Yunanistan'da sivrisinekler yoluyla yayılan Batı Nil virüsü salgını endişe verici boyutlara ulaştı. Başkent Atina'nın yer aldığı Attika bölgesi başta olmak üzere, Türkiye sınırına yakın alanlarda da etkisini artıran vakalar nedeniyle sağlık birimleri alarma geçti. Son resmi verilere göre, vaka sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse iki katına çıkarken, salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısında da artış yaşandı.
İtalya’dan Sonra Avrupa’da İkinci Sırada
Yaşamını yitirenlerin büyük çoğunluğunu 65 yaş ve üstü bireylerin oluşturduğu belirtilirken Yunanistan, mevcut vaka tablosuyla İtalya’nın ardından Avrupa’da virüsün en yoğun görüldüğü ikinci ülke konumuna yükseldi.
Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Theodoros Vasilakopulos, Batı Nil virüsünün ülkede 2010 yılından bu yana endemik olarak görüldüğünü hatırlatarak, bulaş mekanizmasının sivrisineklerin virüsü yabani kuşlardan alıp insanlara taşımasıyla gerçekleştiğini ifade etti.
İklim Koşulları Yayılımı Hızlandırdı
Salgının bu denli tırmanmasında mevsimsel ve iklimsel faktörler doğrudan rol oynuyor. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden yüksek sıcaklıklar, artan nem oranı ve çevreye yayılan durgun su birikintileri, virüs taşıyıcısı sivrisinek popülasyonunun çoğalması için ideal bir ortam sunuyor.
Sinek Kovucu İlaçlar ve Bireysel Tedbirler Hayati Öneme Sahip
Sağlık uzmanları, sivrisinek popülasyonunu tamamen yok etmenin ekolojik denge açısından mümkün ve doğru olmadığını, ilaçlama çalışmalarının yalnızca vakaların yoğunlaştığı alanlarda kontrollü şekilde yürütüldüğünü belirtiyor.
Yetkililer, virüsten korunmada bireysel tedbirlerin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:
Özellikle riskin en yüksek olduğu akşam ve gece saatlerinde açık alanlarda bulunurken dikkatli olunması,
Sivrisinek ısırıklarına karşı sinek kovucu ürünlerin (repellent) kullanılması,
Durgun su birikintilerinin (saksı altları, su kapları vb.) uzun süre bekletilmeden temizlenmesi.




