Yeşil sahaların gördüğü en amansız ve görkemli rekabeti bir kez daha dijital sandıklara taşıyan bu tarihi anket, spor dünyasında taşları yerinden oynattı. Milyonlarca futbolseverin yoğun katılım gösterdiği dev oylamada Lionel Messi’nin rekorlarla dolu efsanevi 2012 yılı zirve mücadelesini ikinci sırada tamamlarken, Portekizli süper star Cristiano Ronaldo’nun Real Madrid formasıyla adeta devleştiği 2017 yılındaki ödülü ise listenin üçüncü sırasına yerleşti. Klasikleşen ödül törenlerindeki gazeteci ve jüri oylamalarının ötesine geçen bu konsept, futbolun gerçek sahipleri olan taraftarların oylarıyla tarihin en kıymetli bireysel performansını resmi olarak taçlandırdı.
Futbol terminolojisine kısaltması olan B.O.A.T. ifadesiyle giriş yapan ve kelime anlamı olarak tüm zamanların en iyisini simgeleyen Ballon d’Or of All Time, bu prestijli ödülün yetmişinci kuruluş yılı anısına hayata geçirilen çok özel ve nostaljik bir turnuva niteliğindedir. Alışılagelmiş Ballon d’Or süreçlerinden en keskin farkı, otoriter spor yazarlarının ya da teknik direktörlerin teknik analizleri yerine tamamen tribünlerin ve ekran başındaki futbol sevdalılarının duygusal ve görsel hafızasına dayanmasıdır. Bu devasa organizasyonun temel çıkış noktası, futbol tarihinin tozlu sayfalarında bu ödülü birden fazla kez müzesine götürmeyi başarmış anıtsal oyuncuların kariyerlerini genel olarak değil, ödülü aldıkları spesifik ve tekil seneler bazında birbiriyle çarpıştırmaktı. Futbolseverler bu sayede oyuncuların toplam kariyer gücünü değil, doğrudan "insanüstü geçen tek bir futbol sezonunun" yarattığı küresel etkiyi oylayarak tarihin en iyi bireysel zirve noktasını belirleme fırsatı yakaladı.
Lionel Messi gibi bireysel ödül koleksiyonu muazzam olan bir dâhinin oylamada ikinci sırada kalması, futbol otoriteleri ile taraftar grupları arasında çok ciddi ve derin bir stratejik tartışmanın kapısını araladı. Arjantinli sihirbaz kariyeri boyunca tam sekiz defa bu ödüle uzanarak erişilmesi güç bir rekorun sahibiyken, Portekizli gol makinesi ise beş farklı dönemde bu gururu yaşamıştı. Anketin teknik altyapısı gereği her bir ödül yılı bağımsız birer seçenek olarak listelendiği için, Messi’yi destekleyen küresel kitlelerin oyları efsanevi 91 gollük 2012 yılı ile diğer yedi farklı başarılı senesi arasında amansızca bölündü. Buna karşın Ronaldo fanatikleri, yıldız oyuncunun kariyer basamaklarında çok ayrı bir yere sahip olan 2008 yılına kitlesel olarak odaklanarak oyları tek bir havuzda domine etmeyi başardı. Sonuç olarak Messi’nin ödül zenginliği sandık başında oyların parçalanmasına yol açarak beklenmedik bir dezavantaja dönüştü ve bu matematiksel bölünme Ronaldo’nun liderlik tahtına oturmasındaki en büyük itken güç olarak kayıtlara geçti.
Bu nefes kesen dijital rekabet sadece günümüz modern futbolunun iki ikonik figürüyle sınırlı kalmadı; geçmiş dönemlerde oyuna yön vermiş ve bu kıymetli ödülü birden fazla kez kazanmış çok sayıda futbol efsanesinin altın yılları da aynı sahnede çarpıştı. Futbol felsefesini baştan yazan Johan Cruyff, Fransız futbolunun zarafet sembolü Michel Platini ve gol yollarının estetik ustası Marco van Basten gibi üçer ödüllü efsanelerin yanı sıra Real Madrid’in temellerini atan Alfredo Di Stéfano listedeydi. Savunmayı bir sanat okuluna dönüştüren Franz Beckenbauer, İngilizlerin unutulmaz karakteri Kevin Keegan ve Alman disiplininin simgesi Karl-Heinz Rummenigge ile birlikte futbolun saf yeteneği Brezilyalı Ronaldo Nazário da unutulmaz sezonlarıyla bu görkemli yarışın aktörleri arasındaydı. Ballon d’Or’un resmi dijital platformlarında dünyanın dört bir yanından gelen oylarla şekillenen bu dev anket, Paris saatiyle belirlenen sürenin dolmasıyla tamamlandı ve sonuçlar tüm futbol kamuoyuna ilan edildi.
Geçmişin bu büyük ve nostaljik hesaplaşmasının hemen ardından futbol dünyası, Paris ve Londra ekseninde en güncel bireysel zirvenin ilanına da tanıklık ederek yeni kahramanını seçti. Ödülün yetmişinci yılı şerefine Londra’da düzenlenen elit ve görkemli gecede, modern futbolun en ölümcül ve istikrarlı forvetlerinden biri olan İngiliz golcü Harry Kane, sergilediği muazzam oyun karakteri ve gol sayılarıyla yılın en iyisi unvanını alarak Ballon d’Or’un yeni sahibi olmayı başardı. Harry Kane adına bu tarihi geceyi çok daha anlamlı, adeta bir sinema filmi gibi kusursuz kılan detay ise ödülünü sahnede bizzat çocukluk dönemlerinden beri idol olarak kabul ettiği Brezilyalı efsane Ronaldo Nazário’nun ellerinden teslim alması oldu. Futbol dünyası bir yandan geçmişin en büyük iki figürünün taraftar nezdindeki değerini B.O.A.T. ile ölçerken, diğer yandan Harry Kane’in ellerinde yükselen yeni bir dönemin ve jenerasyonun ayak seslerini tüm dünyaya duyurdu.




