Türkiye’nin yeni dönem ekonomi politikası 28 Temmuz 2008’de Resmi Gazetede yayınlanmıştı. Gazetelerin ekonomi sayfalarına baktığımızda, bu konunun üzerinde yeterince durulmadığını görmekteyiz; o dönemde ülkeyi yakından ilgilendiren “Kapatma Davası” söz konusu olduğu için. Bilirsiniz Türkiye’de ekonomi her zaman ikincil bir sorun olarak görülmüştür hükümetler tarafından. Buda sürdürülebilir bir büyümeyi ve yapısal reformların uygulanmasını her zaman geciktirmiştir.

 

Uluslararası piyasalarda yaşanan sorunlar ve muhtemel sonuçları dikkate alınarak hazırlanmış görünen yeni program; istikrar için büyümeyi, gelir dağılımını eşitlemeyi, küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı ve Avrupa Birliği uyum sürecini hızlandırmayı hedeflemekteydi. Ayrıca programda, çok sayıda sektörün önerileri ve talepleri de göz önünde bulundurulmuştu.

 

DPT’nin web adresinden de bakabileceğiniz programdan birkaç önemli maddeyi sizlere sunmak istiyorum;

 

  • İstikrarlı büyümeden, büyüme ile istikrara geçişin çerçevesi hazırlanacak.
  • Reel sektör, büyüme ve istihdam odaklılık ön planda tutulacak.
  • Orta vadeli mali çerçeve ile enflasyon hedeflemesi, programın önemli parametrik bileşenlerinden olacak.
  • Mali kurula ilişkin teknik çalışma tamamlanacak, kalıcılığı sağlanacak.
  • Uygun para politikasına ve enflasyon düşürme mekanizmalarına devam edilecek.
  • Piyasa ekonomisinin yapısı ve kurumsallaşması kalite ile ekonominin küresel rekabete dayanma kapasitesi artırılacaktır.
  • Özelleştirme sürecinin ve yatırım ortamının iyileştirilmesine devam edilecek.
  • Mahalli İdarelerin ve KİT’lerin kurumsal yönetişim, mali disiplin kalitesi artırılacak.

 

Temel Makroekonomik Göstergeler

 

 

2008

2009

2010

GSYİH Büyümesi (%)

5,5

5,7

5,7

GSYİH (Milyon YTL, Cari Fiyatlarla)

719.888

791.358

869.924

GSYİH (Milyar Dolar, Cari Fiyatlarla)

482.693

527.150

571.154

GSYİH Deflâtörü (%)

5,1

4,0

4,0

TÜFE Yılsonu (%)

4,0

4,0

 

(Kaynak : Orta Vadeli Program 2008-2010)

 

Hedeflenen göstergeler maalesef beklenildiği ölçüde gelişmemiştir. Daha ekonominin ilk altı aylık yarı döneminde hedeflerden ciddi oranda sapmalar söz konusu olmuştur. Kapatma Davası, Ergenekon gibi konular ekonominin önüne geçmiş, temel ekonomik sorunlar ikinci planda tutularak mevcut ekonomi politikasından sapılmıştır.

 

Özellikle enflasyon oranlarında beklenilene ulaşılamamıştır. Türkiye ekonomisi çift haneli enflasyonla karşı karşıya kalmıştır. Aylık enflasyon oranları kimseyi kandırmamalıdır. Aylık enflasyon inerçıkar. Önemli olan yıllık enflasyon oranlarıdır. Türkiye bu olumsuz çizgide ilerlerse yılsonunda, tüketicinin satın alma gücü azalacak, üreticinin maliyetleri artacak, faiz ve döviz fiyatları beklenilen oranda gerçekleşmeyecektir. Öyle de oldu gerçekten faiz oranları ilk yarıyılda yüzde 18 civarlarında seyretti. Enflasyonda yüzde 10 seviyelerini aştı.

 

Tüketici fiyatları artış oranlarını incelediğimizde, Türkiye 12,1 ile dünya sıralamasında ABD, AB, Arjantin, Brezilya, Meksika ve Hindistan’ın önünde yer almaktadır. Yine 3 aylık vadeli faiz oranlarına baktığımızda, Türkiye 18,10 ile ABD ve AB’nin çok üstünde, diğer ülkelerin ise yine ortalama olarak üzerinde yer almaktadır. (Kaynak: The Economist 30 Ağustos 2008)

 

Temel göstergeler bize gösteriyor ki her zaman olduğu gibi yine hedeflenen ekonomi politikasının çok uzağında yer alıyoruz. Mali sistemde ciddi oranda belirsizlik ve güvensizlik söz konusu. Büyüme düşüyor, varlık fiyatları düşüyor fakat enflasyon hızla yükseliyor. Yabancı yatırımcıların kafası ne kadar karışık olsa da ülkeye olan yatırım şu an için devam etmektedir. Kriz kelimesi şu an için ağır bir üslup olsa da ilerisi için kesinlikle dikkate alınması gereken bir noktadır.

- - - -