Tüm haber32 okurlarına saygılar..

Uzun bir aradan sonra ilk yazımla sizlerle beraberim...

Yazılarımda sürç-i lisan edersem şimdiden affola...

 

 

Ekonomi:

 

Yüzyıllardır bu topraklarda huzuru bozmak isteyen dış güçler bıkmadan, usanmadan  her yolu deniyorlar...

Çoğu  zaman terörle, din’le, etnik kimlikle, sağ- sol ayrımı  ve  ekonomi ile...

 

Her seferinde başka bir senaryo başka bir plan, fakat amaç hep aynı karmaşa karışıklık düzensizlik..Bu ülkenin karışması bizden, bu ülkede yaşamış, yaşayan ve sonsuza dek yaşayacak olan bizlerden başka herkesin işine geliyor...

 

Özellikle içi boş bir ekonominiz varsa, dünyanın dış sermayeye en fazla faiz getirisi veren ülkelerinden biriyseniz işte o zaman bir nevi “ekonomik işgal” altındasınız demektir.

Şöyle bi düşünelim: Borsa ve dövizde bir dalgalanma oluyor ve bundan birileri fena halde gelir elde ediyor. Peki kaybeden kim ?

 

Ülkemiz ergenekondan  kapatma davasına, siyasi olarak çok hassas bir dönemde iken, ülkenin gündemi tansiyonu hiç düşmezken,  kağıt üzerinde de olsa ekonomi iyi iken (*), bir bakıyorsunuz her şey tepetaklak olmuş. Birileri borç batağına düşmüş, iflasın eşiğine gelmişken diğerleri  ya olduğundan daha çok zengin olmuş ya da yeni zenginler oluşmuş.Sonuçta kazanan herkez olamayacağına göre kaybeden kim.?

Siz yada biz değil, hepimiz!..

 

Böyle zamanlarda yapılması gereken belki de en önemli şey, sakin kalmak, mali konumumuzu değiştirmemek ve piyasanın gel-gitlerine kendimizi kaptırmamak olmadır...

 

 

(*) kağıt üzerinde ekonomi iyi olabilir  ama bunun gerçek piyasa yansıması daha önemlidir. Medya da yazılıp çizilen  ekonomik kriz yok fakat gerçek piyasa hiçbir krizde olmadığı kadar durgun, hareketsiz.