Isparta

Gül Şehrinin Bereketli Geçmişi

Gül kokulu Isparta toprağı, bereketi, sabırlı insanın alın teriyle birleştiğinde bir medeniyet doğdu 1903’lerde. Pazar Ağası Oğlu Mehmet Ağa Belediye başkanıdır.

Abone Ol

Gül kokulu Isparta toprağı, bereketi, sabırlı insanın alın teriyle birleştiğinde bir medeniyet doğdu 1903’lerde. Pazar Ağası Oğlu Mehmet Ağa Belediye başkanıdır.


Böcü Zade Süleyman Sami, Arap Zade Mehmet, Mevlevi Dedesi Ali Dede, Süldür Zade Nadir, Bodur Zade Hacı Hasan, Kaçkın Zade Hacı Ahmet Efendi. Tütüncü Zade Mehmet Ali Efendiler şehir merkezi dâhil tüm ilçe ve köylerde insanların mutluluğu için var güçleriyle çalışmaktalar.


Yavaş yavaş toprak düz çatılı, kerpiç yapıdaki binalar yerine modern yolların ve binaların yükseldiği Isparta’mızın köylerine kadar Ispartasever öncü ekip bütün güçleriyle, bütünlük içinde, yardımlaşma yöntemiyle örnek binalar yapılmaya başlanır.


1903’lü Isparta ve yakın-uzak köylerinin sadelikle yoğrulmuş, ahlak ve nizamla örülmüş bambaşka bir hayat hüküm sürmeye başlanır. Pazar Ağası Oğlu Mehmet Ağa Belediye başkanıdır ama tüm ilçeler, kasabalar, nahiyelerin, köylerin belediye başkanı gibi hizmet etmektedir.
Osmanlı döneminin 1903’lü bu yıllar Isparta köyleri sadece birer yerleşim yeri değil; üretimin, toplumsal düzenin ve manevi değerlerin kalbiydi. Köylünün en büyük uğraşı "rençperlik" yani toprağı işlemekti. Ancak Isparta’nın coğrafyası her yiğide farklı bir görev yüklemişti: Dağ köylüleri ormanın bekçisi ve işçisi; Hacılar köyü halkı ise develeriyle hem ticaretin hem de kutsal hac yolculuğunun emektarlarıydı.


İlginçtir ki, o dönemde doğaya, canlılara duyulan saygı yazısız bir kanun gibiydi. Sav köyü, Savcı Mahallesinden şehre gelen odun (eşek-katır) yüküyle satılır. Ancak genç bir dalı kesmek ya da yaşlı bir öküzü takatinin üzerinde çalıştırmak büyük günah sayılırdı. Isparta medreselerinde ve mescitlerde dini çevrelerce sık sık halka anlatılan düşüncelerdi.
Dini medreselerin, din adamlarının samimi anlatıları tamamen İslami kural çerçevesindeydi. Isparta Metropolitliği Eğirdir Nisada, Barla, Uluborlu papazlığı da söz konusu Isparta medreselerinde anlatılan, vatandaşlar için günlük yaşamları için tüm kurallar kesintisiz karşılık bulurdu. Bu uygulamalar toplumun vicdan terazisiydi.


Ayrıca Sav köylülerin bir kısmı Osmanlı ordusunun manevi dünyasında yer alırdı. Yan, gönüllü Yeniçeri askeri olurlardı, Yeniçerilere dini ve ahlaki öğütler vererek ordunun ruhunu diri tutar hep Sav köylüleriydi.
Isparta’nın bereketi sadece kendi sofrasına değil, dünyaya taşardı. Üretilen tahılın, (afyon sütü hariç) derinin ve yünün yarısı yerel halka ayrılırdı.

Kalan yarısı ise deve (Küçükhacılarlıların develeriyle) kervanlarıyla Antalya, Alanya iskelesine indirilirdi. Oradan gemilerle uzak diyarlara giden bu ürünlerin karşılığında Isparta’ya; şeker, kahve, pirinç ve narenciye, balina yağı gelirdi. Bu, kendi içinde dengeli ve dünyaya açık bir ekonomi demekti. Isparta üreticileri uzak denizlerle bağ kurabiliyorlardı.
Isparta denince akla gelen en önemli değerlerden biri de el emeği göz nuru dokumalardır.

Köylüler, kendi giyeceklerini kendi tezgâhlarında halı-kilim, hasır dokurdu. Meşhur "Boğadan" (Bogasi) kumaşları, Rum ve Ermeni ustaların maharetiyle başlamış, zamanla Müslüman ve Rum evlerinin de temel geçim kaynağı haline gelmiştir. Erkekler kıldan yapılmış dayanıklı "Menevrek" şalvarlarıyla tarlada ter dökerken; bayram sabahları Şam’dan, Kıbrıs’tan gelen ipekliler ve Bursa’nın zarif kumaşları sokakları süslerdi.


Köylerdeki sosyal yaşamın merkezi ise beylerin ve ağaların selamlıklarıydı. Hükümetle halk arasındaki köprü burada kurulur; aşar (vergi) memurları, jandarmalar, misafirler buralarda ağırlanırdı. Bu yapılar, hem bir idare merkezi hem de misafirperverliğin sembolüydü.


Sonuç olarak; 1903’lerin Osmanlı Isparta’sı; Yörük Türkmen’i, Rum’u, Acem Ermeni’ siyle; camisi ve kilisesiyle, çarık giyen çiftçisi, ipek kuşanan beyiyle muazzam bir ahenk içindeydi. Bugün bizlere düşen, Isparta’nın bereketli topraklardaki tarihten, atalarından gelen dayanışma, doğaya ve hayvanlara olan saygı kültürünü yeniden hatırlamak; geleceğimizin planlanmasında önemli bir hatırlatmadır diye düşünmekteyim. ARAŞTIRMA: Bayram AYGÜN.2026 ISPARTA