Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Şubat 2025 verileri, Türkiye’nin sosyal yapısında dikkat çekici bir değişime işaret etti. Cumhuriyet tarihinin en yüksek ilk evlenme yaşına ulaşılan bu dönemde, ekonomik koşullar ve değişen yaşam tercihleri gençlerin evlilik kararlarını ertelemesine neden oluyor.
İlk Evlilik Yaşı 30’a Dayandı
2024 yılı sonu verilerine göre Türkiye’de ilk evlilik yaşı erkeklerde 28,3’e, kadınlarda ise 25,8’e yükseldi. Uzmanlar, bu artışın yalnızca bireysel tercihlerle değil; ekonomik ve toplumsal dönüşümle de bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor.
İllere göre dağılımda erkeklerde en yüksek ilk evlenme yaşının 31,9 ile Tunceli’de görüldüğü belirtilirken, Şanlıurfa ve Ağrı gibi geleneksel yapının güçlü olduğu illerde dahi ortalamanın yükseldiği gözlemleniyor.
Hiç Evlenmeyenlerin Oranı Artıyor
Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 28’inin hayatında hiç evlenmediği belirtiliyor. Bu oran yaklaşık 19 milyon kişiye karşılık geliyor. Hiç evlenmeyen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek. Uzmanlara göre uzun eğitim süresi, askerlik yükümlülüğü ve işsizlik gibi faktörler erkeklerin evlilik sorumluluğunu ertelemesine yol açıyor.
Ekonomik ve Sosyal Bariyerler Öne Çıkıyor
Evlilik kararını zorlaştıran başlıca nedenler arasında ekonomik koşullar ilk sırada yer alıyor. Artan kira fiyatları, yüksek düğün masrafları ve yaşam maliyetleri gençler için “yuva kurmayı” ciddi bir finansal yük haline getiriyor.
Kariyer planlaması da önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Üniversite eğitimi sonrası iş hayatında tutunma çabası, evlilik yaşını 30’lu yaşların sonuna kadar öteleyebiliyor.
Öte yandan 2024 yılında boşanan 187 bin çiftin varlığı, gençler arasında “ya mutsuz olursak” endişesini artırıyor. Bireysel özgürlük anlayışının güçlenmesi ve geleneksel aile yapısındaki sorumlulukların yeni neslin beklentileriyle örtüşmemesi de evlilik kararını etkileyen faktörler arasında gösteriliyor.
Uzmanlara göre geçmişte bir “başlangıç” olarak görülen evlilik, günümüzde tüm şartların tamamlanması gereken bir “final” aşaması gibi algılanıyor. Bu da Türkiye’de evlilik yaşının yükselmesine ve bekar nüfus oranının artmasına yol açıyor.