Bugün iktidarda bulunan AKP’nin, iktidarda bulunmasının tek ve asıl nedeni nedir diye sorsam bir çoğunuz; türban, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, ‘Allah’, ‘kitap’, ‘din’, ‘iman’ diye cevap verebilirsiniz. Gerçekten de öyle. AKP, her seçim öncesinde özenle, nakış nakış işlediği, cemaat evlerinde partizanlarca anlatılan, “Bunlar bizim çocuklar” teranesi sayesinde 2 dönemdir iktidarda kalabilmiştir.

                Daha önce AKP’nin ‘Allah’, ‘kitap’, ‘din’, ‘iman’ diyerek iktidara geldiğini, iktidara geldikten sonra ise nasıl bir yönetim anlayışı sergilediğini yazmıştım, tekrar edelim:

                BİR: AKP zamanında, Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde, 2006 yılında, domuz eti kasaplık et sınıfına alındı. Yani şu anda Çarşamba Pazarı’nda bulunan her hangi bir kasap ‘yasal’ olarak, bizzat AKP’nin çıkardığı yasayla domuz eti satabilir. Peki domuz etinin dinimizdeki yeri nedir? Domuz eti yemek ise dinimizce haram kılınmıştır.

                İKİ: İstanbul Kasımpaşa’da, 1959 yılında Büyük Piyale Paşa Camisinin avlusuna yapılan aynı isimdeki Kuran Kursu, İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı ile Cumhuriyet Savcısı’nın yıkımın hukuksuz olduğuna ilişkin resmi tutanağın bizzat AKP’nin iktidarı zamanında yıkıldı. Kuran Kursu Yardım Derneği Avukatı Ömer Çiğil yıkımı bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın istediğini iddia etti. 1959’dan Kuran Kursu’nun yıkıldığı 2007 yılına kadar Türkiye’de 4 ihtilal oldu. 10’dan fazla hükümet ve koalisyon geçti. Bütün İslami yurtların ve kursların kontrol altına alınmak istendiği 28 Şubat sürecinde 10 binlerce kurs kapatıldı. Ama bu Kur’an kursu kapatılmamıştı. Kursu yıkmak AKP iktidarına nasip oldu!

                ÜÇ: Yine AKP döneminde, AB uyum yasaları çerçevesince, dinimizce haram, örf ve adetlerimize göre rezillik olan zina suç olmaktan çıkartıldı. Yani, bizzat AKP’lilerin çıkardığı kanunla, evli bir erkek başka bir kadınla zina yaparken basılıp, yakalansa bile herhangi bir suç kapsamına girmiyor.

                DÖRT: Alevi bir yurttaşımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat ederek, Nüfus Cüzdanları’nda bulunan ‘Din hanesine’, Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘İslam’ yazıldığını söyleyip, bunun insan haklarına aykırı olduğunu iddia ediyor. AİHM’de vatandaşımızı haklı bularak Nüfus Cüzdanları’ndaki ‘din hanesi’nin kaldırılması gerektiğine hükmediyor. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da, nüfus cüzdanlarından, içinde ‘İslam’ yazan ‘din hanesi’nin kaldırılabileceğini, kendileri açısından hiçbir mahsurun olmadığını (!) söylüyor. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus cüzdanında ‘İslam’ yazıp yazmaması onun açısından hiç bir şey ifade etmeyebilir ancak, Hıristiyan olan bir insanın boynuna Haç takması, bir Hıristiyan için onun dini inanışları açısından ne kadar kıymetli ve değerliyse, Müslüman bir Türk olarak benim de nüfus cüzdanımda ‘İslam’ yazması benim için o kadar önemli.

                BEŞ: Bundan 2-3 sene öncesine kadar herhangi bir insan tekel bayi açmak isterse bunun yasal bir altyapısı vardı. Mesela, altına tekel bayi açılacak olan apartmanda oturanlardan ‘muvaffakiyet’ yani izin alınması zorunlu idi. Tekel bayi açmak için bir prosedürler zinciri vardı ve ‘ruhsatla’ açılabiliyordu. Yine AKP’lilerin çıkardığı yasayla bu zorluklar (!) ortadan kaldırıldı ve şu andaki yasaya göre her bakkal, market içki satabiliyor. Türkiye’de içki satmak için bakkal açmak hiçbir dönemde AKP zamanındaki kadar kolaylaştırılmadı. Bilmeyenler için bir not: İçki içmek dinimize göre haramdır.

                Yukarıda 5 madde halinde saydığım ‘açılımları’ (!) bizzat ‘Allah’, ‘kitap’, ‘din’, ‘iman’ diye iktidara gelen AKP’liler yapmışlardır. Bütün bu açılımları yaptıktan sonra geriye AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘ikinci peygamber’ ilan etmedikleri kalmıştı, onu da ettiler. Unutmadan şunu da ekleyelim; AKP iktidarında Akdamar Kilisesi ve Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece elbisesini giymekle yetindiği papaz yetiştiren Ruhban Okulu’na verilen önem ve ödenek ne türbana ne de camilere verildi.

                Hakkımızda hayırlısı.