"Asr'a yemin olsun ki" diye başlar o müthiş Ayet-i Kerime. Zaman gibi bir hazineyi doğru kullanamayıp ömrünü heba edenlerin yaşayacağı hüsran için dehşetli bir uyarıdır. 

Tolstoy'un hırslı Pahom karakterini çocuklarımız dahi bilir. Gün batımına kadar, birgün boyunca arazide ne kadar genişlikte toprak kazabilirse tümüne ücretsiz sahip olmak için koşarken oracıkta ölür ve o toprağa gömülür Pahom. 

Zamanımızı, ömür sermayemizi hoyratça nelerle tüketmiyoruz ki? Partiler, şölenler, oyunlar, harcamalar, kutlamalar vs... "Bir yetimin, bir garibin hayatına anlam katmak" dediğinizde ekşiyen suratların birkaç övgü için saçıp savurduğu Karunsu servetleri ve vakti... 

Aristo "Boş zaman, cahillerin can sıkıntısıdır." der. Ömür sermayesi kimine 80 yıl bahşedilmiş, kimine 35, kimine daha az. Sıradan insanlar zamanı sadece geçirmeyi düşünürken herhangi bir yeteneği, zanaatı yahut amacı olan ondan olabildiğince yararlanmayı düşünür. 

Lucian dizelerinde:

"Gerçek zenginlik sadece ruhun içsel   zenginliğidir

 Geri kalan ne varsa, kazançtan çok bela   getirir." nasihatinde bulunuyor. 

Horatius "Dışarıdan birşeyler kazanabilmek için içeriden birşeyler yitirmek, yani şan, şöhret, mevki, şatafat, ün, san kazanmak için huzurunu, boş zamanını ve bağımsızlığını feda etmek büyük bir budalılıktır." diyerek insanı ziyana uğratan şeylerden birkaçını sıralamıştır. 

Hızla yaşlanırken geri dönüp gençlik enerjimizi daha anlamlı fiillerde kullanma imkanımız hiç olmayacak. Ektiğimizi biçeceğimiz yaşlarda rüzgar ektiysek fırtına, tohum ektiysek yemyeşil fidanlar gelecek önümüze. 

Belimiz bükülüp gözümüzün feri söndüğünde "Senden öğrendim" diyecek bir nesil: "İnsanların üzerine basarak yükselmeyi yahut mücadeleyi, insanlık için aydınlatırken mum gibi erimeyi..." 

Yalnızca 30-40 yıl ömür yaşamış, ahirete beş kuruşsuz göçmüş ancak yüzyıllarca adının ölmeyip açtığı çığırla, bıraktığı eserle anılmaya devam eden dehalar kazınmıştır hafızalarımıza... 

"Bir dünya malı elinden gittiyse 

 Üzülme buna, hiçtir o

 Ve bir dünya malı geçtiyse eline

 Sevinme buna, hiçtir o. 

 Önünden geçer acılar ve zevkler

 Geç dünyanın önünden hiçtir o." 

Anvari Soheili'nin satırları Yunus'un şu sözlerini ne çok hatırlatıyor değil mi:

"Ne varlığa sevinirim 

 Ne yokluğa yerinim

 Aşkın ile avunurum

 Bana seni gerek seni"

Batılı düşünür yahut şairler çoğu zaman hakikate çok yaklaşır ancak teolojik sağlam temelleri yakalayamadığı için belli bir noktada koyverirken bizim şairlerimiz, düşünürlerimiz "Hak'tan gayrısı hepten boş." neticesine bizi sağ salim ulaştırırlar...