Üniversite hayali yarım kalan milyonlarca öğrenci için hazırlanan öğrenci affı düzenlemesinde sona gelindi. Taslak çalışmalarda, Temmuz 2022 öncesi ve sonrası üniversitelerle ilişiği kesilenler için iki farklı formül üzerinde duruluyor. Düzenlemede yarı süre ve mali durum şartı aranmayacak.
Edinilen bilgilere göre, Temmuz 2022 sonrası ilişiği kesilen öğrencilerin aftan yararlanması için herhangi bir şart uygulanmayacak. Temmuz 2022 öncesi ilişiği kesilenler içinse yalnızca daha önceki aflardan yararlanmamış olma koşulu getirilecek.
Sadece Temmuz 2022 sonrası dönemi kapsayan sınırlı bir af uygulamasında yaklaşık 1,5 milyon kişi faydalanabilecek ve bunlardan en az 190 bini yeniden üniversiteye dönebilecek. Temmuz 2022 öncesini de kapsayan geniş kapsamlı bir afda ise potansiyel yararlanıcı sayısı 7,5 milyona kadar çıkabiliyor. Düzenlemenin, Türkiye’deki en kapsamlı öğrenci affı örneklerinden biri olabileceği belirtiliyor.
“Yarı Süre” ve Mali Şart Kaldırıldı
Önceki af uygulamalarında sıkça eleştirilen mali durum ve eğitimin belirli bir kısmını tamamlama şartları bu düzenlemede yer almayacak. Ancak yüksek lisans ve doktora öğrencileri aftan yararlanamayacak. Bu düzenleme, lisans ve ön lisans eğitimini yarıda bırakan geniş bir kitleyi doğrudan ilgilendiriyor.
Yaz Öncesi Yasalaşabilir
Düzenlemeye son şeklini vermek üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında; AK Parti Grup Başkanlığı, YÖK yetkilileri ve milletvekillerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Taslağa son şeklin verildiği toplantının ardından kanun teklifinin nisan ayı sonunda Meclis’e sunulması ve yaz aylarına kalmadan yasalaşması bekleniyor.
Gençler İçin İkinci Fırsat
Yeni düzenlemenin hayata geçmesiyle üniversitelerde kayıt, ders saydırma, intibak ve yatay/dikey geçiş başvurularında yoğunluk yaşanması öngörülüyor. Uzun süre eğitimden uzak kalan öğrenciler için akademik uyum süreci de önemli bir başlık olacak. Düzenlemenin iş gücü piyasasında da etkileri olması bekleniyor. Orta vadede üniversite mezunu sayısında artış yaşanabileceği, özellikle açıköğretim ve büyük şehir üniversitelerinde yoğunluğun artabileceği kaydediliyor.