Dış sermayeye bağlı olan ekonomimiz artık bizim kontrolümüzden tamamen çıkmış durumda. Teşbihte hata olmaz demiş atalarımız, biz de tam manası ile kurbanlık koyun gibi bekliyoruz akıbetimizi! Bizden kimsenin müdahale ettiği de yok, edeceği de yok anlaşılan
Bizim ülkemizi, bizden çok yönetmeye hevesli müttefiklerimiz (!) varolsunlar hazır kıta bekliyorlar. Bekliyorlar derken tabi ki destek için değil, bir tekme daha vurmak için
Zaten yöneticilerden biri hapşırsa buna tepki veren borsamızla oyuncak gibi oynuyorlar, nerdeyse tamamı yabancı sermaye olan borsa oyuncuları, dünyanın en yüksek faizlerini alsalar da doymuyorlar doymayacaklar..
Peki bizler ne yapmalıyız, çok hassas bir piyasaya sahip olduğumuz ve piyasanın hakimiyeti bizde olmadığı için, herkes ekonomik anlamda dikkatli olmak zorunda. Yoksa elimiz de avucumuz da ne varsa gidecek, kaldı ki; zaten elimizde borç ödemelerinden başka bir şey olmadığını düşünürsek daha da geriye gitmemek için çok dikkatli olmalıyız.
Gelinen bu nokta da her zaman olduğu gibi tüm yük, yine çalışanların, işçilerin, esnafın, memurun kısaca hepimizin üzerinde olacak. Zam yağmuru başladı bile. Akaryakıt fiyatları ocak ayından bu zamana ortalama % 14 arttı, elektrik fiyatı ocak ayında % 18 civarı zamlandı ama alınan son kararla onunda zam oranı otomatiğe bağlanacak ve en az % 20 civarı artacak.
Bunun yanında kuraklıktan ve hatalı tarım politikaları yüzünden her geçen gün düşen ve düşmeye de devam edecek olan tarımsal ürünlere gelebilecek olası zamları saymıyorum bile
Umudunu yitirmeyen vatandaşımız, polyanna gibi hayaller kurarak, piyasa bugün düzelir, yarın düzelir diye kendini avutarak adeta hayallerle yaşıyor.
Ülkemizde yaşanan onca polemik, piyasadaki dalgalanmalar, siyaset yargı polemikleri ve kapatma davasında gelinen aşama gösteriyor ki; bu ülkede her an her şey olabilir, tabi ki iyi şeylerin olmasını beklemek en azından bir süreliğine hayal