Gülün kokusu, Lozan’ın çocuklarını bir asır sonra aynı sofrada buluşturdu.
Şehrimizin gül kokulu sokaklarında bu yıl bir başka heyecan vardı. Uluslararası Isparta Gül Festivali, yalnızca çiçeklerin açtığı bir bahar şenliği değil; aynı zamanda tarihin derinlerinden gelen bir buluşmanın sahnesi oldu.
37 Kişilik Isparta lı Rum torunlar Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’ in davetlisi olarak Isparta, 5–7 Haziran 2026 Isparta Uluslararası Gül Festivaline gelmişlerdi.
1924 Lozan Antlaşması, Anadolu’nun ve Balkanların kaderini değiştirmişti. O günlerde Isparta’dan Yunanistan’a göç eden Rum komşularımız, aynı şekilde Yunanistan’dan Isparta’ya gelen Müslüman mübadiller… İşte bu karşılıklı göçün torunları, bir asır sonra gülün hatırası etrafında Isparta da yeniden buluştular.
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve araştırmacı-yazar Bayram Aygün, üslendiği köprü göreviyle Osmanlı Rumlarının torunlarını misafir edilerek tarihe bir köprü kuruldu. Bu misafirperverlik, Yunanistan’da büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz gün yazar Stavros P. Kaplanoğlu, bir teşekkür mesajıyla hem Isparta halkına hem de Başkan Başdeğirmen’ e duyduğu minneti dile getirdi:
“Yunanistan’ın her bir şehrinden Baba Vatanımıza hizmet yolunda üstün gayretler sergileyen Sparta Belediye Reisinin çalışmalarını, 1,5 milyon Anadolu Lozan Mübadili ve Isparta göçmenleri olarak her gün gururla izlemekteyiz. Hz. İsa’ya, Hz. Muhammed’e ve Büyük Yaratan (Ruh’ a) Allah’a ellerimizi açıyor; Reis Belediye Başkanının daha da büyük ve kutlu işlere erişmesi için gönülden dua ediyoruz.”
Bu sözler, yalnızca bir teşekkür değil; aynı zamanda ortak bir hafızanın, ortak bir vatan duygusunun ifadesiydi. Lozan’ın çocukları, farklı coğrafyalarda büyümüş olsalar da aynı köklerden besleniyor, aynı duaları paylaşıyorlardı.
Kaplanoğlu’ nun mesajında ayrıca Bayram Aygün’e, Nea Ionia Ispartalılar Derneği Sekreteri Stavros Papagerasimu’ ya ve tüm “gizli kahramanlara” da özel teşekkürü vardı. Çünkü bu buluşmalar, yalnızca protokolün değil; halkların, dostlukların ve hatıraların yeniden yeşermesiyle anlam kazanıyordu.
Bugün Isparta’nın gül bahçeleri, yalnızca bir festivalin değil; yüz yıl öncesinin ayrılıklarını aşan bir barışın sembolü oldu. Gül, hem İsa’nın hem Muhammed’in duasında açtı; hem Anadolu’nun hem Balkanların hatırasında kokusunu yaydı.
Bir zamanlar Isparta’da koku bayramlarının merkezi olan Meryem Ana (Aya Baniye) Koku Kilisesi, Osmanlı Isparta’sında bahçesinde üretilen kokuların Müslüman, Rum ve Acem (Ermeni) halklarına şifa niyetiyle dağıtıldığı kutsal mekândı. Isparta Belediyesi olarak Başkan Başdeğirmen tarafından yenileştirme çalışmalarıyla yeniden hayat bulan MİSPARTA Koku Kilisesi, bugün artık bir zamanlar Ispartalı olup şimdi Yunanistan’da yaşayan Rumların buluşma noktası oldu.
Ve biz bu köşeden şunu söylemek isteriz: Tarih bazen acı ayrılıklar yazar; fakat kültür ve dostluk, o ayrılıkların üzerine gül yaprakları serer. Isparta Gül Festivali, işte tam da böyle bir barışın ve vuslatın hikâyesidir.
Dünyaca ünlü Isparta gülünün kokusu, hem Müslümanların hem de Hristiyanların inançlarında Hz. Muhammed’in kokusu olarak kabul edilir. Bu ilahi kokunun gücü öyle büyüktür ki, yüz yıl sonra düzenlenen Uluslararası Isparta Gül Festivali’nde ortak kültür ve ticaretin hatırası yeniden canlanmış, farklı toplulukları aynı sevgi ve barış sofrasında birleştirebilmiştir.
Bir asır sonra, gülün kokusu Lozan’ın çocuklarını Isparta’da, Başkan Başdeğirmen’ in misafirperverliğinde aynı sofrada yeniden bir araya getirdi.
Geçtiğimiz günlerde Yunanistan’dan ve aynı zamanda Yunan basınında yayımlanan bir teşekkür mesajı, dünyaca ünlü Ispartalı yazar Stavros P. Kaplanoğlu’ndan geldi. Başkan Şükrü Başdeğirmen’ e yöneltilen bu büyük teşekkür, bir buçuk milyonluk Anadolu ve Isparta Rumlarının dualarının da kendisine ulaştığının müjdesini veriyordu.
Yine Uluslararası Isparta Uluslararası Gül Festivali gerçekleşirken Yunanistan da oturan Ispartalılar Başkan Başdeğirmen’ i MİSPARTA koku müzesinde ziyaret ederler.
Gül Festivali’nin ardından yaşanan hediyeleşme sahnesi, tarihin ve kültürün nasıl bir köprü kurduğunu bir kez daha gösterdi. Lozan Mübadili Ispartalı Rum torunlarının Başkan Şükrü Başdeğirmen’ e sundukları armağanlar, yalnızca maddi birer eşya değil; manevi birer mesajdı.
Ortadoks inançlarına rağmen, Isparta halısı üslubuyla dokunmuş bir namaz seccadesi hediye etmeleri, farklı dinlerin ortak bir saygı ve dostluk zemininde buluşabileceğinin en zarif örneğiydi. Bu seccade, yalnızca bir ibadet örtüsü değil; aynı zamanda “biz hâlâ aynı kökteniz” diyen sessiz bir selamdı.
Bir diğer anlamlı armağan ise zeytin ağacı ve gül motifli tablo oldu. Nea Ionia’daki Ispartalılar Derneği’nin amblemini taşıyan, zeytin dallarından oluşan üç boyutlu bu eser; barışın, bereketin ve kardeşliğin sembolüydü. Zeytin, Akdeniz’in ortak diliydi; gül ise Isparta’nın kalbi. İkisi yan yana geldiğinde, Lozan’ın çocukları için yeni bir barış hikâyesi yazılıyordu.
Ve en kıymetlisi: Osmanlı döneminde çekilmiş Isparta fotoğraflarından oluşan albüm. Bu albüm, geçmişin gölgelerini bugünün ışığına taşıyan bir hatıra defteri gibiydi. Her kare, hem ayrılığın hüznünü hem de yeniden buluşmanın sevincini anlatıyordu.
Başkan Başdeğirmen’ e sunulan bu hediyeler, aslında bir şehrin hafızasına bırakılmış duygusal notlardı. Seccade, tablo ve albüm… Üçü bir araya geldiğinde, Isparta’nın gülleriyle Yunanistan’ın zeytinleri aynı bahçede açıyor; geçmişin ayrılıklarını geleceğin dostluklarına dönüştürüyordu.
Bayram AYGÜN:2026-Isparta







