1950 yılında 12 ülke tarafından ekonomik, tarım, ulaşım gibi bir çok alanda ortak politikalar oluşturmak ve bunları uluslarüstü bir otorite ile kontrol etmek amacı ile kurulmuştur. 1955 yılında alman Arşene Heitz'ın tasarımı olan, mavi zemin üzerine 12 yıldızlı bayrağı resmi bayrak olarak kabul etmiştir. Heitz daha sonra yaptığı açıklamada bayrağı tasarlarken, İncil'de yer alan Hz. Meryem'in tacındaki 12 yıldızlarından esinlendiğini açıklamıştır. İlk başta 12 üye ile kurulan birlik, günümüzde 27 üye sayısına ulaştığı halde, bayrağındaki yıldız sayısı hala 12'dir.

27 üye ülke içinde müslüman bir ülke yoktur. Bu bilgiye dayanarak, Avrupa Birliği'nin 'Hıristiyan Birliği' olduğu söylenebilir.

 

Biz daha kuruluşunda niyeti belli olan bir oluşuma girmeye çalışıyoruz ama her zaman çeşitli bahanelerle, bir takım oyunlarla, hatta dayatmalarla, yarım üyelik, imtiyazlı ortaklık gibi bahanelerle oyalanıp duruyoruz.

 

AB, devlet işleyişimize, yasalarımıza, tarıma, hayvancılığa ve hayatın hemen hemen her alanında bize müdahale edebiliyor, yasalar çıkartıp kanunlarımızda istedikleri gibi düzenleme yapabiliyor. 301. madde örneğinde olduğu gibi olmazsa olmaz deyip, şart koşabiliyorlar.

Zaman içinde hükümetler, uyum yasaları adı altında çeşitli düzenlemeler yapsalar da, aradan yıllar geçmesine rağmen, ülkemizin üyeliği adına bir gelişme olmamıştır.Hatta bazı dönemlerde birlik içindeki ülkelerin cumhurbaşkanları, başbakanları bizim üyeliğimizi istemediklerini açık ve net ifadelerle diler getirmişlerdir ve getirmeye de devam etmektedirler.Bizi istemediklerine dair daha bir sürü örnek verilebilir.

Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde yapılan araştırmada, halkın yüzde 48'i Türkiye'nin üyeliğine zaten karşı, yöneticilerinin de beyanları ortada iken biz hala girme çabalıyoruz anlamak mümkün değil.

 

Elbette üye olmamız halinde AB'nin bize çok katkıları olacaktır, ama ya bizim onlara yapacağımız katkılar?.

Taviz tavizi doğurur mantığından yola çıkarsak, verdiğimiz her tavizde bir yenisi ile karşımıza geliyorlar ve bu durum, haklımız içinde AB'ye girmeyi istemeyenlerin sayısını arttırıyor. Elbette haklı sebeplere dayanarak üyeliğimizi isteyenlerde vardır ama bizim de ülke olarak elimizde çok iyi imkanlarımız var, zengin yer atlı kaynaklarımızdan genç insan gücümüze, ülkemizin jeopolitik konumundan coğrafi konumuna kadar çeşitli değerlerimiz var ama biz bunları kullanamıyoruz.

AB bizi almak için çabalıyor olması gerekirken biz bu durumda olmamalıyız. Bizi alacaklarsa, baskı yapmadan, ön yargı ile yaklaşmadan, değiştirmeye çalışmadan, örf ve adetlerimizden, geleneklerimizden, kimliğimizden uzaklaştırmadan olduğumuz gibi kabul edip diğer üye ülkelerle aynı şartlarda almalılar.

Yoksa almasınlar...

 

                                                                                         Saygılarımla...

- - - - - - -