Saygıdeğer okuyucular, vatandaşın en yoksul olduğu Osmanlı idaresinin son dönemlerinde, cumhuriyetin ilk yıllarında, birisinin malına dönüp bakmak bile ayıptı. “Günah” tı...
Ya şimdi?
Son günlerde Jandarma ve Emniyet’in basın bültenlerinde çok sayıda çarpıcı, çırpıcı, çalıcıların yani hırsızların yakalandığını öğreniyoruz. Yakalana- yakalana da bitmiyorlar..
Yakalananların tamamına yakını, uyusun da büyüsün dediğimiz çocuk hırsızlar…
Uyusun da büyüsün dediğimiz çocuk hırsızların sayısının çok fazlalığını ne biricik Üniversitemiz olan SDÜ’ müzün Sosyoloji, Psikoloji bölümlerinin araştırmadıkları, eli bağlı beklediklerini görüyoruz..
Emniyet birimlerimizin bültenlerindeki” çocuk hırsızları” konusunda bir şey yapmayışları başka bir düşündürücü “gariplik” gerçeği ortadadır. Bu düşündürücü konuda bir araştırma yani akademik proje bile geliştiremedikleri başka bir düşündürücü olay..
Isparta tarihine bakıyoruz.1860’lara bakıyoruz: Eğitimin herkese ulaşamadığı, ulaşım, iletişim araçlarının kıt olduğu, yoksulluk garibanlığın kol gezdiği günlerde bile kimsenin malını hiç kimsenin göz koymadığı zamanlarda bile hırsızlığın bu kadar olmadığını görüyoruz.
Sadece dağlarda eşkıyaların olduğu 1860 lı yıl ve dönemlerde, çocuk hırsızların pek olmadığını öğreniyoruz tarih sayfalarından..
Müslüman, Rum, Ermenilerin beraber yaşadığı Isparta’ mızda hiç kimse kimsenin mal varlıklarını göz koymadıkları tarih sayfalarındadır.
Dostlarım, kardeşlerim: Bir bebekten bir hırsız yaratma çabalarının yoğunlaştığı günlerin içindeyiz.
Çocukların kendilerini örnek almasından utananların "Ekonomik sebeplerle..." aldatmalarına, palavralarına asla inanmayın.
“Aç köpek fırın damı deler” sözünün bir Acem atasözü olduğunu; Türk’ün geleneklerinde asla bu uygulamaların olmadığını bilin!..
“Uyusun da büyüsün” dediklerimiz büyüdüler. Uykularında da boş durmamışlar. Ayıp’ ı, utanmayı, arlanmayı öğretememişiz.
Isparta Polis ve Jandarma bültenlerin bakıyoruz:, soygunlar, kapkaç, gasp ve cinayetler kol geziyor... Kusuru, Polis ve jandarma da aramayalım.
Çizgi filmlerimiz hep cinayet, soygun, aldatmacalı gasp sahneleri dolu değil miydi? “Uyusun da büyüsün “diye diye bunlarla uyutup büyüttük.
Atalarımızın, Güzel dinimizin, soylu geçmişimizin hasletlerle dolu anılarını, tarihini çocuklarımıza anlatamadık.
Ne camilerde vaaz verenler, ne okullarımızdaki öğretmenlerimiz ne de evlerimizde; hırsızlık, gasp, soygunlar konusunda kalıcı eğitim çalışmaları yapmıyoruz.
Böyle giderse, korkarım tüm bunlar daha da artacak ve sizler de (başta büyük kentler olmak üzere) sokağa çıkamayacaksınız.
Çocuklar daha küçücükken; sorumluların bir kısmının büyük vurgunlarını gördüler. Hırsızların davulla-zurnayla karşılanıp törenleri izleyen çocuklar şimdi uygulamaya geçmediler mi?
Hırsızlığın ülkemizde en alkışlandığı konumda olduklarını uyudukları ve büyüdükleri dönemlerde, çalıp çırpmazlarsa; memlekette rahat olamayacaklarının hikâyelerini duya- duya, göre- göre bu günlere geldiler. Çalanın içeride pek kalmadığını da anladılar..
Kapıp kaçmanın, soymanın saygın bir meslek olduğunu (kendilerinde) anladılar.
Sizler-bizler sokağa çıkamamaktan şikâyet ediyorsak: hep birlikte toplumsal eğitim ve mahalle basımızı sürdürmek zorundayız. Hukuki yaptırımlar konusunu da siyasiler halletmeliler.
Hırsızı, dolandırıcıyı, soyanı, soğan soyar gibi karşısına çıkmaz, hep birlikte hareket etmez, yüz verirsek; daha çok canımızın yanacağını unutmayın..
Bayram AYGÜN-2012-Isparta