Denizli’nin Çal ilçesinde kaybolmaya başlayan geleneklerin izini süren belgesel; çobanlardan dokuma ustalarına, sepet örücülerinden akademisyenlere kadar uzanan gerçek yaşam hikâyeleriyle modern hayatı sorguluyor.
Geleneksel kültürün yalnızca geçmişe ait bir miras değil, bugünü ve geleceği şekillendiren bir “gizli hazine” olduğunu vurgulayan yapım, izleyiciyi hem duygusal hem de sosyolojik bir yolculuğa çıkarıyor.
“Çobana kız vermiyorlar” sözleri gündem oldu
Belgeselin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1960 doğumlu çoban Hasan Demirhan ve eşinin anlatımları oldu. Demirhan, mesleğin yok oluşunu ekonomik değil toplumsal nedenlere bağlayarak, “Benden sonra bu işi yapacak kimse yok köyde. Çobana kız vermiyorlar, onun için çoban burada koyun gütmüyor” ifadelerini kullandı. Buna rağmen Demirhan, “Yeni bir daha dünyaya gelsem yine çoban olurum” diyerek mesleğine bağlılığını dile getirdi.
“Aynı yastıkta yatıyorlardı, şimdi ayrılıyorlar”
Demirhan’ın eşi ise modern yaşam ve evlilik ilişkilerine yönelik eleştirilerde bulundu. Geçmişteki dayanışma kültürü ile bugünkü yaşamı kıyaslayan Demirhan’ın eşi, “Şimdiki gençler bunu yapar mı? Hazır yastık, hazır yatak, hazır yorgan... Şimdi ayrı yastıkta yatıyorlar, ayrılıyorlar. Eskiler öyle miydi? Aynı döşekte yatıyordu, aynı yastıkta yatıyordu” sözleriyle dikkat çekti.
Akademik yorum: “Kilimde ilim, dokumada okuma”
Belgeselde yer alan akademik değerlendirmelerde Prof. Dr. Mustafa Genç, Anadolu’nun kültürel mirasına farklı bir bakış sunuyor. Genç, “Kilim kelimesini ‘K’ harfinden sonra ayırdığınızda içindeki ‘ilim’i görüyorsunuz. Dokumayı ‘D’den sonra ayırdığınızda içindeki ‘okuma’yı görüyorsunuz” sözleriyle el sanatlarının felsefi yönüne dikkat çekiyor.
“Deniz” denilen ustanın hikâyesi
Belgeselde yer alan bir diğer hikâyede, sepet (kelet) örme geleneğini sürdüren Ahmet Ös, mesleğin ekonomik değerini yitirdiğini ancak kültürel anlamda yaşatılmaya devam ettiğini anlatıyor. Ös, köyde farklı uğraşlara yönelen kişilere “deniz” (deli/eksik) denildiğini belirterek, “Bizim köyde işe güce bakmayan, bu işlerle uğraşan, şarkı söyleyen adamlara ‘deniz’ diyorlar. Hala daha deniz diyorlar” ifadelerini kullandı.
SDÜ’den uluslararası kültür çalışması
Çal Halk Eğitim Merkezi Müdürü Mehmet Denizli’nin aktardığına göre, 2020 yılında başlayan yöresel dokuma çalışmaları SDÜ’nün akademik katkısıyla uluslararası bir projeye dönüşmüş durumda. Halı, kilim, zili ve cicim gibi geleneksel dokumaların kayıt altına alındığı çalışma, kültürel mirasın korunmasını hedefliyor.
“Son Kez Çal” belgeseli, yok olmaya yüz tutan Anadolu mirasını görünür kılarak, modern dünyaya güçlü bir kültürel hafıza mesajı veriyor.