Keçeci Mahallesi’nden Borlu’ lu Tellal Bilal oğulları sülalesinden Avaz Ali İbrahim, Temmuz 1910 Salı sabahın erken saatlerinde sokaklarda avazı çıktığınca bağırıyordu.
Isparta’ nın sessiz sokaklarında alışılmış fayton gıcırtısı, atların nal sesleri yerine bilinmedik bir uğultu duyuldu. Halk, önce bir deprem oluyor sandı; sonra köşeden çıkan demirden mahlûku gördü. Atı yoktu, dizgini yoktu, ama kendi kendine yürüyordu. Motorun gürültüsü, şehrin sessizliğini bozan yeni bir çağın habercisiydi. Çocuklar kahkahalarla sorular soruyor, yaşlılar şaşkınlıkla bastonlarına yaslanıyor, esnaf dükkânının önünde kulaklarını kapatıyordu.
31 Mart Vakası (Nisan 1909): Meşrutiyet yönetimine (halkın yönetime katılmasına) karşı olan tutucu kesimler Padişah’a karşı ayaklanma, (olayları) başlatmaları nedeniyle dışsatım ticari faaliyetler olmamış. Gülyağı, halı ve afyon sakızı dış satımı gerçekleşmez.
Boş durmayan Isparta Rum ve Acem Ermenileri para kazanma yolu ararlar.
İğneci (Kurtuluş) Mahallesi’nden Acem Ermeni’si, afyon sakızı satıcısı Karabet oğlu Serkiz’ in İzmir’ deki oğlu Samiyel Ağa, şehre bir Demir At, (1910’lu yılların söylemiyle) otomobil getirir. O yıllarda halk arasında “Gürültü Canavarı” ya da “Otomobil” diye anılan bu yeni icat, Isparta sokaklarında görülmemiş bir heyecan uyandırıyordu.
Otomobili görmek isteyenlerden görümlük ücret talep edilir.
Tellal İbrahim, kalabalığa avazı çıktığı kadar sesleniyordu: “Duyduk duymadık demeyin! Demir At’ ı görmek isteyenler, keselerine bir akçe (kuruş) koyarak Yeniçeri Ağası Dalboyunoğlu Hamamı’nın önüne gelsinler ha! Bir akçe, o günlerde bir ekmek ya da bir meyve alabilecek değerdeydi.” “– Ey ahali, kulak verin sesime!” diye seslenerek duyurusunu başlatıyor.
Ve Ispartalılar kadınlı kızlı, çocuklu kumlu-taşlı sokaklara dökülür. Faytoncular öfkeyle bakıyor, çocuklar korkuyla geri çekiliyor, yaşlılar bastonlarına yaslanarak soruyordu: “Bu hayvanın kuyruğu var mı?”
Bir başka meraklı ise şaşkınlığını dile getiriyordu:
Isparta sokaklarında görülmemiş bir heyecan yaşanıyor. Halk, kadınlı erkekli, çocuklu yaşlısı çakıl-taş döşeli caddelere akın etti. Faytoncular öfkeyle bakarken, çocuklar korkuyla geri çekiliyor; yaşlılar bastonlarına yaslanarak merakla sorular soruyordu. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar… Hepsi bu yeni mucizeyi görmek için gelirler.
Halkın Ağzından:
Şehrin tellalı İbrahim’in davetiyle Dalboyunoğlu Hamamı önünde toplanan kalabalık, bu yeni icadı hayretle seyrediyor. Kimi korku, kimi merak, kimi de öfke ile bakıyor. Isparta’da ilk kez görülen bu “Gürültü Canavarı” halkın dilinde bir efsaneye dönüşüyor.
Tarihi hamamın önünde, dumanlar arasında parlayan 1907 model otomobil duruyordu. Direksiyon başında genç bir Rum sürücü vardı; kalabalığın yaklaşmasını istemiyor, eliyle “Durun!” diye işaret ediyordu. Otomobil sahibi Serkis Ağa, halkın uzattığı kırtıklı akçeleri alıyor, gürültülü canavarın etrafında toplanan meraklı kalabalığa gülümseyerek bakıyor, para verenlerin parasını alıyordu.
Kadınlar örtülerinin altından ürkekçe bakıyor, çocuklar taşlık zeminde eğilip tekerlekleri inceliyor, yaşlılar ise “Bu canavar ne yer ki? Ot, et yemezmiş, boyalı, zehirli ve ateş alan su içermiş!” diye fısıldıyordu insanlar.. Faytoncuların öfkesi, halkın merakıyla karışıyor; Isparta’nın taş sokaklarında yalnızca bir otomobil değil, bir çağın değişimi de görünür oluyordu. Bazı kişiler ise: “-Bu icadı bakanların günah işleyeceklerini” mırıldanıyorlardı.
O gün, Isparta halkı tarihin gürültüsünü ilk kez duydu. Demir At, şaşkın bakışlar arasında yeni bir çağın kapısını araladı. Halk, bu gürültülü canavarın yalnızca bir araç değil, çağa uymanın gündelik hayata girişinin sembolü olduğunu henüz bilmiyordu.
(Temmuz 1910 Ahi Kasap Isparta Mevlevi Cemaati Dedesi Ali Dede (Aksu( Efendi’nin hatıralarından: Araştırma: Bayram AYGÜN) Araştırma: Bayram AYGÜN 2026-Isparta