banner121

Deve İdrarı Hadisinin İzdüşümü: Klinik mi Hadarilik mi?

Son günlerin tartışmalı konulardan olan "DEVE SİDİĞİ" tartışmasına bir açıklama da KastamanuNur sitesinin yazarı Hüseyin Asdegiden geldi, işte yazarın o yazısı;

İlginç 26.07.2017, 00:42
Deve İdrarı Hadisinin İzdüşümü: Klinik mi Hadarilik mi?
banner123

 Sosyal medya meddahlığında ihtisas sahası açmış bulunan hadis inkarcılığı moda furyası, garip bir çelişkiyle ‘demode‘ argümanlarına sığınacak kadar acziyet içinde iken, bir de buna fanatiklikte sınır tanımayan obur müşterilerine iştah açıcı yeni trend ve kreasyon sunamama telaşı da eklemlenince müzmin bi sancı ile kıvranmakta şimdilerde…
 
Biz de bu; stokları tükenen malzeme mahrumu küçük esnaflara hayrımıza, yontup bükecekleri yeni materyaller sunalım dedik..
 
O yüzden oldu – bittiye getirdikleri, apar topar; mızıkçı çocuk paniğiyle üzerini toz toprakla örtmeye çalıştıkları defolu çakma ‘dahi’ tezlerini yüzlerine vuralım izninizle…
 
Eğer siz de kilometrelerce uzaklıktaki yerlere kuantum dolanıklık teorisiyle ışınlanılabileceğini bilimsel içerikli kitaplarda okuduğunda ya da bi fizik profesöründen dinlediğinde çene hareketlerini ağır çekime ala ala: “Vaaayyy be!..Bilim nereye uçuyor böyle…” diyen ancak bir siyer kitabında peygamber aleyhisselamın mucizelerini okuduğunda ise “Hiç olur mu; böyle hurafeler, anca üfürükçü kadın hezeyanlarında ya da mitolojik senaryolarda bulunur…Biraz realist olun yahu!..” diye nutuk çekenlerdenseniz; rica edeceğim, siz iki kere okuyun bu yazıyı… Zira amentünüz olan bilimin mührüyle “cicili bicili” tasdik damgası bile almış klinik bir hadiseden bahsedeceğim size.
 
Yoo, bahsedeceğim konu öyle baş döndürücü süratteki Hollywood aksiyonları kadar heyecan verici değil, Uzak Doğu’nun mistik ve gnostik kokulu gelenek esintilerinden deneyimlemediğiniz ilginçlikte olanlarından hiç değil, maalesef…
 
Bu, eğer arkadaş listenizde Amerika’yı yeniden keşfetmek heveslisi paşa Kristof Kolombcuklar varsa ve eğer siz onlardan sadece bir doz almışsanız, duymuş olma ihtimalinizin tavan yaptığı bir facebook rivayeti: Deve idrarı hadisi.
 
Deve idrarı hadisi nedir?
 
Ben size özet geçiyorum şimdi: Buhari’de geçen rivayetler o kadar ucubece, o derece saçmaymış ki peygambere iftira atmaktan utanmayan uydurukçu (!) Buhari, peygamberin ağzından mü’minlere deve idrarı içmeyi emrettirecek kadar ileri gitmiş.

Çöl Araplarının bedevi ve hadari ilkelliklerini, görgüsüzlüklerini bize İslam diye yutturmaya çalışan din pazarlamacalarına aldanan safdillerse 14 asır boyunca bizim kahraman reformist pehlivanlarımızı beklemişler, artık 1400 senelik aldanış can çekişiyormuş; bu beyinlerinden zeka fışkıran modernist yeni yetme Mehdi’lerimiz sayesinde…
 
Onlar Mehdicilik oynayadursun;biz işin hakikatine inelim:
 
Birincisi, Rasulullah tüm mü’minlere deve idrarı içmeyi emretmemiştir, içtikleri takdirde sevap kazanacakları hezeyenına hiç girmiyorum bile. Medine’ye gelip hastalanmış olan bir heyete deve idrarıyla birlikte sütünü içmeyi tavsiye etmiştir. Hastalanmış kısmını büyük harflerle yazmış olmalıydım belki.

Çünkü herkese değil hasta olan bir heyete tavsiyesi bu. Hastalığın tedavisinde kullanılan drogların analizinin bundan 14 asır önce uçsuz bucaksız çöl kumları üzerinde inşa edilmiş farmakokinetik, botanik, zoolojik AR-GE çalışmalarının yapıldığı laboratuvarlarda yapıldığını düşünemeyeceğimize göre, ilaç etken maddesini ekstre edebilmek için en ilkel yöntemlerin bile tababet olarak adlandırıldığı bir dönemde tedavi için tek yolun bitkisel ve hayvansal drogların (ilaç hammaddeleri) doğrudan tüketimi olduğunu dile getirmeye gerek bile yoktur sanırım.
 
İdrar bileşenleri deyince zihninizdeki kötü ve tiksindirici çağrışımları canlandırır gibiyim. Fakat bir düşünün önce; fanconi sendromunun ya da Wilson hastalığının ürik asit derişimini düşürdüğü kimselerde, çölde 1400 sene önce yaşamış bedevilerde, ürik asit seviyesini nasıl artıracaksınız?

Bu kimselerde ortaya çıkan halsizlik, yürüyememe, konuşamama, titreyiş, şişiklik… gibi onlarca problemi nasıl gidereceksiniz?

Hele ki bu semptomların çok ağır seyrettiği vakalarda hastaya git karaciğer, fasülye, balık ye; aylar, yıllar sonra iyileşecek bir metabolizman kalırsa belki iyileşirsin diyemezsiniz. Elbette ürik asitçe zengin olan bi drog bulmanız zaruri. Şimdiki gibi ürik asidi özütleyip ilaç terkibi yapamayacağınıza göre bunu deve idrarından temin edeceksiniz elbette.
 
Niçin koyun değil de deve idrarı demeyin; deve ve koyunun karaciğer metabolizması ornitin devri basamakları aynı değil. Zührevi hastalıklardan kemik iliği rahatsızlıklarına kadar tüm fizyolojiyi etkileyen bir bileşeni yani ürik asiti yabana atmayın demek için değildi tüm bu satırları dizgelemem; idrar bileşenlerinden klinik tedavi edici fonksiyonu bulunan, yalnızca birini örnek verdim ki reelde kötü çağrışımları, tiksindirici tat ve kokuları bulunduğu halde klinik fayda adına tercih edilen ilaçlarla mukayese edesiniz.
 
Bugün içine çilek, portakal aroması katılmış şurupların bile tadı iğrençken, hepimizin hayatımızda en az bir kere iç bulandırıcı acılıkta ve tiksindirici kokudaki şuruplardan tadıp yüzümüzün tüm hatlarını buruşturmuşluğu varken, kalkıp da dünyanın tepsi şeklinde olduğuna inanacak kadar bilimsel ve teknik mahrumiyet çağının kör noktalarından birinde, yani Peygamber aleyhisselamın yaşadığı 7. asırda insanların tat ve koku, çağrışım iğrençliği olan bir sıvıyı; idrarı içmeme lükslerinin olabileceğinden bahsetmeyin.
 

Ege bölgesinde idrarla tedavi
 
İyileşmek için her türlü pis kokulu şurupları kendi irademizle tıpış tıpış içen bizler, içtiğimiz şurupların terkibi kadar kimyasal dolu idrarın kötü ve iğrenç çağrışımlarının başka alternatif bir tedavisi olmayan hastalığın pençesinde kıvranmaktan daha korkunç olduğunu söyleyemeyiz. Kaldı ki bugün bile Ege’nin köylerinde arı sokması gibi basit ve tedavisi çok kolay bir hastalığın olası risklerinden korunmak için ilaç yokluğunda amonyak içerdiği için idrarla tedavi edildiğini biliyoruz.
 
Bugün; 21.asırda, uzay çağında, teknolojik gelişmelerin şahikalarında gezinirken, her eczanede amonyak bulmak manavda domates bulmak kadar kolayken, acil müdahale için arının soktuğu bölgeye idrar yapılmak suretiyle amonyak ihtiyacının karşılandığı bir sır değil.
 
Niçin bu hadis inkarcılığının çığırtkanlığını yapan, boğazlarını yırtarcasına yaygarayı basan zevat, Türkiye’nin “çağdaş ve muasır medeniyet çizgisine” en yakın bölgesi olan Batının köylerindeki bu tradisyonel (geleneksel) tıp uzantısı uygulamanın kritiğini yapma cesareti gösteremiyorlar dersiniz?

Çünkü bu pazardan onların hadis inkarcılığına malzeme çıkmaz da, ondan. Yoksa herkes bilir ki çarenin, alternatif çözümlerin bulunmadığı şartlarda olağanın ve normalize yöntemlerin dışına çıkılabilir. Kaldı ki 1 değil, 2 değil, 3 değil… Tam 14 asır öncesinin mahrumiyetini düşünün.

Tarihi vakalar mercek altına alınırken 21.asrın gözlüğünü çıkarmazsanız sadece barbarlık, sadece ilkellik, sadece vahşet çarpar gözünüze, 7.asrın vakasını irdeleyecekseniz bir zahmet 7. asrın aparatlarıyla analiz yapacaksınız. 7.asrın çorak ve yoksun toprağında yetişen noksan yöntemleri, 21.asrın münbit ve verimli arazisine ekerseniz sararıp solar, elinizde kalır. Yok eğer tarihi verileri illa da 21.asrın alfabesiyle okuyacağım, 7. asrın alfabesini tanımıyorum derseniz A yazan metni B okursunuz.
 
Deve idrarının bazı hastalıkların tedavisinde kullanıldığı uluslararası bir dergi olan Journal of Ethno-Pharmacology isimli dergide de geçmekte.
 
Deve idrarı uluslararası dergide..
 
Bitmedi; deve idrarı yalnızca Buhari’de geçmiyor, bu meselenin üzerine bunca bedevilik, ilkellik etiketi yapıştırıldıktan sonra nerede geçtiğini öyle kolay tahmin edemezsiniz, zorlamayın. Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (Ulakbim) indeksine göre bilimsel kudreti en ileri seviye kategorisinde yani A kategorisinde olan bir dergide: “Journal of Ethnopharmacology” dergisinde.

Yani kenar kıyı köşe dergisi ya da gazete müsveddesinde değil, Ulusal ve Uluslararası düzeyde bilimsel yetkinliğini tescillemiş akademik bir dergide. Ayrıca Müslüman bilim adamlarının çalışmalarından oluşmayan; ideolojik fanatikliğin tesirinde kalmış olamayacak bir heyetin edite, redakte ettiği bir dergide…
 
Deve idrarının Hepa-c1c7 türü kanserlerini kaynak organizma dışı kullanımda tedavi edici etki gösterdiği ve sitokrom – p450-1a1 enziminin sentezini inhibe ettiği yazıyor, derginin 2011’de çıkan nüshasında. Bu sitokrom p450-1a1 enzimi kanser oluşturucu etkisiyle biliniyor zaten. Kanser oluşturucu molekülü diskalifiye ediyor, kanser tahribatını da restore ediyor.
 
Bu 21.asrın dahi kronik bir çözüm sunamadığı ontolojik vakalara dair kısmi çözüm önerisine 1400 sene öncesinde dillendirilmiş bir hadiste değil de mesela Galen’in vatanı antik Yunan’da ya da alternatif tıp diyarı Hint coğrafyasında belki de yeni kıta yerlilerinde rastlanılmış olsaydı neler olurdu dersiniz?

Ben söyleyeyim: Tıp, eczacılık ve diğer Sağlık Bilimleri fakültelerinde tümör lezyonları ya da metastaz konularında tedavi seçeneklerinin tarihi gelişim süreci işlenirken slaytların ilk sayfalarında Hint, Yunan tababetinin ya da Avrupa yerlilerinin alternatif tıp mucizelerinin ballandıra ballandıra anlatıldığı sunum göze çarpacaktı…

Fakat iş hadis literatürü fobisine takılınca iki tip tepki anomalisi gözlemleniyor: ya bilmezden gelmek ya da müfredata ur gibi tasallut etmiş İslamofobi güdümlü saldırı refleksi.
 
İbni-i Sina’da deve idrarıyla tedavi
 
Batı’daki adı Avicenna olan İbni Sina deyince göğsümüz bir ayrı kabarır değil mi? Hatta modernist kesimlerin bile bi dertleri yoktur bu dahi tıpçıyla. Peki Avrupa’ da ve Asya’da asırlarca ders kitabı olarak okutulan “el-Kanun” da ne geçiyor biliyor musunuz : “Deve idrarıyla tedavi“.
 
Ayrıca herkes bilir ki netice alınamayan alternatif tıp tedavileri en geç bir iki asır sonra tarihin sayfalarına gömülür, yaşamları uzun olmaz. Ama bedevi, hadari Arapların bu deve idrarı tedavisini peygamber aleyhisselamdan binlerce yıl öncesinde bile tercih ettiklerini biliyoruz. Tradisyonel (geleneksel) tıp gücünü pozitif farmakovijilanstan alır; yani olumlu klinik geri dönüt. Bu şekilde bir tedavi neticesiz olmuş olsa binlerce yıl niçin halkın tercihi olsun? Herhalde idrar içme fantazisi yüzünden değil!
 
Bununla birlikte o dönemin mahrumiyet vahasından çıkmış bulunmaktayız bu asırda. Artık amonyak, ürik asit ve diğer idrar bileşenlerini laboratuvarların in-vitro ortamlarında ekstrakte edebiliyoruz, sentezleyebiliyoruz. Bu yüzden alternatif çözüm olanakları varken kalkıp da zorunlu bir tedavi tercihi olan deve idrarı içme teşebbüsünde bulunmak ancak belahet ve cehalettir.

Kimse “Hadi deve idrarının klinik faydalarından yararlanalım” diyerek kalkıp idrar içecek kadar ucube olmamalı bu asırda, çünkü tekrar tekrar belirtiyorum: O dönemin yoksunluk şartlarında değiliz şimdi, artık tedavi edici molekülleri başka tıbbi kanallardan elde edebiliyoruz.

Benim sözüm 14 asır önceki alternatif tıbbi yöntemleri 21.asrın şımarık, ekabir ve asırlar arası başkalaşımı göremeyecek kadar kör yaklaşımıyla, rahat, yumuşak koltuğunun gevşeticiliğine gömülerek, zihninde bilim adına yalnızca ortaokulda gördüğü Fen Bilgisi dersinin “Maddenin tanecikli yapıda olduğu” bilgi kırıntısı olduğu halde uluslararası arenada bilimsellik bulvarında at koşturan akademik camiların kabul ettiği tradisyonel tıbbın orasını burasını karalamaya çalışanlara…


Kaynak : KastamonuNur.com

haber32
haber32
Yorumlar (2)
alper 3 yıl önce
ortadoğunun içler acısı durumu ortada,bunun sorumlusu kuran mı?yoksa sözde rivayetlermi?her türlü pisliği işle ama Allahdan başka ilah yok dersen cennete girersin diyenlermi?neden ortadoğuda mutlak monarşi var?ahlaksızlıkda batının topuğuna bile çıkamıyor?kuranın öğretilerine uysak adam gibi adam oluruz.
vatandaş 3 yıl önce
islam dünyası son bin yıldır bilime hiç bir katkı sağlayamaması aklı ve kuranı devre dışı bırakıp hurafe ve hadis saçmalıgıdır hadisler dinin kaynağı olamaz dinin kaynağı kuran-ı kerimdir
haber32 haber32
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Sizce Isparta'nın En Büyük Sorunu Nedir?
Namaz Vakti 21 Şubat 2020
İmsak 06:14
Güneş 07:34
Öğle 13:17
İkindi 16:20
Akşam 18:49
Yatsı 20:04
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 22 30
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 21 24
14. Antalyaspor 22 22
15. Konyaspor 22 20
16. Ankaragücü 22 20
17. Kasımpaşa 22 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Erzurum BB 22 39
3. Bursaspor 22 39
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 22 18
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 26 54
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 26 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. M. United 26 38
8. Wolverhampton 26 36
9. Everton 26 36
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 26 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19
Günün Karikatürü Tümü