(Var mı başka izah tarzı?)
Yazımın başlığını klasik bir Demirel repliği (buluşu) ile başlamak istedim..
Hatırlarsınız: Bir süre önce, SDÜ TIP Fakültesi, Ana Bilim Dalı Başkanı Sayın Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Özcankaya, Akdeniz Gazetesi Müdürü Sayın Soner Toros bir süre önce Basın Kulübü programına katılmıştı.
SDÜ Akademisyeni Özcankaya, akademik çizgisinin dışında ve Isparta halkınca hiçte hoş görülmeyecek bir tez ortaya atmıştı. Prof. Özcankaya’ nın ne maksatla “Süleyman Demirel Üniversitesi’nin adı Süleyman Demirel olmamalıydı” bu sözü söylediğini de şimdilik anlayamadık doğrusu.
Üniversitelerin isimlerini, yöresel ve tarihi mi, bilimsel anlayışların ışığında Hükümetler kanun kuvvetindeki kararnamelerle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları adına vermektedir. Prof. Özcankaya’ nın burada, bu sözü anlamsız, zamansız, maksatsız söylemesinin ardındaki psiko-sosyal nedenlerin neler olduğunun ortaya çıkarılması yine eş değer diğer akademisyenlere düşmektedir. Dediğim gibi bu sözün söylenmesindeki maksadı anlayamamak bir yana, üniversitelerin kuruluş ve adlarının konulmasının kanunla olduğunu, bu çıkışın, kanun koyuculara mı yönelik olduğunu da anlamamız gerektiğini takdirlerinize bırakıyorum.
Sözün arkası, mutlaka doldurmalı. Sayın Hoca, bu sözün arkasını doldurmadığı sürece, vatandaşların tartışmaları, dışlayıcı konuşmaları devam edecektir. Bu sözün akademik çevreden gelmesi başka bir içler acısı durum olduğunu da şahsen düşünmekteyim.
Bu sözlerden daha çok asıl tartışılacak konu Sayın Özcankaya’ nın bugünkü söylediği sözün tersini daha önce söylemiş olduğunun belgesinin ortaya çıkarılmış olmasıdır.
Saygıdeğer Gazeteci Soner Toros Isparta’daki gazeteci arkadaşlarımıza örnek teşkil edecek bir davranışta bulunarak; iyi bir gazetecilik örneği sergilediler. Gazeteci Soner Toros: “2005 yılının Şubat sayısında, Prof. Dr. Ramazan Özcankaya’ nın resminin olduğu “SDÜ’ nün logosu değiştirilmemeli” başlıklı bir haberde: Prof. Özcankaya, Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’ ın rektörlüğü döneminde yaşanan ‘Demirel imzasının logodan çıkarılması’ tartışmaları sırasında yukarıda hatırlattığımız demecinin tamamen zıddı bir açıklamada bulunduğunu görmekteyiz.
9. Cumhurbaşkanı Demirel’in üniversiteye büyük katkılar yaptığını, “beğenelim beğenmeyelim ahde vefa gösterilmelidir” demekte Sayın Özcankaya.. Demirel adının kalmasını savunmuşlar…
Hemşerimiz, Devlet Adamımız, 9. Cumhurbaşkanımız Demirel’inde bu tip” dün dündür, bu gün bu gündür” sözleri siyasi arenada yankılanmıştı.
Zaman- zaman da bizler aynı hataları düşmüyor değiliz.
Prof. Özcankaya, 2005 deki söyleminde: “Sevelim sevmeyelim, ahde vefa göstermek gerekir” diyen siz değil misiniz?
9. Cumhurbaşkanı Demirel’in adının Isparta’ daki kurulacak üniversiteye verilmesi bir kararname ile verilmiştir. Kararnameler kanun gücündedir bir anlamda. O zamanki hükümetin kararına saygılı olmak gerekmez mi?
Hükümetleri, çıkardıkları kararnameleri ve TBMM’nden çıkan kanunları destekleyip saygı göstermek gerekmez mi? Bu davranışlar demokrasilerin bir kuralı değil mi?
Ben Sayın Prof. Özcankaya’ dan merak ettiğim için yorumlamasını istiyorum. Söylediğiniz iddia edilen sözün: ”Demirel imzasının logodan çıkarılması’ sözünüzün, (sözlü teklifinizin) bilinçaltındaki genel nedeni ne olabilir?
Zaman- zaman hepimizde görülen dün başka, yarın başka söylemlerin, siyasilerce söylenmesi yanlışsa; akademik çevrelerce de söylenmesi tıp dünyasına ve sosyal dünyanızda bir travmaya yol açar mı, açmaz mı?
Bu sözü söylerken; vatandaşın kalbindeki Demirel sevgisini, tutkunluğunu düşündünüz mü?
Bu tür söylemler, psikoloji, sosyoloji (akademik arenada) dünyamızda söylenmesi normal midir? Bunun tıp dünyasında bir adı var mıdır? Ana Bilim dalınız olan Psikiyatri de “dün başka, bugün başka” olan söylemlere ne ad veriliyor? Tıp sözlüğüm olmadığı için merakımı gideremedim de...
Bayram AYGÜN-2012-Isparta