Mücadele ettiği rakiplerinin dişli olduğu hakkında da konuşan Karaca, “Şampiyonaya gelenlerin hiçbiri boş değil. Herkes ülkesinin en iyisi, ülkelerde elemeler olur. Bu elemeler üzerine 13 tane sıklette Türkiye’de, Avrupa’da, Dünya’da en iyiler o şampiyonaya gelir. Orası şampiyonlar ligi. Zaten oraya gelen sporcular boş dövüşçü değil, ülkesinin en iyisi. Tabi ki zorlu maçlar yaptım. Kazansan da kaybetsen de darbe alıyorsun, vuruyorsun. Turnuva olduğu için bir sonraki maçı düşünmek zorundasın. Sakatlığın oluyor ona rağmen dövüşmek zorundasın. Sonuçta üzerinde farklı bir sorumluluk var. Orada milli takım adına dövüşüyorsun. Kimse şahsi değil, ‘Türkiye’ olarak anılıyor. Şampiyon olduğunuz zaman ‘57 kilo Türkiye Emre Karaca’ deniliyor. Orada geçen yıl şampiyon olduğum için ilk turda müsabaka oynamadım. Normalde dört maç yapmamız gerekiyor, ben şampiyonluk olduğum için seri başı oldum. Bir tur bay geçtim. Sonra Ürdünlü rakiple karşılaştım. Sonra yarı finalde Polonyalı rakiple dövüştüm. Çok iyi maçtı, onu yendim. Finalde Kazak rakibim geldi. Bir gün öncesinde onun maçlarını çok izledim. Bir, bir buçuk saat onun üzerine çalıştım. Maçlarını izleyip ona göre strateji yaptım. Stratejide çok disiplinli oynadığımı düşünüyorum. Son raunta kadar disiplini hiç bozmadım. Son rauntta 30 saniye kala tempoyu artırdım. Stratejim doğru gitti, istediğini yaptım. Maçı son anda çevirdim, kazandım. Rakibim çok iyiydi. Ama ben daha iyiydim. Bu bir satranç gibi. Sonraki aşamaları düşünüp rakibe göre oynaman gerekiyor. Ben bunu iyi yaptım. Yıllardır dövüşüyorum, onun getirdiği bir tecrübe de var. Çocuğuma çok iyi bir miras baktığımı düşünüyorum. Bundan 50 sene sonra da anılacak. Çok şükür çok mutluyum” ifadelerine yer verdi.

Online Oyunların Sosyal Medya Stratejileri ve Taktikleri Online Oyunların Sosyal Medya Stratejileri ve Taktikleri