Bir kuşağın adalet arayan yüzü
1945 yılında dünyaya gelen Cemgil, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördüğü yıllarda, ülkenin içinde bulunduğu çalkantılı siyasi iklimde aktif sorumluluk almaktan çekinmedi. Dönemin öğrenci hareketlerinin en ön saflarında yer alarak adalet, eşitlik ve özgürlük ideallerini savunan Şirin Cemgil, hukuk bilgisini idealleriyle birleştirerek bir aktivist kimliği inşa etti. Onun mücadelesi, sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmayıp, kendisinden sonra gelen nesiller için de bir direnç ve kararlılık sembolü haline dönüştü.
Sinan Cemgil ile kesişen yollar ve Nurhak’ın hüznü
Şirin Cemgil’in yaşam öyküsü, Türkiye devrimci hareketinin en trajik sayfalarından biri olan Nurhak katliamı ile derinden iç içe geçmiştir. 1971 yılında Nurhak Dağları’nda hayatını kaybeden dönemin sembol ismi Sinan Cemgil ile hayatını birleştiren Şirin Cemgil, hem bir eş hem de bir yol arkadaşı olarak bu mücadelenin tüm zorluklarına göğüs gerdi. Eşinin kaybından sonra da inandığı değerlerden ödün vermeyen Cemgil, yaşadığı büyük acıyı bir toplumsal mücadele enerjisine dönüştürmeyi başardı. Sinan Cemgil ile olan birlikteliği, sadece bir evlilik değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sancıları içinde yazılmış epik ve hüzünlü bir hikaye olarak toplumsal bellekteki yerini korudu.
Hukuk kürsüsünden insan hakları savunuculuğuna
Meslek hayatını tamamen insan hakları ihlalleriyle mücadeleye ve siyasi davalara adayan Şirin Cemgil, Türkiye solunun en önemli tanıklarından biri olarak kabul ediliyordu. Onlarca yıl boyunca cezaevlerinde, mahkeme salonlarında ve meydanlarda mazlumların sesi olan Cemgil, bir hukukçu olarak adaletin tesis edilmesi için sarsılmaz bir irade sergiledi. 21 Haziran 2022 tarihinde aramızdan ayrılan Cemgil’in vefatı, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları mücadelesinde büyük bir boşluk yarattı. Bugün hala fikirleri ve onurlu duruşuyla anılan Şirin Cemgil, ardında sadece hukuki bir miras değil, aynı zamanda boyun eğmeyen bir yaşam felsefesi bıraktı.




