SU AKAR, YÖNETİCİLER BAKAR....

Ispartaspor’da sezon başından bu yana yaşanan olumsuzluklar ve rezillikler diz boyunu aşmış iken, mevcut yönetim daha neyi bekliyor acaba? Ara transfer sezonu bile açıldı ama yöneticiler tek kelimeyle bakıyor. Arkadaşlar, eğer tren bekliyorsanız, o tren buradan geçmiyor.

Merhaba değerli sporseverler. Her hafta yazılarımla sizlerle beraber olup, ilimizin tek profesyonel takımı Ispartaspor’un son durumu ve Ispartaspor’la ilgili gelişmeleri sizlere aktarıyorum ve değerlendirmelerimi sizlere sunuyorum.

Bugün, üç önemli konuda değerlendirmelerimi sizlerle paylaşacağım. Bunlardan birincisi Ispartaspor’daki yönetim konusu ve kongre süreci. Evet, Ispartaspor’a güzel ve başarılı günleri getirecek yönetimi belirleme adına geçtiğimiz günlerde dördüncü olağanüstü kongre yapıldı. Ancak, sonuç yine nafile. Neden? Bunun tek sebebi kaldı bu saatten sonra o da mevcut yönetimin tutumu.

Bilindiği gibi Ispartaspor yönetimi iki yıl önce Başkan Remzi Erdoğan’ın başkanlığında Belediye destekli olarak yola çıktı ve iki sezondur da mevcut yönetim hala görevde. Sadece, Ağustos ayında Başkan Remzi Erdoğan görevinden istifa etti. Onun yerine ikinci başkan Ramazan Pala getirildi.

İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Zira, bir takım için hayati önem taşıyan ve her yıl sezon başında yaşanan lisansa engel borç konusunu Ispartaspor yönetimi bu defa ağzına, yüzüne bulaştırdı. Önce borcu zamanında ödemedi, ardından da Federasyon bize süre verdi sonra caydı deyip topu Federasyona atma girişiminde bulundu.

Bu konuda ne yapılırsa yapılsın sonuçta Ispartaspor’un lisansa engel borçları ödenmediği için takım sahaya yeni transfer ettiği futbolcular ile çıkamadı ve gençlerden kurulu bir takımla çıktı. Gençler de ellerinden geleni yapmalarına rağmen 17 hafta sonra takım 17’inci sırada tamamlayarak tarihinin en kötü sonucunu aldı.

Şimdi ben soruyorum. Ispartaspor yönetimini acaba oraya kadı mı oturttu? Neden oradasınız hala siz? Neyi bekliyorsunuz. Tren bekliyorsanız buradan geçmiyor. Onun için, görevi kim talipli ise bu işe hemen ona vermelisiniz.

Ben, burada A şahsı B şahsı diye bir isim veya yönetim arzetmiyorum, herhangi bir yönetimin destekçisi de değilim. Ama, sanıyorum gelecek en kötü yönetim sizden daha iyi yönetecektir kulübü. En azından bir şeyler yapılacaktır artık.

Gelelim arz edeceğim ikinci konuya. Bu da Belediye Başkanının verdiği destek. Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın bana ve Levent arkadaşıma yazdıklarımızdan dolayı kızıyor olabilir. Ama şunu söyleyeyim ki, bu yazılarımızda şahsım adına söylüyorum herhangi bir şahsı asla hedef almadım, almam da. Benim derdim o şahıs, bu şahıs değil, tek Ispartaspor’dur.

Ispartaspor’un geleceğidir. Ben başka bir şey bilmem. Isparta Valiliği görevine yeni başlayan sayın Valimiz Memduh Oğuz, geçtiğimiz gün Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ı makamında ziyaret etti. Bu ziyarette doğal olarak konuyu Ispartaspor’a getirdim. Başkan Günaydın da, Ispartaspor’a destek olduğunu ancak, paraların yönetim tarafından yerli yerince harcanmadığını ve takımın da bu duruma geldiğini söyledi. Sayın Başkan’ı bu konuda son derece iyi niyetli gördüm.

Bu beni çok mutlu etti. Ancak, yardım yaptığı güzel bir olay da, yaptığı yardım ve desteğin takibini de yapsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Zira, bu yardım ve destekler yerli yerince kullanılmadığı için takım başarısız oldu ve olayın hedefinde de taraftarların nezdinde siz oldunuz. Ancak, bundan sonra Ispartaspor’a desteğinizin süreceğine inancım tamdır.

Köşe yazımın üçüncü konusu da Hasan Köstüklü olayı. Evet, bilindiği gibi bundan yaklaşık 1,5 ay önce aslen Yalvaç’lı olan ancak ticari faaliyetini İstanbul’da sürdüren İşadamı Hasan Köstüklü bey kulübün başına gelebileceğini söyledi. Aradan geçen bu 1,5 aylık zaman zarfında her gün spor camiasında Hasan bey konuşuldu. Ancak, Hasan bey kulübün başına geçme konusunda tek bir şart ortaya koydu. O da, bu zamana kadar kulübe temlik koyan yöneticilerin temliklerini çekmeleri.

Bilindiği gibi geçen hafta bu konuda bir yazı yazmış ve Isparta’da spor kamuoyunun ve Ispartaspor camiasının düşünce ve görüşlerini detaylı bir şeklide siz değerli sporseverlere aktarmıştım. Bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da doğru bildiklerimi hiç çekinmeden yazmaya devam edeceğim.

Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu yazıdan sonra Hasan Bey tarafıyla detaylı bir görüşmelerim oldu. Konuyu saatlerce tartışıp masaya yatırdık.

Bu konuda daha bilinmeyenler ortaya çıktı. Bunlardan birisi ve en önemlisi de, kulüp üzerinde temliği olan yöneticilerin Vali Ali Haydar Öner tarafından davet edilmesine rağmen davete icabet etmediklerini ve temlikleri çekmeme konusunda ısrarcı olduklarını öğrendim. Bu olayı artık bu saatten sonra farklı bir boyuta taşımaktadır. Çünkü, takım bundan sonra amatör kümeye düşerse bunun vebali görevini bir türlü bırakmayan yönetimde ve temliklerini çekmeyen eski yöneticilerde olacaktır.

Ayrıca, Hasan Köstüklü bey’e bir noktada teşekkür etmeden geçemeyeceğim. O da şudur; Bilindiği gibi Hasan bey takımı almaktan vazgeçmesine rağmen ilk yarının son üç maçında her maç için futbolculara 10’ar bin TL teşvik primi vaad etmişti.

Bunun üzerine takım Trabzon Yalıspor’u mağlup edince, konunun İstanbul ayağını götüren Mustafa Kaya bey Isparta’ya gelerek futbolculara, teknik heyete ve hatta personele primlerini dağıttı. Ardından, takım Batman Petrol ile deplasmanda berabere kalarak bir puanla şehre döndü.

Geçtiğimiz günlerde bu beraberliğin teşvik primi olan 5 bin TL yine Mustafa Kaya tarafından futbolculara dağıtıldı. Neticede şunu söylemek istiyorum. Sezon başından bu yana Bayram öncesi bile sadece 250’şer TL verilebilen futbolculara son haftalarda verilen bu primler büyük bir moral kaynağı olmuş ve futbolcular bu moralle rakiplerini yenerek veya berabere kalarak puan toplamışlardır.

Onun için Hasan beye teşekkür ediyorum. Hasan beyin, bu desteklerinin ikinci yarıda da süreceğine inancım tamdır.

Saygılarımla…