HABER32 Yazarı İlker Davraz, köşe yazısında Şükrü Başdeğirmen’in Bursa’da yaşayan Ispartalılarla buluşmasını kaleme aldı. Memleket hasreti çeken hemşehrilerin aynı sofrada buluştuğu bu anlamlı ziyarette, kabune pilavından helvaya, hasret dolu sohbetlerden yıllar sonra kurulan kavuşmalara kadar pek çok güzel ayrıntıya dikkat çekti.
İşte, o yazı...
Bursa'ya Sadece Lezzetler Değil, Isparta'nın Samimiyeti De Götürüldü!
Bir insan doğduğu şehirden uzaklaşabilir. Başka şehirlerde yuva kurabilir, iş sahibi olabilir, yıllarını geçirebilir. Ama insanın memleketiyle arasındaki gönül bağı, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin kolay kolay kopmaz.
Geçtiğimiz günlerde Bursa’da düzenlenen Ispartalılar buluşmasına ilişkin haberleri, görüntüleri ve yapılan açıklamaları incelerken aklımdan geçen ilk düşünce buydu.

Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in Bursa’da yaşayan hemşehrileriyle bir araya gelmesi, aslında bir belediye başkanının kendi şehrinin insanlarıyla kurduğu ilişkinin ne kadar geniş bir anlam taşıyabileceğini de gösterdi.
Çünkü, bu buluşmada yalnızca yemekler ikram edilmedi, sohbetler edilmedi, hatıra fotoğrafları çekilmedi.
Bursa’da bir günlüğüne küçük bir Isparta kuruldu.
Memleket hasreti çekenler aynı sofrada buluştu. Yıllardır birbirini görmeyenler hasret giderdi. Isparta’nın kokusu, lezzeti, samimiyeti kilometrelerce uzağa taşındı.
Ve bütün bunların merkezinde, hemşehrileriyle bir arada olmaya özel önem veren bir belediye başkanı vardı.

MEMLEKETİNE GELEMEYENİN AYAĞINA MEMLEKETİNİ GÖTÜRMEK…
Şükrü Başdeğirmen’in Bursa’daki konuşmasında, üzerinde durulması gereken çok anlamlı bir ifade var:
“İşi, mesleği dolayısıyla sıla-i rahim yapamayan sizlere kazanlarımızla geldik, ilçelerimizin lezzetlerini getirdik.”
Ne kadar sade ama ne kadar anlamlı bir cümle…
Aslında uzun uzun anlatılabilecek bir düşüncenin bir cümleye sığdırılmış hali...
Memleketine gelemeyen insanın ayağına memleketini götürmek…
Üstelik yalnızca bir selamla değil, o memleketin sofrasıyla, kültürüyle, hatıralarıyla gitmek.
Bence Bursa buluşmasının en güzel tarafı da buydu.
Bir düşünün…
Yıllar önce Isparta’dan ayrılmış, Bursa’da hayatını kurmuş bir hemşehrimiz, karşısında Isparta’nın belediye başkanını görüyor.
Memleketinden gelen insanlarla sohbet ediyor, çocukluğundan tanıdığı lezzetlerle karşılaşıyor.
Belki yıllardır göremediği bir tanıdığına sarılıyor...
O an, Bursa ile Isparta arasındaki kilometrelerin pek de önemi kalmıyor...
İşte, bu duyguyu yaşatabilmek, sıradan bir organizasyonun çok ötesinde bir anlam taşıyor.

BAŞDEĞİRMEN’İN DİKKAT ÇEKEN BİR ÖZELLİĞİ VAR
Şükrü Başdeğirmen’in belediye başkanlığı dönemine baktığımızda, insanlarla doğrudan temas kurmaya önem verdiğini görüyoruz.
Bursa’daki buluşma da bu yaklaşımın şehir sınırlarının dışına taşan örneklerinden biri.
Burada dikkat çekici olan, Isparta’dan ayrılmış insanları da memleketin bir parçası olarak görmesi.
Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca binalardan, caddelerden, mahallelerden oluşmuyor.
Bir de o şehrin yetiştirdiği insanlar var.
Kimi Bursa’da fabrikatör olmuş, kimi esnaf, kimi işçi, kimi emekli…
Ama hepsinin ortak bir tarafı var.
Kalplerinin bir köşesinde hâlâ Isparta yaşıyor.
Başdeğirmen’in bu insanlarla buluşmak için şehir şehir dolaşması, hemşehrilik bağlarının canlı tutulmasına verdiği önemi gösteriyor.
İstanbul, Ankara ve Bursa…
Farklı şehirler, farklı hayatlar ama aynı memleketin insanları.
Bu buluşmaların devam etmesi de önemli.
Çünkü bir kez yapılan ziyaret güzel bir hatıra bırakır; tekrarlanan buluşmalar ise zamanla bir geleneğe dönüşür.

BURSA’DAKİ EN GÜZEL AYRINTI…
Diğer yandan, Başkan Başdeğirmen’in konuşmasında aktardığı bir olay özellikle dikkatimi çekti.
Aynı şehirde yaşadıkları hâlde birbirlerinin varlığından haberdar olmayan Ispartalılar, bu buluşmalar sayesinde karşılaşabiliyor.
Hatta, Bursa’da yaşayan bir kişinin kuzeniyle bu organizasyonda buluştuğundan söz ediliyor.
İnsan ister istemez düşünüyor...
Aynı şehirde yaşayıp birbirinden habersiz iki akrabayı buluşturan şey, yüzlerce kilometre uzaktaki memleketlerinden gelen bir davet oluyor.
Bundan daha güzel bir hemşehrilik hikâyesi olabilir mi?
Bazen büyük anlamlar, işte böyle küçük ayrıntıların içinde saklıdır.
Bir selamda, bir kucaklaşmada, yıllar sonra karşılaşılan tanıdık bir yüzde…
Başdeğirmen’in Bursa ziyaretinin bence en kalıcı tarafı da insanların hafızasında bıraktığı bu tür hatıralar olacak.

BİR KAZAN KABUNENİN ANLATTIĞI ÇOK ŞEY VAR
Isparta’nın kendine özgü lezzetlerinden kabune pilavı…
Yanında helva…
Bunlar dışarıdan bakıldığında birer yemek olabilir.
Ama Ispartalı için çok daha fazlasıdır.
Düğünleri hatırlatır, bayramları hatırlatır, kalabalık aile sofralarını, eski mahalleleri, çocukluk yıllarını hatırlatır.
Bursa’da kurulan sofralarda da aslında bu hatıralar canlandı.
Şükrü Başdeğirmen’in hemşehrilerine yalnızca bir ziyaret gerçekleştirmek yerine Isparta’nın kültürünü de beraberinde götürmesi, organizasyona ayrı bir sıcaklık kazandırdı.
Çünkü insan bazen memleketini bir türküde, bazen bir kokuda, bazen de çocukluğundan bildiği bir yemekte bulur.
Ve insanın gönlüne dokunan şeyler çoğu zaman en sade olanlardır.

ISPARTA’NIN SINIRLARI HARİTADAKİ ÇİZGİLERDEN İBARET DEĞİL
Bu buluşma bana bir kez daha şunu düşündürdü:
Isparta’nın nüfusunu yalnızca şehirde yaşayanlarla değerlendirmek, bu memleketin gerçek büyüklüğünü anlatmaya yetmez.
Türkiye’nin dört bir yanında Isparta’yı temsil eden, doğduğu topraklarla bağını koruyan çok sayıda hemşehrimiz var.
Onların başarıları, dostlukları, çocuklarına aktardıkları gelenekler de Isparta’nın zenginliğidir.
İşte bu nedenle şehir dışında yaşayan hemşehrilerle kurulan bağın korunmasını önemli buluyorum.
Başdeğirmen’in Bursa’daki buluşması, bu düşüncenin güzel bir karşılığı oldu.
Üstelik böylesi buluşmaların bir başka değeri daha var.
Bursa’da doğmuş, büyümüş, belki Isparta’yı yalnızca yaz tatillerinde görmüş çocuklar da ailelerinin memleketine ait kültürü yakından tanıma fırsatı buluyor.
Bir çocuğun Isparta’yı merak etmesi, büyüklerinden memleket hikâyeleri dinlemesi, bir gün o toprakları görmek istemesi…
Bunlar küçük gibi görünen ama kuşaklar arasındaki bağı güçlendiren önemli kazanımlar.

GÖNÜL BAĞI KURABİLMEK…
Belediye başkanlarının yaptıkları hizmetler zaman içerisinde farklı yönleriyle değerlendirilir.
Ancak insanların hafızasında yer eden bir başka taraf daha vardır.
Kendilerine gösterilen ilgi, kurulan samimiyet, hatırlanmış olmanın verdiği mutluluk…
Bursa’daki buluşmayı değerlendirirken benim özellikle üzerinde durmak istediğim konu bu...
Şükrü Başdeğirmen’in memleketinden uzakta yaşayan Ispartalıları unutmaması ve onlarla bir araya gelmeye zaman ayırması, insani yönü güçlü bir yaklaşım.
Bence bir şehre duyulan aidiyeti güçlendiren de bu tür samimi temaslar.
Çünkü insan, kendisini hatırlayanı kolay kolay unutmaz.
SON SÖZ…
Bursa’daki buluşmadan geriye elbette fotoğraflar, görüntüler ve güzel hatıralar kaldı.
Ama bana kalırsa bundan daha önemlisi, yüzlerce kilometre uzakta yaşayan Ispartalıların memleketleriyle yeniden kucaklaşmış olmasıydı.
Şükrü Başdeğirmen bu kez Bursa’ya Isparta’nın kabunesini, helvasını, geleneklerini götürdü.
Ama bütün bunların yanında çok daha kıymetli bir şeyi de taşıdı.
Memleketinden uzakta yaşayan insanlara, memleketlerinin kendilerini unutmadığı duygusunu…
Belki de Bursa’daki buluşmayı bu kadar anlamlı kılan buydu.
Çünkü bazen bir insanın gönlünde yer edinmek için büyük sözler söylemek gerekmez.
Kapısını çalmak, sofrasına oturmak, hâlini hatırını sormak yeter.
Ve bazen bir şehrin insanlarına verilebilecek en güzel mesaj, kilometrelerce yol gidilerek söylenen şu sade cümlede saklıdır:
“Siz nerede olursanız olun, bizim için hâlâ Isparta’nın bir parçasısınız.”
Bursa’daki buluşmanın ruhunu bundan daha güzel anlatan bir söz olabilir mi?





