Refah düzeyi yüksek toplumlar da yaşayan insanlar, birikim yapabiliyorlar, istedikleri alışverişleri diledikleri gibi yapabiliyorlar iyi bir araba alabiliyorlar, ikinci bir ev yada yazlık alabiliyorlar, …

Ya bizler?

Kağıt üzerinde de olsa bizim ülkemizin de refah düzeyi yüksek!

 Her şey olağan, piyasalar süper, enflasyon yok denecek kadar az, kişi başına düşen milli gelirimiz arttıkça artıyor!

Kaldı ki, ekonomik göstergeler hep bunu söylüyor.. Ama gerçek hayata döndüğümüzde, kağıtlardan çıkıp sokağa indiğimizde durum hiç de öyle değil..

Ne birikim yapabilen var, nede lüks denebilecek tüketim yapabilen. Kıt kanaat yaşamaya çalışıyoruz. Tabi buna yaşamak denirse...

Bırakın lüks tüketimi, çocuklarının eğitim, giyim gibi masraflarını karşılamakta, evinin kirasını ödemekte hatta evinin pazar harcını görmekte zorlananlar var. Elbette böyle sıkıntıları olmayan, ekmeğin fiyatını bilmeyen, kalbur üstü denebilecek bir kitlemiz var şükür!

Zaten onlarda olmasa nasıl yaşarız bilmem…

Magazin programları ile, yarışma programları ile, kim nerde ne kadar para harcamış diye bir güzel avunup, gül gibi yaşayıp gidiyoruz.. Bu düzensiz düzen daha ne kadar sürecek bilmiyorum, bilen varsa da öğrenmeyi çok isterim…

Zaten böyle gitmez, gitmemeli. Bir şeyler olması lazım, yaşadığımız sıkıntının geçmesi için kağıt üzerinde değil gerçek piyasada iyi bir şeyler olması lazım.

Yoksa bırakın birikim yapmayı, yada daha iyi şartlarda yaşamayı, bu piyasa koşulları değişmezse yaşamak için gereken ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale geleceğiz.

Yaşamaktan kasıt, nefes alıp vermekse eğer; tamam o zaman bedava yaşıyoruz işte…

-