Saatler gece yarısını geçtiğinde, Isparta’nın o kendine has sessizliğini bir motor sesi bölüyor. Bir zamanlar geceleri sadece taksilerin ve fırın araçlarının görüldüğü boş caddelerde, artık devasa kutuları ve parlak yelekleriyle motokuryeler hakimiyet kurmuş durumda. Şehir uyurken, onlar dondurucu ayaza ve zifiri karanlığa rağmen "sıcak teslimat" sözünü tutmaya çalışıyor.
Dijital alışveriş ve yemek uygulamalarının hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte "gece hayatı" kavramı da şekil değiştirdi. Artık Ispartalılar sadece eğlenmek için değil, acıkan karnını doyurmak ya da eksik bir market ihtiyacını gidermek için de geceyi bekliyor. Bu talep patlaması, motokuryeleri gecenin en hareketli ve en görünür grubu haline getirdi. Eskiden "yollar boş" diye güvenle çıkılan gece sürüşleri, artık yerini sürekli bir tetikte olma haline bıraktı.
Ocak ayının o keskin Isparta soğuğunda, rüzgarı göğüsleyerek yol almak her yiğidin harcı değil. Özellikle fırtınalı günlerde Valiliğin getirdiği yasaklar, bu mesleğin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Gece kuryeliği sadece soğukla değil, aynı zamanda "görünmezlikle" de mücadele etmek demek. Boş yollarda hız yapan dikkatsiz sürücüler ve karanlıkta fark edilmeyen buzlanmalar, her gece kuryelerin önüne çıkan gizli tuzaklar gibi...
Sürücülere "Ayna" Çağrısı
Isparta trafiğinde özellikle gece seyreden araç sürücülerine büyük görev düşüyor. Yolların tenha olmasına aldanıp şerit ihlali yapmak ya da aynayı kontrol etmeden manevra yapmak, bir kuryenin hayatına mal olabiliyor. Unutmayalım ki; o kaskların içinde birer can, o kutuların içinde ise sadece bir sipariş değil, büyük bir emek var.




