Söz - Müzik:Aylin Aslım
Güldünya
Canım abim vurma beni
bu dünyadan alma beni
dökülür mü kardeş kanı
bir karında yatmadık mı
bir anadan doğmadık mı
bir memeden doymadık mı
binbir yarayla tek bir kurşunla gitti Güldünya
kim farkında kimin umurunda
yandı bir dünya
seni gönderene söyle
köydeki büyük meclise söyle
daha çocuk yaşta üstüme çıkan herife
eğer böyle ölürsem iki elim yakanızda
hayaletim gezer düşer peşinize
binbir yarayla tek bir kurşunla gitti Güldünya
kim farkında kimin umurunda
yandı bir dünya
binbir yarayla tek bir kurşunla
gitti Güldünya
kim farkında kimin umrunda
söndü bir dünya.
KİM FARKINDA KİMİN UMRUNDA, SÖNDÜ BİR DÜNYA ..
22 yaşında hayata veda eden Güldünya Tören kimdir?
Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Budaklı Köyü'ndendir. Ailesi 'Şego' aşiretine bağlıdır. Çevredeki bütün aileler gibi kalabalıktır ve törelere bağlılıkları sürer. Güroymak'ta esnaf olan 27 yaşındaki Servet Taş da ailedendir.Servet, Güldünya'nın teyzesinin oğludur ve aynı zamanda amcasının kızıyla evlidir.
Servet Taşın tecavüzüne uğrayan Güldünya hamile kalır. Karnındaki şişliği gizlemeye çalışırken, ailesi hamileliğini fark eder. Bir odaya kapatılır. Baskılar sonucu çocuğun babasının Servet Taş olduğunu söyler. Taş, önce inkâr etse de, sonra gerçeği açıklar. Aile, olayı 'Şego' aşiretinin büyüklerine anlatır. Aşiret büyükleri, Servet Taş'ın Güldünya'yı kuma olarak almasına ve birlikte köyü terk etmelerine karar verir. Taş, Güldünya'yı kumalığa kabul eder. Ama Güldünya bunu istemez. Taş kaçar, Güldünya'nın ise gidecek yeri yoktur. Bir odaya kapatılır. Ailenin ilk kararı 'ölüm' değildir ve İstanbul Fatih'teki amcası Mehmet Tören'in yanına gönderilir.
Bundan sonra Güldünya öldürülme korkusuyla yaşamaya başlar. Doğum yaptığında çocuğunun öldürüleceğini düşünmektedir.
Bir süre sonra Bitlisten abisi İrfan gelir. Amacı kardeşi, aynı memeden doyduğu Güldünyayı öldürmektir. Belki de vicdanına yenik düşer; öldüremez, Güldünyaya bir ip uzatıp kendisini asmasını söyler. Yani aslında bir cinayete intihar süsü vermek ister.
Güldünya pencereden atlayıp kaçar. Bir polis ekibinin yanına sığınır. Daha sonra karakola gelen amcası Mehmet Tören ve abisi İrfan Tören Güldünyayı öldürmeyeceklerine söz verirler. Güldünya onlara güvenmez. Tek güvendiği kişi bir arkadaşının babası olan Bitlisteki köylerinde de uzun süre imamlık yapan Alaattin Ceylandır. Polise Ceylanın yanında kalmak istediğini söyler. Aile kabul eder. Polis Güldünyayı amcasına teslim eder, amcası da Ceylanın evine götürür. Alaattin Ceylan ise tedirgindir,törenin kurallarını bilmektedir çünkü.
1 Aralık 2003'te sancıları başlar Güldünya'nın. Sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya getirir.Her ne kadar geleceğine dair ümidi olmasa da bebeğine 'Ümit' adını koyar. Daha Ümitine doyamadan ailesinin onu öldürmesinden korktuğu için bir arkadaşına evlatlık olarak verir. İki gün boyunca odasından çıkmaz, yemek yemez ve sürekli ağlar. Ama bebeğinin başka kurtuluşu olmadığını bilmektedir
Çocuk doğduktan sonra ailesinden kimse gelmemiş tehdit edilmemiş ve kendisine yeni bir hayat kurabileceğine inanmaya başlamıştır. Ceylan'dan kendisine bir iş bulunmasını ister.
Ama Bitlis'te dedikodu yayılmaktadır. 'Şego' aşireti yine toplanır. Bazıları, törenin uygulanmasını ister. Şubat ayının başında İstanbul'a Güldünya'nın babası Şerif Tören gelir.
İki gün Alaattin Ceylan'ın yanında kalır ama bu zaman zaafında kızının yüzüne bir kere bile bakmaz. Baba Tören, Bitlis'e döndükten birkaç gün sonra, 25 Şubat'ta Ceylanların kapısı yine çalınır. Gelen, birkaç ay önce ip verip kendisini asmasını söyleyen ağabey 24 yaşındaki İrfan Tören'dir İrfan, Güldünya'yı Bursa'daki teyzelerine götüreceklerini, orada işe sokacaklarını söyler. Ceylan, Güldünya'ya eşyasını toplamasını söyler. İrfan, "Eşyalarını toplamasına gerek yok" dediğinde, Ceylan şüphelenir. Endişelenen Ceylanın ağzından titreyerek şu kelimeler çıkar. "Otogara kadar birlikte gidelim."
Güldünya, Alaattin Ceylan ve İrfan, öğle saatlerinde evden çıkarlar. 100 metre uzaktaki Güvercin Caddesi'ne geldiklerinde İrfan, beklemelerini, taksi çevireceğini söyler Güldünya'nın 20 yaşındaki kardeşi Ferit ise pusudadır. Güldünya, küçük kardeşinin yaklaştığını görür. Eli paltosunun cebindedir. Birden silahını çıkarır, ateşler. Güldünya yaralanır. Ceylan, genç kızı korumak için üzerine yatar, Ferit Tören silahını tekrar ateşleyemez, kaçar. Ferit kaçarken, İrfan da yanında koşmaktadır..
Ceylan, Güldünya'yı yakındaki bir özel hastaneye götürür. Oradan Bakırköy Devlet Hastanesi'ne gönderilen Güldünya, hemen ameliyata alınır. Güldünya'nın yanına, Ceylan'dan haberi alan amcası Mehmet Tören gelir. Güldünya amcasından korkmaktadır, hastanenin haber vermesi üzerine polis gelir. Güldünya'nın ifadesi alınır. Her şeyi anlattığı ifadesini, "Kardeşlerimden şikâyetçi değilim" diyerek bitirir. Onu vuran kardeşleri yakalanmamıştır ama polis, bir koruma bırakmadan hastaneden ayrılır.
Genç kadın acil serviste yatarken, hastanenin bahçesinde iki kardeşi vardır. Polis ise ortada yoktur. Saat 03.45 sıralarında refakatçisi olduğunu söyleyerek kardeşlerden biri içeri girer. Namluyu Güldünya'nın başına çevirir ve iki kez ateş eder. Güvenlik görevlileri, hızlı adımlarla hastaneden çıkan esmer bir genç görür bu genç Ferit Tören'den başkası değildir. Genç, kaçmayı başarır
Kısa süre sonra Güldünya'nın beyin ölümü gerçekleşir. Yetkililer aileyi ararlar. Ona ölüm cezasını veren aileye, yaşam destek ünitesinin fişinin çekilip çekilmemesi sorulur. Ve aile ikinci kez aynı kararı verir ; "Fişi çekin."
Merak edenler için ; 22 yaşındaki Güldünya Tören tabancayla vurulduğu sırada, onun refakatçisi olan gıyabi tutuklu amcası Mehmet Tören halen yakalanamadı. Sonuçlanan davaya göre İrfan Tören 11 yıl sonra Ferit Tören ise 1 yıl sonra cezaevinden çıkıp dışarıda hayatlarına devam edecekler
Evet, hikaye burada bitti. Tamamen gerçek bir hikayeydi. Şarkıya dönecek olursak; şarkı, TRT Televizyonları ve radyolarında geçtiğimiz günlerde yasaklandı. TRTnin bir radyo programına çağrılan Aylin Aslım, parçanın çalınamadığını öğrenince şok oldu. Bu karara çok sinirlendiğini belirten genç rockçı, tepkisini şöyle dile getirdi:
Denetimden geçmediği gerekçesiyle bu parçayı çalamadıklarını söylediler. Abuk subuk, düzeysiz, ucuz bir sürü şarkı yayınlanıyor, ama bu şarkı yayınlanmıyor. İnanılacak gibi değil. Benim için çok önemli bir şarkı bu. Doğudaki turnelerimde bu şarkıya çok fazla ilgi var. İnsanların ne kadar acı çektiğini gözlerimle gördüm. Benim şarkım olmasının dışında, bu hikaye gerçek bir hikaye. Ben şarkımda bir insanın boş yere öldürülmesinden bahsediyorum. Bu işin peşini bırakmayacağım.
daha çocuk yaşta üstüme çıkan herife sözlerinden dolayı bu hikayenin erotik bulunarak yasaklanmasına bizimde duyarsız kalmamamız gerekiyor. Televizyon ve radyolarda, bir çok parçanın sözleri olsun klipleri olsun o kadar çok erotizm içerirken bu parçanın bu şekilde karalanması gerçekten dile getirmek istediğim bir konuydu.
Güldünyalar ölmesin.
- - - -