Isparta

Eğitim-İş’ten Çok Sert Eğitim Raporu! Sistem Eleştirilerin Odağında

Eğitim-İş olarak hazırladığımız 2025–2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporumuz, bu can yakıcı şiddetin münferit olaylardan ibaret olmadığını; ekonomik, ideolojik, kurumsal ve fiziksel boyutları olan bütünlüklü, planlı ve karanlık bir kuşatma olduğunu verilerle ispatlamaktadır.

Abone Ol

Eğitim-İş olarak hazırladığımız 2025–2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporumuz, bu can yakıcı şiddetin münferit olaylardan ibaret olmadığını; ekonomik, ideolojik, kurumsal ve fiziksel boyutları olan bütünlüklü, planlı ve karanlık bir kuşatma olduğunu verilerle ispatlamaktadır.

Karşımızdaki tablo artık basit bir "aksaklık", bir "yönetim hatası" ya da sıradan bir "bütçe yetersizliği" değildir. Türkiye’de eğitim sistemi bugün sadece sorun yaşamıyor; Türkiye’de eğitim sistemi, tepeden tırnağa bizzat siyasi iktidar ve onun bakanı tarafından kurulan sistematik bir şiddet rejimiyle yönetiliyor!

SAYIN YUSUF TEKİN; SİZ KÜRSÜLERDE MASAL ANLATIYORSUNUZ, BİZ OKULLARDAN CENAZELERİMİZİ KALDIRIYORUZ!

Sayın Bakan, siz koltuğunuzda oturup pembe tablolar çizerken, kameraların karşısına geçip "başarı hikayeleri" anlatırken, bu ülkenin eğitim dünyası kan ağlıyor, farkında mısınız? Sizin o soğuk, o ruhsuz, o çarpıtılmış istatistiklerinizin arkasında aç kalan çocuklar, hakları ellerinden alınan, coplanan öğretmenler, tarikatların karanlık kucağına itilen koca bir nesil var! Siz lüks salonlarda nutuk atarken, biz bu ülkenin okullarından, görevi başında vahşice katledilen Fatma Nur Çelik gibi gencecik öğretmenlerimizin cenazelerini kaldırıyoruz!

Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta okullarımız silahlı baskınlarla sarsılırken, bir öğrenci elini kolunu sallayarak sınıfa silahla girip öğretmenleri, idarecileri hedef alırken siz hangi başarıdan bahsediyorsunuz? Sizin bakanlığınız döneminde okullar, çocuklar için güvenli bir sığınak olmaktan çıkmış; ne öğrencimizin ne de öğretmenimizin can güvenliğinin kaldığı yerler haline dönüşmüştür! Bu ülkenin eğitimini getirdiğiniz nokta tam bir kurumsal çöküştür, can güvenliği krizidir ve bu tablonun doğrudan sorumlusu sizsiniz!

1. EKONOMİK ŞİDDET: PARASIZ EĞİTİMİ BİTİRDİNİZ, OKULLARI TİCARETHANE YAPTINIZ!

Siyasi iktidarın ve ekonomik yönetiminizin derinleştirdiği kriz, okul kapılarından içeri doğrudan ekonomik şiddet olarak girmiştir. Devlet, anayasal bir yükümlülük olan parasız eğitim ilkesini fiilen ve tamamen terk etmiştir. Eğitim harcamaları tamamen hane halkının, asgari ücretli ailelerin omuzlarına yıkılmıştır.

· Veliyi Soyup Soğana Çeviren Düzen: Okulların en temel fiziki ihtiyaçlarını, sabununu, tuvalet kağıdını, temizlik malzemesini ve fotokopi giderlerini dahi karşılamaktan aciz bir bakanlık yönetiyorsunuz. Bütçe vermediğiniz okul yönetimlerini velilerin cebine yönelmeye mecbur bıraktınız. Bugün devlet okullarında "bağış", "aidat" veya "kayıt parası" adı altında 10 bin TL ile 100 bin TL arasında fahiş paralar talep edilmektedir. Eğitimi bir hak olmaktan çıkardınız, parası olanın satın alabileceği bir ayrıcalık haline getirdiniz!

· Asgari Ücreti Yutan Eğitim Maliyeti: Bugün bir öğrencinin okula başlangıç maliyeti yaklaşık 65 bin TL seviyesine fırlayarak halkın belini bükmüştür. Kırtasiye ürünlerindeki yıllık artış %60’ı aşmış, giyim ve kırtasiye masrafları tek başına asgari ücretin %85-98’ini yutar hale gelmiştir. Bir aile çocuklarını nasıl okutsun, evine nasıl ekmek götürsün, buna dair tek bir çözümünüz var mı?

· Açlık ve Susuzluk Kıskacında Çocuklar: OECD verilerine göre Türkiye'de çocuk yoksulluğu %22,4 seviyesindedir. Yani her beş çocuktan biri yeterli beslenememekte, her dört çocuktan biri okula aç gitmektedir! PISA raporları ülkemizde öğrencilerin %19,2’sinin ekonomik yetersizlik nedeniyle doğrudan aç kaldığını yüzünüze çarpıyor. Siz ise "kamuda tasarruf" yalanının arkasına sığınıp bu çocuklara bir öğün ücretsiz okul yemeği vermeyi reddettiniz, okullara temiz ve içilebilir su altyapısı kurmadınız! Çocukların beslenme çantalarını okul içinde sınıfsal ayrışmanın acı bir sembolü haline getirdiniz. Çocukları okulda aç ve susuz bırakan bu düzen, sosyal devlet ilkesinin bu ülkenin çocuklarına uyguladığı açık bir ekonomik şiddettir ve faili sizsiniz!

· Özel Okul Patronlarına Kalkan Olan Bakan: Veliler "1,5 milyon liraya özel okul mu olur, bu gücü nereden alıyorlar?" diye feryat ederken, halkın haklarını koruması gereken Yusuf Tekin, "Biz size seçenek sunuyoruz, 600 bin liranın altında okullar da var" diyerek velileri açıkça özel okul patronlarının, cemaat ve tarikat ticarethanelerinin kucağına itmiştir! Ticarileşmeyi ideolojik bir silah olarak kullanmaktan utanmıyorsunuz!

2. İDEOLOJİK ŞİDDET: MEDRESELEŞEN OKULLAR, TARİKATLARA TESLİM EDİLEN ZİHİNLER!

Eğitim sistemi, siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne uygun, sorgulamayan, biat ve itaat eden bir tebaa toplumu inşa etme hedefinin en acımasız ideolojik şiddet aracına dönüştürülmüştür. Okulların inanç ve felsefi bakımdan tarafsız olması ilkesi ayaklar altındadır.

· Maarif Modeli Dedikleri Dogma Çuvalı: Hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmadan, pilot uygulaması dahi yapılmadan yangından mal kaçırır gibi dayattığınız "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", eğitim programlarının bilimsel içerikten tamamen arındırılmasının kurumsal belgesidir. Eleştirel düşünceyi, sorgulamayı, pozitif bilimleri müfredattan "sadeleştirme" yalanıyla budadınız. "Fikri hür, vicdanı hür" özgür yurttaşlar yetiştirmek yerine, tasavvufi referanslarla boyun eğen, biat eden "kâmil insan" modeli adı altında çocukların zihnine ideolojik şiddet enjekte ediyorsunuz! Cumhuriyet değerlerini sembolik düzeye indirip, ilkokul gelişim raporlarından Atatürk fotoğraflarını kaldıracak kadar büyük bir Cumhuriyet karşıtlığı sergiliyorsunuz.

· ÇEDES ve Protokollerle Okulların İşgali: ÇEDES projesi adı altında okullarımızı imamların, vaizlerin, din görevlilerinin ve ne idüğü belirsiz cemaat mensuplarının resmi faaliyet sahası yaptınız. Pedagojik formasyonu olmayan bu kişiler eliyle soyut düşünce çağına gelmemiş küçük çocuklar; mezarlık ziyaretlerine, cami temizliklerine, maket kefenlerin kullanıldığı travmatik, kan dondurucu etkinliklere zorlanıyor. Bu, çocuk psikolojisine karşı bizzat bakanlığınız eliyle işlenmiş ağır bir psikolojik ve pedagojik şiddettir!

· Paralel Medrese Rejimi ve Yaz Okulu Kampları: TÜGVA, ENSAR, Hayrat Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti gibi dini-siyasal yapılar, imzaladığınız protokoller aracılığıyla okulları adeta işgal etmiştir. Eğitim-öğretim yılının bitişiyle birlikte devlet okullarını, hiçbir kamusal denetime tabi olmayan tarikatların "yaz okulu kamplarına" dönüştürdünüz. Yasa dışı medrese mezuniyetleri, icazet törenleri düzenleyecek kadar pervasızlaşan bu yapılara göz yumarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu yok saydınız. Okulun laik iklimini yok eden bu medreseleşme pratikleri, laik Cumhuriyete karşı yürütülen planlı bir savaştır!

3. KURUMSAL VE YAPISAL ŞİDDET: 1,5 MİLYON ÇOCUK SİSTEM DIŞINDA, ÖĞRETMENLER KÖLELİK DÜZENİNDE!

Sizin yönetim anlayışınız; planlama hatalarının, liyakatsiz kadrolaşmanın ve partizan politikaların bedelini öğrencilere ve öğretmenlere ödeten devasa bir kurumsal şiddet aygıtına dönüşmüştür.

· 1,5 Milyona Yakın Çocuk Okul Dışında: 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasına rağmen %100 okullaşma hedefine ulaşılamamış olması bir başarısızlık değil, devlet eliyle işletilen sistemli bir hak gaspıdır! MEB’in kendi verileri bile ilkokulda her 100 çocuktan 5’inin, ortaokulda 9’unun, lisede ise 12’sinin eğitim hakkının ellerinden alındığını itiraf ediyor. Açık öğretim ve MESEM kapsamındaki öğrencilerle birlikte zorunlu eğitim çağında olması gerekirken okulda bulunmayan çocuk sayısı 1,5 milyona yaklaşmıştır! Bu çocukları koruyucu kamusal ortamdan koparıp kaderlerine terk ettiniz.

· Devlet Eliyle Çocuk Emeği Sömürüsü (MESEM): Çocukları okuldan koparıp sermayeye ucuz iş gücü olarak sunduğunuz MESEM’ler, yapısal bir sömürü mekanizmasıdır. Ağır ve tehlikeli iş kollarında denetimsizce çalıştırılan bu çocukların içinden bugüne kadar 19 çocuk iş cinayetlerinde can verdi, can! Siz çocuk ölümleri karşısında sorumluluk almak yerine sistemi "çocukların alın teri" diye savunurken, patronlara MESEM üzerinden 65 milyar TL kamu bütçesi aktarıyorsunuz. Ama aç çocuklara bir öğün ücretsiz yemek talebi gelince “kaynak yok” bahanesine sığınıyorsunuz! Tercihiniz çocuktan yana değil, patrondan ve sermayeden yanadır!

· Öğretmenlik Meslek Onuruna Ağır Darbe:

o Milli Eğitim Akademisi ve Unvan Gaspı: Yürürlüğe soktuğunuz ucube Öğretmenlik Mesleği Kanunu (ÖMK) ve kurulan akademi, eğitim fakültelerini işlevsizleştirmiş, diplomaları yok saymış, öğretmenleri "kursiyer" konumuna indirgemiştir. Amaç, Cumhuriyete bağlı öğretmenleri elemek, tarikat referanslı memurlar seçmektir!

o Mülakat Mağduriyetleri: "Mülakat kaldırılacak" sözlerine rağmen KPSS puanlarını hiçe sayıp mülakat oyunlarında ısrar ettiniz. Mahkeme kararlarına, yargının "mülakatın mağduriyet yarattığına" dair hükümlerine rağmen 1611 mülakat mağduru öğretmeni göreve başlatmayarak kurumsal bir hukuksuzluğa imza attınız.

o Öğretmene Cop, Patrona Hizmet: Özel okul öğretmenlerini taban ücret haklarını gasp ederek patronların kölelik düzenine, asgari ücret sınırına mahkum ettiniz. Günlerdir Ankara sokaklarında meslek onurları için direnen, bedenlerini açlık grevine yatıran özel sektör öğretmenlerinin sesini duymak yerine, üzerlerine kolluk kuvvetlerinin copunu, gazını saldınız. Öğretmenin hakkını polise dövdürerek bastıran bir bakanlık zihniyeti, bu ülkenin çocuklarına hangi adaleti, hangi insan haklarını öğretecektir?

BU TALEPLER BİR TEMENNİ LİSTESİ DEĞİL; ASGARİ VAROLUŞ KOŞULLARIDIR!

Bugün buradan, Millî Eğitim Bakanlığı’nın önünden bir kez daha en gür sesimizle ilan ediyoruz. Bu talepler bizim asla taviz vermeyeceğimiz kırmızı çizgilerimizdir:

1. Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu Derhal Çıkarılmalıdır: Öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına yönelik şiddet uygulayanların, okul basanların, magandaların tutuklu yargılanmasını sağlayacak, TCK'da cezaları artıran özel bir yasa çıkarılmalı; saldırılar “basit suç” kapsamından çıkarılmalıdır!

2. Okullara Kadrolu Güvenlik ve Temizlik Personeli Atanmalıdır: İUP, TYP gibi geçici, güvencesiz ve etkisiz kölelik projeleri derhal sonlandırılmalı; 61 binden fazla resmi okulun tamamına bütçeden kaynak ayrılarak kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanmalıdır! Okullarda sabun, kâğıt havlu bulunmaması utancına son verilmeli, temiz suya ücretsiz erişim sağlanmalıdır!

3. Her Öğrenciye Ücretsiz Okul Yemeği Sağlanmalıdır: Okul beslenmesi bir yardım değil, sosyal devletin asli görevidir. Okullarda beslenme üzerinden oluşan sınıfsal ayrışmaya, çocukların aç kalmasına derhal son verilmelidir!

4. MESEM’ler Kapatılmalı, Çocuk İşçiliği Bitirilmelidir: Çocukları hayattan ve okuldan koparan, cinayetlere davetiye çıkaran MESEM düzeni iptal edilmeli, tüm çocuklar örgün, yüz yüze ve tam zamanlı eğitime geri döndürülmelidir! Açık liseler örgün eğitimin alternatifi olmaktan çıkarılmalıdır.

5. Maarif Müfredatı Geri Çekilmeli, Protokoller İptal Edilmelidir: Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli derhal çöpe atılmalıdır. ÇEDES projesi ve MEB ile tarikat-cemaat yapıları arasında imzalanan tüm protokoller iptal edilmeli; eğitim programları bilimsel, pedagojik ve laik temelde yeniden düzenlenmelidir!

6. Mülakat ve Akademi Dayatması Kaldırılmalıdır: Mülakat sistemi tamamen kaldırılmalı, atamalar yalnızca objektif yazılı sınav sonuçlarına göre yapılmalıdır. Mahkeme kararlarına rağmen göreve başlatılmayan mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir! ÖMK ve Akademi uygulamaları geri çekilmelidir.

7. Özel Okul Öğretmenlerine Taban Ücret Güvencesi Verilmelidir: Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenler için "Taban Ücret" hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik garabeti tamamen kaldırılmalı, tüm öğretmenler kadrolu ve yoksulluk sınırının üzerinde bir maaşla istihdam edilmelidir!

Durum ne kadar karanlık görünürse görünsün, karşımızdaki kuşatma ne kadar ağır olursa olsun; eğitimdeki gericileştirmeye, piyasalaştırmaya ve meslek onurumuza kasteden Yusuf Tekin zihniyetine karşı verdiğimiz aydınlanma mücadelesinden bir adım bile geri adım atmayacağız!

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği yeni nesillere kıyılmasına da eğitimcilere ve çocuklarımıza bu ülkenin zindan edilmesine de izin vermeyeceğiz! Sonuna kadar mücadele edeceğiz, sonuna kadar laik ve bilimsel eğitimi savunacağız!

Yaşasın Laik, Bilimsel, Çağdaş ve Kamusal Eğitim Mücadelemiz!

Yaşasın Eğitim-İş!