Erzurum’da görev yapan Vali Zühtü halk tarafından sevilmemektedir. Halktan kopuk, tepeden bakan, daha da kötüsü ahalinin içerisine hafiyeler salan bir tiptir. Hatta bir keresinde hafiyelerden ikisi Şallı Bacıya ilişirler. Şallı Bacı dul bir kadın olduğu için kuşağında kama taşımaktadır. Göz göze geldiği bu iki kişiden endişelenince elini kuşağına atar, hafiyeler uzaklaşırlar.(44)

            Sebebi Manav Hacı Arif tarafından geçerken dükkânına çağrılması ve bir bardak çay ısmarlanmasıdır. Her şey yetkilileri endişelendirmektedir. Çünkü halk şapka nedeniyle büyük bir huzursuzluk içerisindedir. Mesela Hacı Ali Galip Efendi ki kendisi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin takdirine şayan olmuş bir âlimdir, üstelik Erzurum Kongresinde büyük hizmetleri dokunmuş bir şahsiyettir, görev yaptığı okuldan sırf şapka giyme zorunluluğu nedeniyle istifa ederek Tebriz Kapısı’nda manifatura dükkânı açmıştır... İşte Şallı Bacı o gün dantel ipi almak için bu dükkânda geldiğinde hafiyelerce gözetlenmektedir.

            Olacak ya o gün Şallı Bacı yürürken şehrin eşrafından Erzincanlı Demirci Ethem Usta ve Manav Hacı Ali ile karşılaşır ve onlarla selamlaşır. Lakin o kişilerde takip altındadırlar.(41)

            İşte bunlar Şallı Bacının hanesine yazılan eksilerdir.

            Bu sırada Şallı Bacının komşusu Songül hanımın Efo lakaplı oğlu, bir çatı tamiri işi almıştır. İşi yalnız yapamayacağını anlayınca Sinan’ı da ortak eder. Malzeme çevrede serseri olarak bilinen Hızarcı İsmail’de kesilecektir. Ancak serseri dediysek hakkını yememek lazım; Rus savaşında Hızarcı İsmail kuşatmayı tek başına geçerek yardım getirmiş ve pek çok arkadaşının canını kurtarmıştır.

            Huzursuz halk aralarında bir karara varırlar. Bir kısmı Gaciroğlu Osman Efendi’nin Karaköse Camiine, bir kısmı da Muratpaşa Camiinde Hacı Fehim Efendi’nin yanına giderek şapka meselesini danışacaktır. Danışırlar ve her ikisinden de aynı cevabı alırlar: “Ululemre itaat ediniz”. Kulaklarını kabartan hafiyeler de bu konuşmaları duymuş ve not etmişlerdir.(49)

            Ancak bu sırada halkın huzursuzluğunu Gâvur İmam lakaplı Pırtın İmamı Abdülmecit kaşımaktadır. Gâvur lakabının sebebi Ermenilerin yaptığı katliamda onlara hafiyelik yapması ve bu nedenle kürek cezasına çarptırılması münasebetiyledir(50)

            Tamam, ahali her iki hocadan da “Ululemre itaat ediniz” cevabını almıştır. Fakat sorun yine halledilmiş değildir. Çünkü şapka bulunmamakta, bulunsa bile yoksul halkta alacak para bulunmamaktadır (76) Anlaşılan şapka o sıralar karaborsaya düşecek kadar değer kazanmış bir emtia olsa gerektir.

            Bunun için esnaf toplanıp valiliğe giderek en azından yaza kadar mühlet verilsin talebinde bulunma kararına varır. (92)

Medeni toplumlar seviyesine ulaşmak için yaşanacak birkaç aylık rötarın bir sakıncası olmayacağını düşünmektedirler, herhalde. Yahut valinin bu talepleri için onları huzuruna almayacak kadar zalim olamayacağını ummaktadırlar.

            Ama fena halde yanılmaktadırlar.

Tarih 24 Kasım 1925 Salı günüdür. Güneş şehrin üzerine unutulmayacak bir günün yaşanması için doğmaktadır. Esnaf sabah vakti erkenden yola düşer. Durumu Valiye izah edeceklerdir. Fakat Vali Zühtü ne evinde ne de konağında ortaya çıkmamaktadır. Bu arada kalabalık biraz daha artar.

Halkın arasında Pırtın İmamı Abdülmecit ve yanındakiler halkı galeyana getirmeye gayret ederler. Valinin çıkmaması birikenleri kızdırmıştır. Zira vatandaş derdini izah edecek bir muhatap bulamamaktadır. Kalabalığın içerisindeki bazı kişiler Valinin konağını taşlamaya başlarlar.

Olaylar bu şekilde gelişirken Şalcı Bacı ile komşusu Songül Hanım hamama gitmiş yıkanmaktadırlar.

Şalcı bacının oğlu Sinan ile Songül Hanımın oğlu Efo kavga ederler. Sebebi yapılan çatı işinin parasını alan Efo’nun Sinan’a hakkını vermek istememesidir. Sinan Efo’yu döver ve hakkı olan parayı zorla alarak evine döner.

Efo olayın hıncı içerisinde evine döndüğünde annelerinin hamamda olduğunu öğrenir ve intikam için aklına korkunç bir plan gelir. Koşarak hamama gider. Annesini çağırtıp olaylar çıktığını ve yakalanan kişilerin arasında Sinan’ında olduğu yalanını söyler.

Yalan haberi duyan Şalcı Bacı bohçasına acele ile takunyalarını koyarak hamamdan fırlar. Amacı gözünün nuru oğlu Sinan’ı askerlerin elinden almaktır.

Bu arada gelişen olaylar üzerine meşhur Tatar Hasan Paşa olaya el koymuş,  halkın dağılması için uyarı ateşi açtırmış halk birkaç dakika içinde tamamen dağılmıştır.

Fakat isabet alan üç sivil hemen oracıkta vefat etmiştir.

Devam edeceğiz , inşallah.

 

 

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.