Afganistanın Başkenti Kabilde düşen helikopterde şehit olan 12 Türk askerinden birisinin Ispartalı olduğunu öğrendik. Öncelikle Ispartalı ve diğer şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk halkına başsağlığı diliyorum. Helikopter teknisyeni Astsubay kıdemli Çavuş Mehmet Akbaş gibi emekli Astsubay babası Süleyman Akbaş şehit oğlunun arkasından ‘Vatan Sağolsun’ diyerek duygularını net birşekilde ortaya koydu.
Muhtemelen yarın toprağa verilecek olan şehidimizin Halıkentdeki baba ocağına düşen ateş önce ailesini sonra Isparta’yı yaktı.
Başkan Günaydını da, Başbakan Erdoğanı da kutluyorum.
Afkanistandaki helikopter kazasında şehit olan 12 askerimiz sonrasında yurt içinve yurt dışı proğramlarını iptal eden Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yurt dışındaki Almanya proğramını iptal etmesini takdirle karşılıyorum. Sayın Başbakan şehit askerlerimizin cenaze törenine katılacak olmasıda hem asker ailelerine hemde Türk halkına bir moral, motivasyon sağlayacaktır.
Bu arada Isparta Belediye Başkanı Y. Ziya Günaydın’da bu akşam Kanal 32 ekranlarında canlı olarak yayınlanacak GÜNDEM proğramınında ileri bir tarihe ertelenmesini istedi. Şehidimizin cenaze töreninin yapılacağı bugün veya yarın böyle bir proğrama çıkmanın etik olmayacağını düşünen Başkan Günaydın, şehit ailesinin acısının paylaşılacağı, şehitlerimizin yasının tutulacağı böyle bir günde televizyon ekranlarında konuşmanın doğru bir yaklaşım olmayacağı düşüncesini ortaya koymasınıda takdirle karşılıyorum.
Bu arada hafta sonu, yani Cuma günü akşam ATV ana haber bültenini başından sonuna kadar izledim. Net olarak saymadım ama yaklaşık 20’ye yakın haberin tam 19 tanesi olumsuz, insanın içini karartan, karamsarlığa iten, psikolojisini bozan, bize noluyor dedirten cinstendi.
Afganistanda düşen uçakta şehit olan 12 askerimizle başlayan haber kuşağı, siyasetçilerin birbirlerini suçlaması ile devam ederken, Türkiyenin dört bir yanından gelen cinayet, kaza haberlerine yine Türkiye‘nin dört bir yanından gelen mobese görüntülerinide eklersek gerisini siz düşünün.
Kendi kendime bir haberci olarak sordum, kardeşim bu ülkede hiçmi güzel şeyler olmuyor? Toplumun psikolojisini bozmaya, içimizi karartmaya kimsenin hakkı yok. İnanın mümkün olduğunca haberleri izlemekten kaçınıyorum. Ama ne varki gazete, internet, radyo, telvizyon gibi iletişim araçlarıın asli ve en büyük görevi insanları haberdar etmektir. Televizyonları yurttan ve dünyadan haberleri, gelişmeleri öğrenme adına izliyoruz.
Burada RTÜK’e büyük görevler düşüyor.
Birincisi ve en önemlisi; Öncelikle teröristlerin ve yandaşlarının her türlü eylemlerinin medya organlarında yayınlanmasına izin vermeyin. Bu tür eylemleri yapanların amacı seslerini duyurabilmek. Haberciler görevlerini yaparken aslında teröre ve yandaşlarına da hizmet ettiklerinin farkında bile değiller.
İkincisi haberlerde belli bir kriter getirmek lazım. Yani 40 dakikalık ana haber kuşağında 20 dakikası olumsuz haberleri içerisiyorsa 10 dakikası eğitici haberler, 10 dakikasıda ülkede yaşanan güzellikler olmalı.
Nedir bu güzellikler diye soranlar olabilir. Birçok yatırım yapılıyor, birçok alanda buluşlar, ilkler gerçekleşiyor. Eğitimden, sağlığa, Turizmden, Ekonomiye birçok güzellikler yaşanıyor, kısacası bu ülkede hiçmi iyi şeyler olmuyor, elbette oluyor işte bunlarıda gösterin.
Son olarak belediye başkanı Günaydın ve ailesi ile belediye çalışanlarına yönelik yapılan operasyon sonrasında tutuklu bulunan 8 kişinin ilk mahkeme sonrasında tutuksuz yargılanması ile son bulan davayı kısaca yorumlamak istiyorum.
İddianamenin hazırlanmasının uzun sürmesi ve mahkeme tarihinin uzaması ile yaklaşık 8 ay sonra görülen dava öncesinde birçok yerde söylediğim ‘İlk duruşmada çıkarlar’ sözümün arkasında bu olayın abartıldığını, bir çetenin sözkonusu olmadığını tahmin ettiğim için söylemiştim.
Türkiye’de birçok alanda yapılan yenilikleri takdirle karşılıyorum. AK Parti icraatları, kararlılığı vb gibi alanlardaki reformları sayesinde 9 yıldır iktidarda ve halkın % 50’sinin takdiri ile yoluna devam ediyor.
Lakin Adalet sistemindeki bu aksaklıklarında biran evvel giderilmesinde fayda görüyorum. Bir suçtan dolayı gözaltına alınan ve 6 ay-bir yıl tutuklu bulunanların suçları sabit olmadan tutuklanmalarının yanlış olduğunu düşünüyorum. Tutuklanan bu kişilerin tutuklu bulundukları süre içerisindeki ekonomiye zararlarını kimse gözardı etmesin. Hem işinden gücünden, ailesinden yoksun oluyorlar, hemde tıklım tıklım dolu olan cezaevlerinde devletede yük getiriyorlar Cezaevlerindeki bu aşırı yığılmanın önüne geçmek için şimdi hükümet yaklaşık 15 bin hükümlüyü bırakmanın formülünü arıyor.