Altın fiyatlarının rekor üstüne rekor kırması yatırımcıların gözünü sarı metale çevirdi. Uzman Mehmet Ali Yıldırımtürk, yaşanan bu istikrarlı yükselişi 1972-1978 dönemindeki altın ve dolar sisteminin terk edilme sürecine benzetti.
Yükselişin Nedeni: Küresel Parasal Dönüşüm ve Talep Patlaması
Yıldırımtürk, altındaki talebin sadece bireysel değil, küresel ölçekli olduğunu belirtti:
Merkez Bankası Alımları: Artan jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve zayıf dolar hedefleri nedeniyle Asya ve Avrupa merkez bankaları, rezervlerini dolar yerine altınla güçlendiriyor. Bu durum, altının yeni küresel para sisteminin teminatı haline geleceğini gösteriyor.
Bireysel Talep: Amerika, İngiltere, Almanya dahil olmak üzere tüm dünyada bireyler, paralarının değerini korumak amacıyla altına yönelmiş durumda.
Balon Değil: Yıldırımtürk, bu hareketin temelinde küresel bir parasal dönüşümün yattığını ve bu nedenle yükselişin bir balon olmadığını vurguladı.
İç Piyasada Arz Kısıtlaması Etkisi
2023 yılında altın ithalatına getirilen kotanın iç piyasada fiyat farkını artırdığını belirten Yıldırımtürk, iç ve dış piyasa arasındaki farkın 4-5 bin dolar seviyelerinde seyrettiğini aktardı.
"Arz sınırlı, talep ise hâlâ çok güçlü. Altın satmak isteyen az, almak isteyen çok... Kur Korumalı Mevduat sisteminden ayrılanların alımı ve BES fonlarında bile altına ciddi geçişler var."
Yatırımcılara Kritik Uyarı: Uzun Vadeli Düşünün
Altın alımına devam edilmesi gerektiğini düşünen Yıldırımtürk, yatırımcılara şu kritik uyarıları yaptı:
Orta ve Uzun Vade: Altının nerede duracağı belli olmadığı için yatırımın orta ve uzun vadeli düşünülmesi gerekiyor. "Al sat yapmayın."
Düzeltme Fırsatı: Olası kısa süreli bir düzeltmede mevcut fiyatlardan daha aşağıdan alma imkânı doğabileceği belirtildi.
Portföy Dağılımı: Tüm birikimin altına yatırılmaması tavsiye edildi: Yüzde 40 altın, yüzde 30 orta-uzun vadeli hisse senedi pozisyonu ideal dağılım olarak önerildi.
Yıldırımtürk ayrıca, gümüşte Kasım ayında geri çekilme olabileceği konusunda yatırımcıları uyardı.




