Milyonlarca çalışanı ve işvereni yakından ilgilendiren Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ile ilgili tartışmalara son nokta koyuldu. Hükûmetin 2027-2029 yıllarını kapsayan yeni Orta Vadeli Programı’nda (OVP) TES’e yer verilmedi. Böylece çalışan maaşlarından ek kesinti yapılması ve işverene ilave prim yükü getirilmesi planı tamamen rafa kalktı.
Sosyal güvenlik uzmanı İsa Karakaş, Türkiye gazetesindeki köşesinde TES’in rafa kaldırılma gerekçelerini, sahadaki ekonomik gerçekleri ve tarafların tutumunu detaylarıyla kaleme aldı.
"Maaşlardan Kesinti Yapılması İmkânsızdı"
Gelişmiş ülkelerde emeklilik fonlarının ekonomiye girdi sağladığını ancak Türkiye'deki mevcut iktisadi şartlarda çalışanların bir kuruşluk kesintiye dahi tahammülünün bulunmadığını belirten İsa Karakaş, rakamlarla tabloyu özetledi:
"Bugün asgari ücret 28.075 TL seviyesindedir. Açlık sınırı ise 37.388 TL’ye ulaşmıştır. Mevcut kesintilere bir de yüzde 3’lük TES payı eklenseydi asgari ücretlinin eline geçen maaş 27.084 TL’ye düşecekti. Sofrasında ekmeği küçülen çalışana 'yarın emekli olacaksın' demek çare değildir."
İşverenin Prim Yükü Yüzde 44,75'e Çıkacaktı
Sistemin işveren kanadında da ciddi bir maliyet baskısı oluşturacağına dikkat çekilen analizde, SGK ve işsizlik primlerinin Ocak 2026 itibarıyla yüzde 38,75 seviyesine tırmandığı hatırlatıldı.
TES'in yürürlüğe girmesi durumunda yüzde 3 işveren ve yüzde 3 işçi payı ile birlikte toplam prim yükünün yüzde 44,75'e fırlayacağını belirten Karakaş, özellikle KOBİ'ler ve küçük esnaf için bu durumun kayıt dışı istihdamı tetikleyeceğini ifade etti.
"Uzlaşma Olmadığı İçin Yürürlüğe Konulmadı"
Hükûmetin çalışan ve işveren taraflarının rızası olmadan emrivaki bir düzenlemeye gitmediğini vurgulayan Karakaş, yazısını şu sözlerle tamamladı:
"Cumhurbaşkanımız çalışanları ve işverenleri ilgilendiren tüm meselelerde tarafların uzlaşmasına büyük önem vermiştir. Tamamlayıcı Emeklilik Sisteminde de hem çalışanların hem işverenlerin haklı gerekçelerle yanaşmaması nedeniyle bu sistem yürürlüğe konulmamıştır."





