Teknoloji hayatımıza çok şey kattı. Bir çok şeye ulaşmak ve bilgi donanımını sağlamak için gelişmiş iletişim araçlarına ve bir çok teknoloji ürününe sahibiz. Fakat ihmal ettiğimiz şey ise insan eğitimine önem vermememiz. Hemen hemen herkes bu imkanlardan faydalanıyor ama ne kadarı bilinçli. Sohbet etme imkanımız bile kalmadığı için insanlar bilgilerini en yakınlarıyla bile paylaşamıyor. Bir çoğumuz aynı ev içinde yaşadığımız ailemizi bile tam olarak tanımıyoruzdur. Daha çok kazanmak arzusuyla artık ailelerin büyük bireyleri çalışmak zorunda, çocuklar ise öğrenmeleri gereken şeyleri anne babadan değil televizyon ve internetten öğrenmek zorunda kalıyor, çocukların işlerine de gelmiyor değil hani. Tepki gösteren yok, merak ediyor ve öğreniyor. Fakat yorum eksikliği yaşadıkları için doğru şey bile öğrenseler mutlaka uygulamada eksikleri, yanlışları oluyor. Bazılarının yanlışları sadece kendi canlarını yakıyor, bazılarının ki ise toplumun canını yakıyor.
Benim çocukluk dönemimden bahsetmek istiyorum ve o günleri çok özlediğimi de belirtmek istiyorum. Benim yaşadığım yere teknoloji çok geç geldi. Fakat ben bunun rahatsızlığını hissetmedim, şimdi düşündüğüm zaman keşkelerimde yok çok şükür.
Televizyon yoktu ve biz herkes işten döndüğü zaman konuşacak o kadar çok şeyimiz oluyordu ki, insanların yüzü asık bile gelseler eve mutlaka sohbetin sonunda hepimizde gülümseyen suratlar ve kahkaha atmanın vermiş olduğu bir dinginlik olurdu. Konuşacak şeyimizin bittiğini hissetiğimiz zamanlarda oyunlar oynardık. Küçük büyük herkes katılırdı oyuna. Birçoğunuz bilirsiniz, yüzük oyununu, hımbıl oyununu, körebe oyununu. Yaz aylarında ise dışarıda çelik çomak oynardık. Çok iyi hatırlıyorum dedem ve ninemde bizim oyunlarımıza katılırlardı, ben yaşlıyım oynayamam düşüncesi yoktu. Amaç hoş vakit geçirmek birlikte zaman geçirmek, mutluluğu paylaşmak idi.
Şimdi ise gün boyunca çalışıp eve döndüğümüzde, eğer aynı sofrada yemek yeme şerefine erişebilmiş ailelerden isek, ancak yemek esnasında ufak bir sohbet geçiyor ve sonra her evin baş tacı televizyon bize arkadaşlık ediyor. Kendimizi iyice yalnızlığa ittiğimizin farkında olmadan, bizi yönlendirmesine izin veriyoruz. Onunla gülüyor, onunla ağlıyoruz. Yada internet başında oyunlar, sanal sohbetler.
Biz yetişkinler bile iletişim araçları doğru kullanmadıktan sonra yetiştirdiklerimizden ne bekleyebiliriz ki.
Memleketimde asla olmaz dediğim olaylarla karşı karşıya kalıyorum şimdilerde. Çok şaşırıyorum. En düzgün şehirlerden birinde yaşadığımı düşünürdüm hep. Ama insanlar yavaş yavaş hissettirmeden değiştiriliyor, insanlık kavramından uzaklaşmaya başlıyoruz. Huzur içinde yaşamak için insanların birbirleriyle olan diyaloglarının tükenmemesi gerekir diye düşünüyorum, insanların konuşmadan anlaşmaya varmaları imkansız. Korkar hale geldik söylediklerimizden başımıza acaba ne gelir diye. Konuşmak yerine susmayı tercih ettik, bize dokunmayan yılan yaşasın önemli değil dedik. Hep boyun eğmekten ileride insanlığın geleceği durumu düşünmek bile istemiyorum.
Geriye getiremeyeceğimiz en önemli şeylerden biride zaman. Zamanımızı dolu dolu geçirmemiz gerekiyor.
Ertelenmemiş mutlu, sağlıklı ve huzur dolu günler geçirmeniz dileğiyle
.