Sayın Başkanlarım, Değerli Dava Arkadaşlarım, Ülküdaşlarım, Gül Yüzlü Güzel İnsanlar, Asil Hemşerilerim, Saygıdeğer Basın Mensupları hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Aday Adaylığı açıklamamızı; yedi düvele “Çanakkale Geçilmez” dedirten bir kahramanlık destanının “Çanakkale Destanı” yazıldığı tarihin 100.cü yılı arifesinde yapmaktayız. O gün Türk Milleti inanmış ve ayağa kalmıştı.  Öyle inanmışlardı ki Ulu Önder Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.” Komutuna itirazsız ve harfiyen uydular. İnandıkları davada;  o kınalı kuzular, boz yeleli Bozkurtlar teker teker şehadet şerbetini içip toprağa düşerken vatanımızı çiğnetmeyip, bayrağımızı indirtmediler.

Bu gün baktığımızda 100 yıl önceki ruhumuzu kaybetmek üzereyiz yâda ölüm uykusuna daldık. Sıfır sorunla başlanılan komşuluk ilişkilerimiz sıfır komşuyla sonuçlanmış durumda. Çevremiz ateş çemberi içinde. Uyanık olmaz isek bu ateş kısa sürede bizide yakacak. Sınırlarımızın kevgire döndürüldüğü, Bayrağımızın indirildiği, çiğnendiği, Türk Milliyetçiliğinin ayaklar altına alındığı bir dönemi yaşıyoruz. Bayrak ve Vatan’ın masuniyeti kirletilmekte, Türk Milletinin namusuna el uzatılmaktadır. Namusumuza el uzatılırken sessiz kalırsak hiçbir zaman konuşma hakkımız olmaz. 100 yıl önce Asil Türk Milleti Çanakkale’de destan yazmış, Bütün Dünyaya vatanının, namusunun kirletilemeyeceğini cesareti ve kahramanlığıyla göstermişti. Bu gün Atalarımızın kanlarıyla sulayarak Vatan yaptıkları topraklardan tankımızı, topumuzu, tüfeğimizi bırakarak kahramanlık naralarıyla kaçar konuma düşürüldük. Şehitlerimizin kemikleri sızlatılırken, Asil Türk Milletinin haysiyet ve şerefi çiğnenmektedir. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi her zamankinden daha dikkatle okunmalıdır. Türk Milleti ölüm uykusundan uyanmalı ve Bilge Kağan’ın dediği gibi “Titreyip Kendine dönmelidir.”  Bu güzel ülkenin temelleri çatırdamakta, çatısı çökmektedir. Bir an önce uyanmalı ve bu kötü gidişe elbirliğiyle dur demeliyiz. Türk Milleti ve Devleti tarihinde siyasal ve ekonomik anlamda hiç olmadığı kadar kontrolsüz şekilde uçuruma itiliyor.

Sağduyulu, vatanını, milletini seven insanların haykırışları, yanlı ve taraflı medyanın oluşturduğu sessizlik sarmalında boğuluyor. Alo Fatihler aracılığıyla en ufak bir eleştir dahi sansürlenmekte, yok edilmektedir. Milletimiz ve Devletimiz ekonomik ve siyasal anlamda ağır bir buhranla karşı karşıya. Demokratik açılım diye diye,  güzel ülkenin parçalanma taşları döşeniyor. Düne kadar Devlet otoritesi karşısında kedi gibi yalvaran 36 Bin kişinin katili muhatap alınarak şehitlerimizin kemikleri sızlatılıyor. Türk Milletinin onuru ve şerefi ayaklar altında çiğneniyor. Başkanlık denilerek ülkenin üniter yapısı değiştirilmek isteniyor. Federal yapının alt yapısı hazırlanarak, parçalanma senaryoları yazılıyor. Başkanlık zehri süslenip bal şerbeti olarak sunulmaya çalışılırken, dünyanın ABD dışında demokrasisi gelişmiş hiçbir ülkesinde bulunmayan başkanlık sistemi ideal bir yönetim tarzı gibi gösterilerek, parlamenter sistem yok edilmek isteniyor. Ülke, siyasal alanın yanında ekonomik alanda da girdaba sürüklenmektedir. Hırsızlık ve yolsuzluk ayyuka çıkmış olmasına rağmen üstü örtülmeye çalışılmış, Milletin hakkı olan kaynaklar belli mahfillere akıtılmıştır. İsraf, lüks ve saltanat uğruna kıt kaynaklar çarçur edilmiştir. Bütün bu başıboşluk, vurdumduymazlık devam ederken;

Vatandaşlarımızın % 95’ten fazlası borçlanarak geçinmeye çalışmakta ve çaresizlik içinde çıkış yolu aramaktadır. İşsizlik had safhaya ulaşmıştır. 10500 ABD dolarını aştığı söylenen Kişibaşı Milli Gelirden pay alanlar ise mutlu bir azınlık. Milletin büyük bir çoğunluğu yoksulluk sınırının altında hatta açlık sınırında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Açlık sınırının bile altında olan bir asgari ücret emeğiyle çalışan, alnının teriyle ekmeğini kazanmaya çalışan emekçiye, işçiye reva görülmüştür. 13 yılda iç ve dış borçlarımız 3 kattan fazla artarak 800 Milyar dolara tırmanmıştır. Bütün bu gerçekler ortadayken, Türk Milletinin, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana elde ettiği demokratik haklardan ve kazanımlardan vazgeçmeyeceğini umuyorum. Ülkemizin içine düşürüldüğü bu açmazdan çıkması için 7 Haziran 2015 günü gerçekleştirilecek seçimler bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. İnancım, yüce Türk milletinin sağduyusunu kullanarak, ülkemizi siyasal olarak bölünmenin, ahlaki olarak çöküşün, ekonomik olarak uçurumun eşiğine getirenlere sandık başında “Dur” diyeceği yönündedir. Bu kritik dönemeçte öncelik alarak tarihin akışını değiştirecek kadrolarda yer almak üzere yola çıktım. 

Ben, gül yüzlü, güzel ve asil insanlar diyarı Isparta’nın bir köyünde doğup büyüdüm. Göçmen kuşlar misali ekmeğimin peşinde bir bilinmeze doğru, Üniversite eğitimi de yaptığım Ankara’ya göç ettim. Memleketim olan Isparta’mızın; Kaynakları olmasına rağmen ihmal edildiğini, istihdam yaratacak yatırımların yapılması için mücadele edilmediğini; İş bulamayan güzel insanlarımızın da ekmeğinin peşinde bir hayale doğru uçtuğunu; Bir meçhule uçarken, yüreğinde derin yaralar açıldığını, yüreğine kan damladığını; Bu güzel insanlar diyarının göçler dolayısı ile nüfusunu ve ekonomik değerlerini kaybettiğini, potansiyelini kullanamadığını üzülerek müşahede ediyor, hemşerilerimin dertleriyle dertleniyorum. Bu topraklara hepimizin borcu var. Hepimiz elbirliğiyle bu kısır döngüyü tersine çevirmeli. Isparta’yı bir cazibe merkezine dönüştürmeli, istihdam yaratacak yatırımlara öncülük ederek, göçü tersine çevirmeliyiz. Güzel Isparta’mızın doğal ve tabii kaynakları tam olarak il ekonomisine kazandırılamamıştır. Gerekli tedbirleri elbirliği ile almalıyız. Ulaşım sorunlarını çözmeliyiz. Demiryolu Hattını canlandırmalıyız ki ürünlerimizi daha düşük maliyetle taşıyalım. Konya – Isparta karayolu bölünmüş yola dönüştürülerek İlimiz Doğu – Batı Koridorunun tekrar merkezi olmalıdır. Antalya’nın turizm potansiyelinin Isparta’yla entegrasyonu sağlanmalı ve Dere Boğazı Yolu’nun aktivitesi artırılmalıdır. İlimizin en önemli gelir kaynakları hayvancılık, meyve üreticiliği, gülcülük ve diğer tarım işleridir. Üretimde girdi maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalı, teknolojik gelişmeler üreticiye yansıtılmalıdır. Üretim maliyetleri düşürülerek pazarlama gücü artırılmalı, bu alanda yapılacak yatırımlarla yeni istihdam alanları yaratılmalı ve göç eden iş gücünün istihdamı sağlanmalıdır. Üniversite öğrencilerinin en önemli problemleri olan barınma (yurt) ve geçim sorunlarıyla ilgili tedbirler alınmalıdır. Bu ülke doğru yönetilir, kaynaklarını lüks ve şatafat uğruna israf ettirmezse, kaynaklarının haksız yere transferine izin verilmez, yetimin mazlumun hakkı, birileri tarafından ayakkabı kutularında hortumlanmaz ise; kaynak sorunu kendiliğinden çözülür. Sorunların çözümü Milletimin, Memleketimin huzuru ve mutluluğu için daha iyi hizmet edebilmek amacındayım. Bu çerçevede, 7 Haziran 2015 günü gerçekleştirilecek genel seçimlerde, gözümü açtığımdan beri bir ferdi olmaktan gurur duyduğum, davasını Türk Milletine ve Devletine hizmet olarak belirlemiş ve vatan sevdasını canıyla, kanıyla ispat etmiş şerefli insanların ocağı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’den milletvekili aday adayı olmak üzere, 10 Şubat 2015 tarihi itibariyle kamu görevinden ayrılmış bulunuyorum.

Kamuoyuna duyurulur.  Saygılarımla.
Mehmet Ali TOMBUL 
İletişim : 0532 233 57 09 /www.matombul.org  / [email protected]
 
ÖZGEÇMİŞİM

1960 yılında Şarkikaraağaç’a bağlı Yeniköy’de doğdum ve büyüdüm. İlkokulu köyümde, ortaokulu ve liseyi kendi ilçemde okudum. Çocukluk ve gençlik yıllarımda her köylü çocuğu gibi tarlada, harmanda çalıştım, çobanlık yaptım. Lise döneminde bir taraftan okul hayatıma devam ederken, okul dışı zamanlarımda babamın konfeksiyon dükkânının işlerini yürütmeye çalıştım. 1977 yılında Gazi Üniversitesi İİB Fakültesini kazandım. Bu vesileyle ilk defa geldiğim Ankara’da eğitim hayatına başladım. Benim gibi kırsal kesimden gelen öğrencilerin en önemli sorunu barınma (yurt) sorunudur. Öğrencilik hayatımı değişik yurtlarda kalarak tamamlamaya çalıştım. Öğrencinin bir diğer sorunu da geçimdir. Öğrenci iken Şeker Fabrikalarında sendikalı işçi olarak çalışmaya başladım. 12 Eylül sonrasında aynı kurumda memurluğa atandım. 1986 yılında atandığım Başbakanlık Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi’ndeki çalışma hayatım, Özelleştirme İdaresi’nde devam etti. 

Evliyim ve iki çocuğum var. Bu süreç içerisinde Finansman alanında yüksek lisansımı yaptım.  Devlet Lisan Okulunda İngilizce eğitim aldım. Bunun yanı sıra; Stratejik Yönetim, Finansman Yönetimi, Şirket, Gayrimenkul, Menkul Kıymet Değerleme ve Analizi, Finansal ve Mali Tablolar Analizi, Kredi Değerlendirme ve Analizi alanlarında mesleki eğitim aldım. Halen çalışma hayatına devam ettiğim Özelleştirme İdaresi’nde Proje Grubu Uzmanı (Daire Başkan V. Uzman Şube Müdürü, Uzman) olarak görevlerde bulundum.  Şirket Kurtarma, Pazarlama ve Şirket Yönetimi, Şirket Değerleme, Rehabilitasyon, Yeniden Yapılandırma ve Özelleştirme alanlarında çalıştım. Asli görevime bağlı olarak METAŞ Şirketler Topluluğu (Metaş, Limaş, Aysan, Betontaş) Kurtarma, Rehabilitasyon ve yeniden yapılandırma yönetiminde bulundum. Karabük Demir Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (KARDEMİR A.Ş.) Yeniden Yapılandırma ve Özelleştirme Proje Koordinatörü olarak görev yaptım. Ayrıca; Türkiye’nin sayılı şirketlerinde uzmanlık alanı çerçevesinde, TEKEL Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş. Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş, Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret  A.Ş. Sümer Holding A.Ş. DİVHAN- Divriği Hekimhan Madenleri San. Tic. A.Ş. Toros Gübre ve Kimya Endüstrisi A.Ş. ERDEMİR Ereğli Demir ve Çelik Fab. T.A.Ş. PETKİM Petrokimya Holding A.Ş. ORÜS Orman Ürünleri Sanayi A.Ş. SET Group Balıkesir Çimento T.A.Ş, Sümerbank A.Ş. METAŞ İzmir Metalurji Fabrikası A.Ş. YİBİTAŞ - Çorum Çimento T.A.Ş. GİMA Gıda ve İhtiyaç Maddeleri A.Ş. Kepez Elektrik T.A.Ş. Çanakkale Seramik Fabrikaları A.Ş. Güneysu Meyve Suları ve Gıda Sanayi A.Ş. KÖYTAŞ Köy Tarım Ürünleri San. Makine ve Ticaret A.Ş. PETLAS Lastik Sanayi A.Ş. NETAŞ Northern Telekomünikasyon End. A.Ş.’ de yönetim ve denetim kurulu üyelikleri yaptım.

Türkiye’de ve Dünyada Hayvancılık Sektörünün Ekonomik Analizi, Özelleştirmenin Hayvancılık Sektörü Üzerindeki Etkileri, Özelleştirme ve Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları (Milli Güvenlik Akademisi), Global Krizde Yatırımların Yönlendirilmesi, Denetimde Uluslararası Muhasebe Standartlarının Yeri ve Önemi, Şirket Birleşmelerinin Şirketlerin Gelecekteki Değerleri Üzerindeki Etkileri, Şirket Değerinin Tespitinde Bağımsız Denetimin Yeri, Mali Tabloların ve Şirket Faaliyetlerin Denetimi, Enflasyon Muhasebesi Uygulamaları ve Tarihi Verilerle Kıyaslanması, Özelleştirmede Alternatif Öneriler, Türkiye’de ve Dünyada Özelleştirme Uygulamaları konularında kurumsal raporlar hazırladım, konferans ve seminerler verdim.

Özelleştirme, Türkiye Uygulamaları ve  Devlet Yolları – Otoyollar  Özelleştirmesine Farklı Yaklaşım konulu Yüksek Lisans Tezi olmak üzere mesleki alanlarda yayınlanmamış çalışmalarım bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi "2010 Türkiye Gündemi Çalıştayı" Teşekkür Belgesi başta olmak üzere değişik kurumlardan alınan takdir, teşekkür belgeleri ve plaketlerim bulunmaktadır. Ömrümü vakfettiğim Ülkücü Hareket içinde her zaman sosyal faaliyetlerin içinde bulundum. Bu sosyal faaliyetler çerçevesinde; Ülkücü Camianın temsilcilerinden TÜRKİYE KAMU-SEN – TÜRK BÜRO-SEN üyesiyim, TÜRKAV - Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı Kurucusu ve Genel Muhasibi, YÖRTÜRK Yörük Türkmen Vakfı Kurucusu, Teşkilat Başkanlığı, Genel Başkan Vekilliği, YÖRTÜRK Dergisi Genel Yayın Yönetmenliğinde bulundum. Bunun yanı sıra; Isparta İli Kalkındırma Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği, Özelleştirme İdaresi Personeli Vakfı Kuruculuğu, OSTİM Vakfı Teknik Danışmanlığı, Bilirkişiler, Hakemler ve Arabulucular Derneği Üyeliğinde bulundum.

www.matombul.org adında bir internet sitesinin sahipliğini ve yazarlığını yapmaktayım. 1990 yılından itibaren Kendi adına ve Mahlas Kullanarak (Murat Şahin, Hatice Serdar) Ulusal Gazeteler, Mesleki ve Kültürel Örgüt Yayınlarında yayınlanmış ekonomik ve kültürel makale, yazılarım bulunmaktadır.
Muhabir: Haber Merkezi