Isparta tarihini incelediğimizde, Ispartalıların işlerine gelmediği valilerin ipini çekmişler. Tarihi bir huy haline geldiğini görmekteyiz. Yıl 1914. Isparta ve Burdur da 1500 dolayında insanın öldüğü, binaların % 40’ının harap olduğu bir depremi yaşamıştır.
Osmanlı sarayından Isparta’yı yeniden planlayıp modern şehir haline sokacak olan Mutasarrıf (Vali) Hakkı Behiç Beyi Isparta’ ya atar. Yıl,1914
Vali Hakkı Behiç, hem Doğu hem de Batı kültürünü almış, iyi öğrenim görmüş, dirayetli ve dürüst bir kimse olduğunu duyan acılı Isparta halkı valinin bir an evvel Isparta’da olmasını isterler.
Önceki Isparta Valisi (mutasarrıf) Sırrı Bey döneminde deprem olduğu için suç bu valiye yüklenir ve Uğursuz Adam ilan edilir. Depremin nedeni anlaşılmıştır. Depremin ağır yıkımına rağmen beceriksiz ve uğursuz bir mutasarrıf olan Vali Sırrı beyin gittiği gün helva karılır, halka dağıtılır. Beddualar edilir.
Yeni Vali Hakkı Behiç Beyden çok şey bekleyen Ispartalılar, tamamen kendilerini hayal dünyasına itip şartlandıklarını görürüz. Ve Hakkı Behiç'in, imrenilecek derecede parlak bir zekâya, kalem gücüne sahip olduğu duyulmuştur. Çalışkan ve doğruluk sever bir kimse olduğu görülse de; dine, diyanete bakışının batı anlayışı tarzında olduğunu anlayan Ispartalılar bir anda Vali Hakkı Behiç beyin notunu vererek beklemeye başlarlar. Çanakkale deniz ve kara savaşları bütün hışmıyla sürmektedir. Isparta’nın bir kısmı depremden dolayı toprak yığınıdır.
Hakkı Behiç Bey, büyük bir kısmı harabolmuş bir kentin, meşhur Avrupa şehirlerine benzer bir şekilde muntazam ve mükemmel bir şehir olarak yeniden kurulmasını kafasına koyar. Isparta şehrini Kuleönü istasyonu yönünde yeniden yaptırmayı planlar.
Düşündüklerini uygulamaya sokmak için, komşu illerden ve İstanbul'dan birkaç milyon lira yardım geleceğini düşünmüş. Ancak ülke, Birinci Dünya Savaşı'na girdiğinden hayallerini uygulamaya sokamamıştır.
Ancak, Isparta valisi (mutasarrıf), yıkılan şehrin, medenî ülkelerdeki gibi olmasını amaçlamıştır. Geniş caddeler, parklar, bahçelerle süslü modern bir şehir haline getirilmesi için kadastro ve plânlarının yaptırılarak, imar edilmesi sevdasına düşmüş.
Kafasında tasarladığı projeleri yaptırtmak için, İstanbul'dan evvelce tanıdığı mühendislerden kurulu bir fen heyeti getirterek, bu heyetin yapacağı projelerin bitimine kadar hiçbir binanın yıkım ve onarımına izin vermemiş.
Ispartalılar çok zor bir kış geçirmişler. Vali aleyhine olumsuz dedikodular hızla Isparta’nın sokaklarına yayılmış. Bu projeye göre, «Hükümet konağı merkeze alınarak, oradan dört ayrı yöne gidecek caddelerin 60' şar kulaç (50 m) genişlikte olması, 2 nci ve 3 üncü derecedeki yolların da 25 -20 metre genişlikte olması düşünülmüş, projelenmiş.
Bu yollardan, memleketin Doğu, Kuzey ve Güney yönlerine gidenler, devlete, halka ait olan bütün arsa ve binaları yararak geçecek olması, Ispartalıların işine gelmemiş. “Geniş yollar ancak şeytanın cirit atmasına neden olur” denilerek Valiye karşı nefret duygularının dozu artmış. Isparta tarihçisi Böcüzade Süleyman Sami bu olayı şöyle kaleme almıştır.
“..Hele Batı yönüne gidecek caddenin çarşıyı Firdevs Pasa camii vakfı
olan Mimar Sinan yapısı tarihî bedesteni, birçok kagir binayı mağazaları yıkmakta… Ayaktaki binaları yararak, Kaymak kapısından Kumyol' a çıkan ana caddeyi bırakarak, Büyük Mezarlık içinden, Şakım mektebine ve oradan da Abdi Paşa camii (= Kavaklı) ni, Halil Hamit Paşa kitaplığına çıkmakta.” İşte bu dedikoduları duyan Ispartalılar ayaklanmışlar.
Derviş Paşa camiini, çarşı hamamının büyük bir kısmıyla 50 kadar vakıf
dükkânı ve binayı yıkarak geçirileceği, ellerinden bu binaların alınacağı dedikoduları çıkınca taşınmaz sahipleri, valinin kendilerini düşmanlık yaptığını açıktan açığa dillendirmeye başlamışlar.
Bir kısım Ispartalı Din adamı (Isparta Kadısı) Şakir Efendi’den fetva çıkartmışlar. Fetva da şehrin yollarının genişletilmesinin dine aykırı olduğu, şeytanın işine yarayacağı savunulmuş. Şeriata uygun olmayan bu eylemden valinin vazgeçmesinin hayırlı olacağı savunulmuş.
Kadı Şakir Efendi’nin fetvası üzerine Vali Hakkı Behiç Bey buna çok sinirlenir.
Sancak merkezi Konya’dan, Ispartalıları yanıltan Isparta Kadısı Şakir Efendi'nin azledilmesini (görevden alınmasını) Konya’dan gelen bir telgrafta,
Isparta kadısı olan Şakir Efendinin azledildiği bildirilmiş.
Bunun üzerine Mutasarrıf Hakkı Behiç Bey Çanakkale’ ye gidenlerin harmanlarını kaldırmak üzere toplanan Hıristiyan isçi tabur erlerini, harman işlerine göndermemiş. Depremin yıkamadığı sapasağlam binaları yıktırtmış.
Böylece, “mutasarrıf Isparta'da ikinci bir deprem yaratmıştı. Büyük mezarlığı yıkarken, depremden sonra gömülmüş taze ölüleri de çıkartmış, şehrin aç köpeklerine bırakmış” dedikoduları yayılır. Bunu gören halk, Müslümanlar, hatta Hıristiyanlar bile, feryat ve figan etmişler. Ispartalılar, Hakkı Behiç beyin ipini çekmişler. Saray’dan alınmasını istemişler.
Isparta da yapılmak istenen büyük şehirleşme projeleri de suya düşmüş.
Ve gele- gele, caddeleri dar, otoparkı olmayan, sıkışan trafiği olan bir Isparta karşımıza bu yüzyılda çıkıverdiğini görüyoruz. Hiçbir Isparta belediye başkanlarının düzeltemeyeceği duruma düştüğümüzün görünümü gözlerinizin önünde durmakta... Demek ki Isparta Halkı böyle istiyormuş.. Yazık!..
Bayram AYGÜN-2012-Isparta