Charles Dickens'ın ünlü takma adı ve hikayesi
"Boz" isminin kökeni: Bir aile şakasından edebiyat dünyasına
Bu ilginç takma ismin hikayesi, Charles Dickens’ın en küçük kardeşi Augustus Dickens'a dayanmaktadır. Yazar, kardeşine en sevdiği romanlardan biri olan Oliver Goldsmith'in "The Vicar of Wakefield" (Wakefield Papazı) kitabındaki bir karakterden esinlenerek "Moses" (Musa) adını takmıştı. Küçük Augustus, "Moses" ismini çocuksu bir genizden telaffuzla "Boses" olarak söylüyordu. Zamanla bu telaffuz kısalarak "Boz" halini aldı. Dickens, yazarlık hayatına başladığında bu sevimli lakabı kendine mahlas olarak seçti ve 1836 yılında yayımlanan ilk kitabı "Sketches by Boz" (Boz’un Karalamaları) ile büyük bir şöhretin kapılarını araladı.
Kariyerindeki önemi ve "The Inimitable" (Taklit Edilemez)
"Boz" ismi Dickens için sadece geçici bir maske değil, aynı zamanda onun halkla kurduğu ilk samimi bağın bir parçasıydı. O dönemde Londra sokaklarını, insanların günlük yaşamlarını ve sosyal adaletsizlikleri bu isim altında eleştiren yazar, kısa sürede İngiltere’nin en çok konuşulan ismi haline geldi. Kariyeri ilerledikçe kendi ismini kullanmaya başlasa da, yakın çevresi ve hayranları ona sık sık "The Immortal Boz" (Ölümsüz Boz) şeklinde hitap etmeye devam etti. Dickens daha sonra kendine bir başka lakap daha bularak mizahi bir dille "The Inimitable" (Taklit Edilemez) sıfatını da kullanmış, ancak tarih onu en çok gençlik yıllarının o gizemli ve gözlemci yazarı "Boz" olarak kaydetmiştir.




