlerle öldürüyoruz. Avrupalılarsa yaşatmaya çalışıyor.
Farkımız bu! Beşikteyken bile insanımızın yüreğine “öldürmek” hırsı yüklersek; sonuç bu olmaz mı?
Türkiye’mizde, trafik kazalarında geçen yıl 6 bin 413 kişiyi kaybetmişiz. Dedim ya “öldürmek” hırsı kanımıza işlemiş. Önümüze ne çıkarsa: İnsan, kedi- köpek ne varsa…Kuduz bahane..
Hani demiyor muyuz: Çay-kahve bahane” diye…
Isparta da bir kedinin dışında ne hayvanlarda ne insanlarda kudur vakası yok! Ama toplanan kedi- köpeklerin sayısı 100 dolayında.
Avrupa da olduğu gibi aşılandı mı? Hani karar oydu. Yoksa ne oldu zavallı hayvanlara!..
Türkiye deki İnsanoğlu böyle sadece..Isparta da sırada kedi-köpeklerde. Kararda aşılanması var. Bir de Isparta Zabıtasına sorun. 100 dolayındaki kedi-köpek ne oldu?
Açıklasın sorumlular. Öldürüldü mü, zehirli lokma ile? Yoksa uygar ülkelerdeki gibi aşılayıp Isparta sokaklarına mı saldınız? Hadin öyle deyin de yüreğimize su serpilsin..Umrelere, kutsal topraklara gittiniz. Hadin söyleyin Allah’ın bizlere emaneti olan 100 kedi-köpeklere ne yaptınız?
Kapı önlerinde, Camların önünde ağlayıp evlerine girmek isteyen, Peygamberimizin bile daha kutsal saydığı kedilerimize ne oldu?
Beğenmediğimiz, “dini başka dediğimiz” Avrupalılarda canlılara
“Aşılayacağız” denilen kedi-köpekleri zehirli yemlerle asla öldürmez.
Ormanların kuş, tavşan, kurtlarını, geyiklerini öldürdünüz. Görürsünüz, parklarında sincaplar oynaşır. Elin başka dinlisinde, hayvanlara saygı ve merhamet duyguları ağır basar.
Bizde ise, “öldürmek” hırsı… Avrupa’yla farkımız bu!.. Kusura bakmayın..
Bayram AYGÜN-2011-Isparta