İslam hukukunda Hanefî ekolüne göre yapılması zorunlu (vacip) görülen teşrik tekbirleri, fıkıh alimleri tarafından Hazreti Peygamber’in (s.a.s.) sünnetine ve uygulamalarına dayandırılmaktadır. Peki, Teşrik tekbiri anlamı nedir, nasıl okunur? Teşrik tekbirinin okunuş biçimi ve Türkçe meali haberimizin devamında yer alıyor.
Kurban Bayramı döneminde milyonlarca inananın ibadetlerine eşlik eden teşrik tekbirleri, İslam kültüründe ve fıkhında köklü bir zikir uygulaması olarak kabul görür. Özellikle bayram namazı ibadeti ve kurban kesim vecibesiyle özdeşleşen bu tekbirler, takvimde işaret edilen günlerdeki farz namazların selamından hemen sonra yüksek veya alçak sesle eda edilir. Hanefî mezhebi müçtehitlerince vacip hükmünde değerlendirilen bu dini uygulama, Hazreti Peygamber’den (s.a.s.) günümüze ulaşan rivayet zincirlerine dayanır. Peki, Teşrik tekbiri anlamı nedir, nasıl okunur? İşte tüm ayrıntılar...
TEŞRİK TEKBİRİ ARAPÇA OKUNUŞ
الله أكبر الله أكبر لا إله إلا الله والله أكبر الله أكبر ولله الحمد
TEŞRİK TEKBİRİ TÜRKÇE ANLAMI
Teşrik tekbirinin Türkçe karşılığı şu şekildedir: "Allah her şeyden daha büyüktür, Allah her şeyden daha büyüktür. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah her şeyden daha büyüktür, Allah her şeyden daha büyüktür. Bütün övgüler, şükürler ve hamdler yalnızca O'na aittir." Bu kelam, Yaratıcı'nın benzersizliğini, birliğini ve azametini ilan eden en kıymetli zikir formları arasında yer alır. Kurban Bayramı periyodunda cemaatle veya münferit kılınan farz namazların ardından seslendirilmesi, İslam hukuku alimleri tarafından şer'i deliller ışığında vacip ve sünnet sınırları içinde konumlandırılmıştır. Ayrıca kurban ibadeti yerine getirilirken, hayvanın kesimi esnasında bu tekbir zikredildikten sonra "Bismillahi Allahu Ekber" denilerek süreç tamamlanır.
TEŞRİK TEKBİRİ NASIL OKUNUR?
"Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd" Söz konusu zikir, farz namazların selamının ardından ara vermeksizin bir defa telaffuz edilir. Hanefî fıkıh ekolünün kurallarına göre, yükümlülük şartlarını taşıyan kadın ve erkek her Müslümanın bu tekbiri getirmesi dini bir gereklilik (vacip) kılınmıştır. İslam kaynaklarında aktarılan tarihi vesikalara göre Hazreti Peygamber (s.a.s.), Kurban Bayramı'nın arefe günündeki sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar olan süreçte, kıldığı her farz namazın arkasından bu tekbiri bizzat getirmiştir. Bu dini uygulamanın dayanağı olan hadis ve asar rivayetleri arasında, Beyhakî tarafından kaleme alınan "es-Sünenü’l-kübrâ" ile Dârekutnî’ye ait "es-Sünen" isimli temel kaynaklar öne çıkmaktadır.
TEŞRİK TEKBİRİ NE ZAMAN GETİRİLİR?
Teşrik tekbirlerinin başlangıç zamanı, arefe gününün sabah namazı vaktidir. Bu süreç, bayramın dördüncü gününün ikindi namazı vaktine kadar kesintisiz şekilde sürer; dördüncü günün ikindi namazı da bu kapsama dahildir. Hanefî mezhebindeki kuvvetli ve genel kabul gören içtihada göre, toplamda 23 vakit boyunca her farz namazın bitiminde bu tekbirin getirilmesi esastır. Bu zaman zarfında sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının farzlarından hemen sonra birer kere tekbir okunması kurala bağlanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dini bilgilendirmelerine göre, teşrik günlerine rastlayan ve o günler içinde kaza edilen namazların arkasından da teşrik tekbiri okunmalıdır. Buna karşın, teşrik günleri bittikten sonraki bir zaman diliminde geçmişe dönük yapılan namaz kazalarında bu tekbir getirilmez. Şâfiî mezhebinin fıkhi değerlendirmelerinde ise teşrik tekbirlerinin eda edilmesi sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet) kategorisinde yer almaktadır.
TEŞRİK TEKBİRİ KAÇ KERE GETİRİLİR?
İlgili tekbir, eda edilen her farz namaz ritüelinin ardından yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere okunur. Hanefî mezhebi kriterlerine göre arefe gününün şafak vaktinden başlayıp bayramın son gününün ikindi namazı dahil olan evreye kadar toplamda 23 namaz vaktinde tekrar edilir. Dolayısıyla bayram dönemi boyunca bu kutlu zikir toplamda 23 kez tekrarlanmış olur. Tekbir getirilmesinin unutulması halinde, durum fark edildiği anda zikrin kaza edilmesi gerektiği fıkhi tavsiyeler arasında yer alır. Temel dini kaynaklarda net bir şekilde ifade edildiği üzere, teşrik tekbirleri münhasıran farz namazların peşinden okunacak şekilde formüle edilmiştir; sünnet veya nafile namazların bitiminde teşrik tekbiri getirilmesi söz konusu değildir.