Türkiye’nin önümüzdeki yaz döneminde aşırı sıcaklık dalgalarına karşı daha kırılgan bir süreçten geçebileceği değerlendiriliyor. Küresel iklim sisteminde yaşanan değişimlerin etkisinin giderek arttığı, özellikle yaz aylarında sıcaklıkların daha sık ve daha uzun süreli şekilde mevsim normallerinin üzerine çıkabileceği ifade ediliyor.
Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle sıcak hava dalgalarından doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer aldığı belirtilirken, özellikle güney ve batı bölgelerde aşırı sıcaklıkların daha yoğun hissedilebileceği kaydediliyor. Bu durumun şehir yaşamını zorlaştırmasının yanı sıra günlük yaşam üzerinde de ciddi etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Büyükşehirlerde artan betonlaşmanın “ısı adası etkisini” güçlendirdiği, bunun da gece sıcaklıklarının düşmesini engelleyerek insan sağlığı üzerinde ek bir baskı oluşturduğu ifade ediliyor.
Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte risk grubunun da genişlediğine dikkat çekilirken, Türkiye’de 65 yaş üzeri bireylerin özellikle yalnız yaşamaları durumunda sıcak hava dalgalarından daha fazla etkilenebileceği vurgulanıyor. Vücudun su dengesini koruma kapasitesinin yaşla birlikte azalması ve susuzluk hissinin zayıflaması nedeniyle bu grubun daha dikkatli korunması gerektiği belirtiliyor.
Sıcaklık artışlarının yalnızca meteorolojik bir durum olmadığı, aynı zamanda sosyal dayanışma gerektiren bir halk sağlığı meselesi olduğu ifade ediliyor. Özellikle yalnız yaşayan bireylerin düzenli olarak kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığı, basit bir komşu ziyaretinin bile olası riskleri azaltabileceği vurgulanıyor.
Türkiye’nin yaklaşan yaz dönemine hem bireysel hem de kurumsal düzeyde hazırlıklı olması gerektiği belirtilirken, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekiliyor.