ÖSS ‘de Vitrin çözümü...

 

Selam olsun yeditepeli şehrimden okurken kıymetini bilmediğim ama birgün geriye dönebilmek uğruna birçok seyimi feda edeceğim gül cenneti Isparta’ya.....

 

Bir zamanlar öğrenci olduğum sehre tekrar bu sekilde ulaşabilmek herseyden önce çok keyifli ve heyecan verici...

 

Bu ilk yazımda değineceğim konuyla  Isparta'da gecirdiğim  yıllar arasında güzel bir benzerlik oldu. Zira ben güzel ve sevimli sehirde öğrencilik yıllarımı gecirmiştim o malum öss sınavına girerek.

 

Bildiğiniz üzere öss sınavı  15 haziranda yapıldı.Bu yıl ki öss sınavı lise son sınıfta okuyan ve mezun olabilecek öğrencilerin sayısı az olduğu için önceki yılların katılımcılarını dahil etmezsek daha azdı.

Ama bunu değerlendirmek isteyen “aa bu yıl bak öss ye liselilerden az kişi girecek”görüşüne inanan ve belki bir sans doğar umuduyla yıllar önce mezun olanlar , okuduğu bölümden mennun olmayan öğrencilerle birleşince sınava giren sayısı da diğer yıllara oranla kıyaslandığında toplam olarak çok büyük bir fark oluşturmadı.

 

Bu konunun sadece bir boyutu. Ben ise olaya madalyonun öbür tarafından bakacağım. Ösym ve yök ün ortak kararı ile  kontenjanlar artırıldı. Bununla da kalmadı , öss baraj puanları ön lisans programları için 145, lisans programları için ise 165 e indirildi.

 

Bu Öss ye giren öğrenciler için sevindirici bir haber olarak görülüyor olsada kazın ayağının öyle olmadığını düşünüyorum...

 

Acaba gercekten sayın Yök baskanı Özcan ve ona oranla  ekranlarda daha sempatik ve öğrencilerin yanında gibi duran Ösym baskanı sayın Yarımağan gercekten bunu öğrenciler içinmi yaptı? Ya da son yıllarda mantar gibi artan  vakıf  üniversitelerin kontenjanlarının boş kalması olabilir mi gerçek sebep?

 Hatırlarsanız vakıf üniversitelerin gecen yıllarda kontenjan oranlarında yüzde ellliye yakın boşluk kalmış hatta vakıf üniversiteleri de bu durumdan hosnutsuzluklarını  devletin zirvesine kadar yansıtmışlardı...

 

 

Hadi diyelim ki sayın Özcan ve Yarımağan’ın gercekte düşünceleri  daha fazla öğrencinin mektepli olması ... İşte esas problem de burda başlıyor.

 

Her gecen yıl üniversite mezunu, işsizler ordusuna biraz daha ekleniyor.Gectiğimiz yıla oranla işsizlik oranının daha da arttığını düşünürsek,  büyük umutlarla üniversite yollarını tutan genclerimiz mezun olduktan sonra aynı sorunla karşılaşacağı gerçeği gün gibi aşikar.O zaman ne anlamı kaldı kontenjanı arttırmanın...

 

 

O zaman soruna vitrin çözümü –(gercek cözüm olmayan ve insanların gözünü boyayarak)- yapmak yerine  ,yani  daha fazla öğrencinin üniversiteye girmesini sağlamak yerine  mezun olan  genclerimize istihdam sağlamak daha güzel ve doğru bir çözüm olmaz mı?

 

- - - - - - -