Kira sözleşmesinin süresinin dolduğunu öne sürerek kiracısını tahliye etmek isteyen ev sahibinin açtığı dava reddedildi.
Olay, 03 Şubat 2020 tarihinde aylık 1.650 TL bedelle yapılan kira sözleşmesiyle başladı. Aradan geçen üç yılın ardından ev sahibi, sözleşmenin sona erdiğini gerekçe göstererek kiracının evi boşaltmasını talep etti. Temmuz 2023’te bir ay içinde iki ayrı ihtarname gönderildi. Bu süreçte evin kira bedelinin 3.750 TL’ye çıktığı belirtildi.
Kiracının ihtarnamelere yanıt vermemesi ve evi tahliye etmemesi üzerine ev sahibi, 17 Ağustos 2023 tarihinde tahliye davası açtı. Mahkeme, ihtarnamelerde belirtilen gerekçelerin Türk Borçlar Kanunu’na uygun olmadığını değerlendirdi.
Mahkeme kararında, konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde sadece sözleşme süresinin dolmasının tahliye sebebi sayılamayacağı vurgulandı. Tahliye için; 10 yılı aşan kira ilişkisi, ihtiyaç nedeniyle tahliye, yazılı tahliye taahhüdü ya da iki haklı ihtar gibi yasal şartların bulunması gerektiği ifade edildi.
İhtarnamelerde belirtilen taleplerin Türk Borçlar Kanunu’nun 350, 351 ve 352’nci maddelerinde yer alan tahliye sebeplerini karşılamadığına hükmeden mahkeme, ev sahibinin açtığı davayı reddetti. Karar, 04 Haziran 2025 tarihinde verildi.
Mahkeme ayrıca ev sahibinin, kiracının avukatına 18 bin TL vekâlet ücreti ile yargılama masraflarını ödemesine karar verdi.
Karar, “sözleşme bitti” gerekçesiyle tahliye talebinde bulunan ev sahipleri açısından emsal nitelik taşıyor. Türk Borçlar Kanunu’nun, kira ilişkilerinde kiracıyı koruyan hükümlerine dikkat çekilen kararda, tahliye davalarında yasal dayanakların açık ve somut şekilde ortaya konulması gerektiği vurgulandı.