Öncelikle başkanlık görevinizi tebrik ederiz. Kısaca sizleri tanıyabilir miyiz?

1989 yılında Isparta da doğdum. İlköğretim, ortaöğretim ve lise yıllarımı Isparta’da tamamladım. 2008 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni kazandım. 5 yıllık üniversite eğitimi sonrasında 2013 yılında mezun oldum. Aynı yıl ilimizin Sarı İdris Kasabası’nda eczanemi açarak mesleğimi icra etmeye başladım. Yaklaşık 4 yıl boyunca burada hizmet verdim. 2017 yılında ilimiz merkezine eczanemi naklettim. Halen burada hizmet etmeye devam ediyorum. Eczanemi açtığımdan beri odamızın faaliyetlerine hep katılmaya çalıştım. 2019-2021 yılları arasında Isparta Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyeliği görevini sürdürdüm. 2023 yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa aday oldum. Üyelerimizin takdiriyle Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildim. Halen de mesleğimiz, meslektaşlarımız ve halkımız için çalışmaya devam ediyorum.

Otomobilin Açık Kapısı Tehlike Saçtı Otomobilin Açık Kapısı Tehlike Saçtı

Bölgenizde eczacıların yaşadığı temel sorunlar nelerdir? Bunlar için çözüm önerileriniz nelerdir?

Isparta bölgemiz eczacılık mesleği açısından çok köklü geçmişi olan bir bölgedir. Eczacı odamız 15.Bölge olarak TEB çatımız altında kurulan ilk eczacı odalarımızdan biri olma özelliğine sahiptir. Bölgemiz eczacılarının tüm Türkiye’deki eczacı meslektaşlarımız ile benzer konularda sorunları var diyebiliriz. Tüm değerli meslektaşlarımız gibi bizler de ilaç yoklukları ile fiyat farkları ile mücadele ediyoruz ve hastalarımızın ilaca kesintisiz ulaşması için tüm gücümüzle çalışıyoruz. İlaç fiyat kararnamesi değişiklikleri ve döviz kurunun yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle yabancı kaynaklı ilaç firmalarımızın ülkemiz ilaç pazarından çekilmesi ve eşdeğer ürünü bulunmayan özel ilaçlara hastaların ulaşamaması endişesi en önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Her geçen gün artan maliyetlerin altında ezilen eczacılarımızın sürdürülebilir şekilde eczanelerini devam ettirebilmeleri, kamuda çalışan eczacılarımızın meslek haklarını alabilmeleri, akademisyen eczacılarımızın Eczacılık Fakülteleri’nde gereken değeri görebilmeleri, yardımcı eczacılarımızın kontenjan ve yerleşme sorunlarını engellemek ve tüm bahsettiğimiz alanlarda çalışan değerli meslektaşlarımızın gelecekleri için endişe duymalarını engellemek amacıyla hem TEB yönetimimiz hem de biz bölge eczacı odalarımızın yöneticileri elimizden gelen herşeyi yapmaya çalışıyoruz.

Ülkemizde eczacıların birçok sorunu var bunların başında gelenlerden biri de Eczacılık Fakültesi enflasyonu bu konuda sizce ne gibi çalışmalar yapılmalı?

Sizin de bahsettiğiniz gibi Eczacılık Fakülteleri’nin sayısının artması hepimizin endişe duyduğu noktalardan bir tanesi. Fakat bu konuda öğrenci meslektaşlarımızın üzerine gelinmesini de doğru bulmuyorum. Onlar bizleri ve bizlerden de büyük meslektaşlarımızı kendilerine örnek almış ve bu saygın mesleği tercih etmiş olabilirler. Hatta içlerinde yeni ilaçların geliştirilmesi ve çözümü bulunamayan hastalıkların tedavisini bulabilecek yetkinlikte olanlar da olacaktır. Bu noktada bize düşen görevin eczacılık yeminimizin de bizlere gösterdiği doğrultuda “mesleğimizin gelecekteki üyelerinin yetiştirilmesine katkıda bulunmak” için eczacılık eğitimine staj konularında yardımcı olmak ve fakültedeki öğrenci meslektaşlarımıza saygı duymak olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki kanunumuzun getirdiği kriterler nedeniyle de öğrenci arkadaşlarımızın mesleklerini icra ederken sorunlar yaşadıklarına da hepimiz üzülerek şahit oluyoruz. Üstelik şu an sadece eczacılık mezunları değil Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve Hukuk Fakültesi mezunları başta olmak üzere pek çok meslek grubu için de aynı endişelere sahibiz. Beş yıl emek verilen ve böylesine prestijli bir fakülteden mezun eczacılarımızın gelecek endişesi yaşamamaları için devlet planlamasının yapılması, daha fazla fakülte açılmasının önüne geçilmesi, gerektiği kadarı açık bırakılacak şekilde şu an açık olan fakültelerin bir kısmının öğretim faaliyelerine ara vererek ilaç araştırma çalışmalarına odaklanılmasılmasının doğru olacağını düşünüyorum.

İlaç yokluğu her sene görülen bir sorundu ancak son dönemdeki kadar uzun ve derin olmamıştı. Sizce bu durumun çözümü için yeni yılda nasıl bir yol izlenmeli?

Bu sorunun çözümünün basite alınmaması ve tüm paydaşların bu konuda birbirine destek olması gerekiyor. İlk adım olarak yerli ilaç çalışmalarına yapılan yatırımın artması kesinlikle gerekiyor. Çünkü dışa bağımlı olma durumu devam ettiği sürece yaptığımız her hamle sadece ana sorunu ertelemekten öteye geçmeyecektir. Bu noktada bir önceki sorunuzdaki eczacılık fakültelerimize dönüp öğrencilerin bu alanda uzmanlaştırılmasını da tekrar söyleyebiliriz. İkinci adım olarak devlet politikasındaki ilaç düzenlemelerinde döviz kurunun gerçek döviz kuruna eşitlenmesi gelmektedir. Bu sayede uluslararası firmaların ülkemizde varlıklarını sürdürmeleri sağlanabilir. Üçüncü bir adım olarak ise eşdeğer ilacın toplumumuza doğru şekilde anlatılması ve mümkünse piyasada bulunamayan ilaçların eşdeğerlerinin Türk firmalarından çıkarılmasını sağlayarak eşdeğer kullanımının artırılması yapılabilir diye düşünüyorum.

Ülkemizde eczacıların sürekli problemleri tartışılıyor ve sorunlar hakkında çözümler üretiliyor. Ancak en temel sorunu ve ilk çözülmesi gerek problem sizce nedir?

Ben mesleğimizin en önemli sorununu istihdam olarak düşünüyorum ve bu problem ne yazık ki önümüzdeki yıllarda giderek artacak gibi görünüyor. Eczacılık Fakülteleri’nin sayısının sürekli artması doğal olarak her sene eczacı sayısını katlayarak arttırıyor. Beş yıl emek vererek zorlu bir eğitimin ardından mezun olan eczacılarımızın gelecek endişesi yaşamamaları için ivedi olarak gerekli devlet planlamasının yapılması gerekiyor. Bu konuda eczacılık tarihimizde de benzer dönemler olduğunu ve fazlalık oluştuğu zamanlarda eczacılık mekteplerinin bir süre kapatılarak mezunların iş bulabilmelerinin sağlandığı örneklerini biliyoruz. Bunu yanında devletimizin savunma sanayisine desteklerini biliyor ve takdir ediyoruz. Benzer şekilde ilaç sanayisine de verilecek bir destek ile çeşitli istihdam alanlarının açılması bu soruna büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.

Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Ben eczacılık mesleğinin halk sağlığını doğrudan etkileyen çok kutsal bir meslek olduğunu düşünüyorum. Kesintisiz halk sağlığı adına verdiğimiz hizmet ile eczacılığa her zaman ihtiyaç olacaktır. Bu sebeple mesleğimizi olduğundan çok hem bizler sahiplenmeliyiz hem de halkımız gerektiği değeri vermelidir. Şu an için birçok problemle karşı karşıya da olsa hep birlikte çalışarak mesleğimizi daha iyi bir geleceğe taşıyacağımızdan şüphem yoktur.

kaynak:eczacidergisi.com