Biz tabiat mahvettik, Yunanlı komşularımızsa geleceklerini.. Ispartalı Osmanlı Rumlarının torunlarından dostlarımızla yazışıyoruz. Türkiye de olmak istediklerini, hasretle Anadolu havasını solumak istediklerini ha bire yazıp duruyorlar.. Herkes yaptığını çeker!..
Avrupalı, 'tek dişi kalmış canavar" dostlarımızın 'şımarık çocuğu Yunanistan' gerçekten müşkül durumdaymış. Dedik ya 'eden bulur.'
Bizim Kitabımızda Büyük Yaratıcımız Yüce Allah imiz böyle diyor.
Şımarık çocuğu(Yunanı) sen kalk hiç yok yere (1919 da Anadolu'yu işgal ettir. Onlar da Anadolu da Müslüman katliamı yaptır, İzmir, Salihli, Aydın, Manisa'dan tutun; komşumuz olan Afyon'a kadar irili ufaklı 50 yerde katliamlar yapar. Şimdi ne oldu? Ekonomik krizle karşı karşıya kalan komşumuza üzülüyoruz!.. Şimdi açlık tehlikesiyle karşı Ne fayda!..
Kıbrıs'taki 1963,64, 1974'lerde; Rum-Yunanlı komşularımızın Sandallar, Muratağa ve bir çok yerdeki Müslüman katliamlarını unutamadık..
Eeee!.. 'Eden bulur'... Etme bulma dünyası!..
Avrupalı dostlarımızın 'şımarık çocuğu' Yunanistan'a etekler dolusu paralan doldurup, doldurup verdiler. Onlarda: 'Har vurup harman çevirdiler' Yunanlı komşularımız son on yıldır: Her gün hiç tükenmeyen çilingir sofraları kurdular. Yediden yetmişe iştiler, Sirtaki oynadılar. Ege horonlar teptiler. Şairin: Tıksırıncaya, aksırıncaya kadar' dediği Yunan adalarında üretilen şarapları yudumladılar.
Ve bugün bu paraların musluğu kesildi.
Komşumuz Yunanlılar, uçan kuşa borcular. Barla Rumlarından olan dostlarımızdan her gün elektronik meyil alıyorum.
"Kuş olsak ta Türkiye'ye uçuversek" demekteler. Yine de Müslüman yüreği taşıyoruz. Acıyoruz hallerini. Dua etmekten başka ne yapabiliriz ki!..
Tabiat (Doğa) içinde insan olan her şeyin anası olmaktan da öte, insanoğlunun bulduğunu sandığı şeylerin de yaratıcısıdır. Allah tabiatı böyle bir görev vermiş.
Uzak doğulu Azeri Şair Ali Şir Nevai Doğa: tabiat ana mutlaka öcünü alır "diyor. Yunalı komşularımız 1922 de Anadolu'yu, doğayı, Müslüman'ıyla birlikte yakıp yıktılar. İşte, Tabiat ana öcünü alıyor...
Uçakların kuşa, denizaltıların balığa, tankların kaplumbağaya benzemesi rastlantı değil elbet. Tabiat ananın bize verdiği örnekler değil mi hep bunlar?
Tabiat (Doğa) yoksa bir şey yoktur. Tilki tavuğu, kurt kuzuyu, yılan kurbağayı, aslan ceylanı yer. Gücü olan gücü olmayanı yok ederken Yunalı komşularımız Anadolu'dan Müslüman'ı yok edemediler. Ezanı susturamadılar.. Ama şimdi Girit şaraplarıyla kendilerini, bir (Yunan Milletini) yok etmekteler.
Tabiat bu. 1922'lerde Anadolu'yu yakıp yıkarlarken tabiat hafızası bu... Unutmamış. Bağından ürettiği şarabıyla kendini yakan, yıkardan, komşu Yunan'ı şimdi yok ediyor.
Yine de "şerefe, yarasın" diyemiyoruz. Müslüman yüreği merhametlidir!.. Ama 'Eden bulur!" diyoruz.. Yunanlı komşularımıza bir şeyler yapmayı, bu müşkülattan kurtarma yolunda üzerimize düşeni yapmaya hazırız elbette..