
Bir çift güvercin havalansa/Yanık yanık koksa karanfil/Değil bu anılacak şey değil/Apansız geliyor aklıma....
Neredeyse gün doğacaktı/Herkes gibi kalkacaktınız/Belki daha uykunuz da vardı/Geceniz geliyor aklıma....
Sevdiğim çiçek adları gibi/Sevdiğim sokak adları gibi/Bütün sevdiklerimin adları gibi/Adınız geliyor aklıma....
Nice aşklar, arkadaşlıklar gördüm/Kahramanlıklar okudum tarihte/Çağımıza yakışan vakur, sade/Davranışınız geliyor aklıma....
Bir çift güvercin havalansa/Yanık yanık koksa karanfil/Değil unutulur şey değil/ Çaresiz geliyor aklıma....
Kuşların kanat çırpışlarını bile penceremde kopan alkış diye nitelendiren, zarif kişiliğini şiirlerine de aktarabilmiş Melih Cevdet Anday'ın şiiriyle başladım bugünki yazıma.Pencerenizde veya gökyüzünde farketmez kuşlar kanat çırpsalar, size alkış gibi gelse, etraf çiçek kokularıyla bezense, bu karakışta olcak şey değil belki ama elimde değil işte apansız geliyor aklıma.Sabah kalkmışsınız diyelim, gün yeni doğmuş pırıl pırıl hertaraf, bu ışıkta hatırlanmaz belki ama elimde değil işte uykunuz, karanlık geceniz geliyor aklıma.Çiçekleri, sokakları ve bütün sevdiklerimi hatırladığım gibi hatırlamak ayıp belki, unut dedin kaç defa hem bana hem ortak dostlara ama elimde değil sen geliyorsun aklıma.İlk değilsin çok arkadaşımda sevdalarımda oldu, yanlış anlama, çok kahraman hikayeside okudum, ayrıca bana yaptıklarında bir kahramanlıkta sezmiş değilim ama o sade davranışın, o tavırların geliyor aklıma.Unut demiştin gerçi ama unutulur şey değil yaşadıklarımız, çaresiz geliyor aklıma.....
Anılardan bahsedeceğim bugün size.Hafızanızın size olmadık zamanlarda oynadığı oyunlardan, hayatı olağan akışında yaşarken bir anda aklınıza gelen anılardan, özlemlerinizden, geri gelsin istediklerinizden, keşke orda öyle yapmasaydım, ona bunu demeseydim diye içinizden geçenlerden, saptığınız yollardan, sapa yollardan, pişmanlıklardan, yalancı dostlardan...Bugün size unutmadıklarımızdan, unutamadıklarımızdan bahsedeceğim.İçilen ilk çay, alınan ilk hediye, paylaşılan ilk sır, hani unutmak isterken ilk önce aklınıza gelen.
Bir kitap geçer elinize, gülen yüzüyle, insan sevgisiyle, yaşam dolu cemileye sevgilerimle yazıyordur.Oysa aradan vakit geçmiştir.Ne gülen yüzünüzden, ne insan sevginizden ne de yaşam sevincinizden eser kalmamıştır. Elinizde sadece eski bi kitap ve yazılanlar...Hiç yoktan yere güldüklerinizi hatırlar ağlarsınız, hiç yoktan yere kavgalarınızı hatırlar gülümsersiniz.Sevgi midir bu, dostluk mudur, vefa mıdır, özlem midir ve en önemlisi tek taraflı mıdır?Ne bileyim mesela o da sabah üşümüş dolabı açıp aldığınız çeketi giyerken , sizi anımsamış, hatırlamış mıdır?Evinizin önünden geçip, ışıklarınıza bakıyor mudur mesela? Yanmadığında telaşlanmış mıdır?Karşılaştığınızda en az sizin kadar içi acımış mıdır?Herşey yazılabilir aslında anılarla ilgili, herşey açıklanabilir. Ama eğer hatırlanmıyorsa veya ne bileyim bir taraf daha az önemsemişse yaşananları yine de anılara sahip çıkmalımı....
Aslında en önemlisi bir insanı tanımak, tanırken bize kattıkları, sonra düşündüğünüzde anımsattıkları ve hiç aklınızda yokken biranda hayatınıza girip yaptıkları, çıkınca hayatınızın eksik kalan yanları....En önemlisi bir insanı sevmek, severken yaşadıklarımız ve hayatımızdan çıkarken seviyeyi ve kaliteyi kaybetmemek...Hayatından çıktıklarımızın bizi nasıl hatırladıkları, hayatımızdan çıkardıklarımızı nasıl hatırladığımız...Çokşey yazılabilir anımsadıklarımız, anımsattıklarımız, anılarımızla ilgili...Ama ortada kocaman kırık bir kalp varken anılar neye yarar?Sevgiyle.....
Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?