Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, mevcut tüketici hukukunun tüketiciyi
tam anlamıyla koruyamadığını belirterek “tam tazmin” modelinin tartışılması gerektiğini söyledi.
Tüketici hukukunda yıllardır tartışılan “caydırıcılık” sorunu yeniden gündeme geldi. Tüketiciler
Birliği Genel Başkan Vekili Nesih Tanrıverdi, mevcut sistemin tüketicinin mağduriyetini çoğu
zaman tamamen gidermediğini, yalnızca sınırlı bir ücret iadesiyle yetindiğini ifade etti.
Dijital Karakol’dan alınan habere göre Tanrıverdi, özellikle banka kesintileri, kredi kartı aidatları
ve tüketici hakem heyeti süreçleri üzerinden verdiği örneklerle mevcut yapının neden yetersiz
kaldığını anlattı.
Tanrıverdi’ye göre sorun, tüketicinin parasını geri alıp almamasından ibaret değil. Asıl mesele;
tüketicinin zaman kaybetmesi, süreç boyunca yıpranması ve aynı uygulamaların tekrar tekrar
devam etmesi.
“50 kuruşluk kesinti” örneğiyle sistemi anlattı
Tanrıverdi’nin dikkat çektiği örneklerden biri, yıllar önce bir banka tarafından yapılan 50
kuruşluk ekstre kesintisi oldu. Bir tüketici bu kesintiye itiraz ederek hakem heyetine başvurdu ve
süreç sonunda haklı bulundu.
Ancak kararın ardından aynı kesintinin sonraki dönemlerde yeniden uygulanması, sistemin kalıcı
çözüm üretmediği eleştirisini beraberinde getirdi.
Tanrıverdi’ye göre burada önemli olan tutarın küçüklüğü değil, tüketicinin her ay aynı sorunla
yeniden mücadele etmek zorunda kalması.
Kredi kartı aidatlarında düşük başvuru sorunu
Tanrıverdi, kredi kartı aidatları konusunda da benzer bir tabloya işaret etti. Milyonlarca kredi kartı
kullanıcısı bulunmasına rağmen, hak arama yollarına başvuran tüketici sayısının oldukça düşük
kaldığını belirtti.
Bu durumun, bazı firmalar ve bankalar açısından “düşük risk, yüksek kazanç” sonucunu
doğurduğu ifade edildi.
Yani tüketici haklı çıksa bile, başvuru oranı düşük kaldığı için aynı uygulamaların devam etmesi
mümkün olabiliyor.
“Tüketici parasını geri alsın yetmiyor”
Tanrıverdi’ye göre mevcut sistemde tüketici çoğu zaman aylar süren bir sürecin sonunda yalnızca
ödediği parayı geri alabiliyor. Ancak bu sırada paranın değeri düşüyor, tüketici zaman kaybediyor
ve psikolojik olarak yıpranıyor.
Buna karşılık haksız uygulamayı yapan taraf, süreç boyunca o parayı kullanmaya devam ediyor.
Bu nedenle yalnızca ücret iadesine dayalı yaklaşımın yeterli olmadığı, daha güçlü bir tazmin ve
caydırıcılık modeline ihtiyaç bulunduğu belirtiliyor.
Tartışmanın merkezinde “tam tazmin” var
Tanrıverdi’nin önerdiği model, “Tüketicinin Tam Tazmini” olarak ifade ediliyor. Bu yaklaşıma
göre tüketici yalnızca ödediği bedeli geri almamalı; mağduriyetin tamamı dikkate alınmalı.
Modelde, tüketicinin zaman kaybı, uğradığı zarar ve haksız uygulamanın tekrarlanmaması için
caydırıcı yaptırımların da tartışılması gerektiği vurgulanıyor.
Mahmut Şahin’den değerlendirme
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin de konuya ilişkin değerlendirmesinde, mevcut
sistemde tüketicinin çoğu zaman haklı çıktığını ancak aynı uygulamaların devam ettiğini söyledi.
Şahin’e göre, tüketici aylar süren mücadele sonunda yalnızca kendi parasını geri alabiliyor. Bu
süreçte vatandaş hem zaman kaybediyor hem de yıpranıyor.
Denetim mekanizmalarının daha hızlı, görünür ve caydırıcı işlemesi gerektiğini belirten Şahin,
aksi halde tüketici hak arasa bile benzer mağduriyetlerin tekrar edeceğini ifade etti.
Tartışma büyüyebilir
Bankacılık işlemleri, abonelik iptalleri, cayma bedelleri ve dijital hizmet ücretleriyle ilgili
şikâyetlerin artması, tüketici hukukundaki “tam tazmin” tartışmasını önümüzdeki dönemde daha
da görünür hale getirebilir.
Tartışmanın merkezindeki soru ise net: Tüketicinin parasını geri alması gerçekten korunması
anlamına geliyor mu?




