Dedikodu çoğu zaman güveni zedeleyen ve insanlara zarar veren bir alışkanlık olarak görülüyor. Ancak bilimsel araştırmalar, başkaları hakkında konuşmanın her durumda olumsuz sonuçlar doğurmadığını ortaya koyuyor.
Araştırmalara göre, paylaşılan bilgi doğruysa ve amaç birini küçük düşürmek değilse dedikodu; tehlikeli davranışları fark etmeye, insanları olası risklere karşı uyarmaya ve sosyal ilişkileri daha iyi anlamaya yardımcı olabiliyor.
Dedikodu Kime Güveneceğimizi Öğretebiliyor
Bilimsel çalışmalarda dedikodu, konuşma sırasında orada bulunmayan bir kişi hakkında bilgi paylaşılması olarak tanımlanıyor. Paylaşılan bilgiler yalnızca olumsuz davranışlarla sınırlı kalmıyor. Bir kişinin yardımseverliği, güvenilirliği veya daha önce sergilediği davranışlar da bu konuşmaların konusu olabiliyor.
Eshin Jolly ve Luke Chang tarafından gerçekleştirilen geniş katılımlı bir deneyde, katılımcılara doğrudan gözlemleyemedikleri sosyal davranışlar hakkında başkalarından bilgiler aktarıldı.
Araştırmada, bu bilgilerin insanların kişiler hakkındaki düşüncelerini ve daha sonraki davranışlarını etkilediği görüldü. Birbiriyle konuşan katılımcıların değerlendirmelerinin zamanla birbirine yaklaştığı ve aralarındaki sosyal bağın güçlendiği belirlendi.
Maryland ve Stanford üniversitelerinden araştırmacıların gerçekleştirdiği başka bir çalışmada ise dedikodunun toplumdaki iş birliği üzerindeki etkisi bilgisayar modeli kullanılarak incelendi.
Elde edilen sonuçlar, dürüst şekilde aktarılan itibar bilgilerinin insanların bencil kişilerden uzak durmasına ve olumsuz davranışların tekrarlanmasının zorlaşmasına yardımcı olabileceğini gösterdi.
Doğru Bilgi ve İyi Niyet Önemli
Dedikodunun olumlu bir işlev taşıyabilmesi ise paylaşılan bilginin doğru olmasına ve başkalarını koruma amacı taşımasına bağlı.
Örneğin, bir kişinin sınırları ihlal eden veya güven vermeyen davranışlarını arkadaşlarıyla paylaşmak, benzer bir durumla karşılaşabilecek kişilerin önceden uyarılmasını sağlayabiliyor.
Ancak bilginin abartılması, özel hayatla ilgili ayrıntıların izinsiz paylaşılması veya insanların taraf tutmaya zorlanması durumunda dedikodunun koruyucu işlevi ortadan kalkabiliyor.
Bir kişiyi utandırmaktan keyif almak ya da kendi itibarını yükseltmek amacıyla başkasını hedef göstermek ise ilişkilerde uzun süreli güvensizliğe yol açabiliyor.
Her Dedikodu Aynı Değil
Uzmanlara göre burada belirleyici olan yalnızca başkaları hakkında konuşulması değil, bu konuşmanın hangi amaçla ve nasıl yapıldığı.
Yaşanan bir olayı anlamaya çalışmak ile bir kişiyi toplum içinde hedef haline getirmek arasında önemli bir fark bulunuyor.
Öte yandan dedikoduyu dinleyen kişinin, “Benim hakkımda da böyle konuşuyor mu?” diye düşünmeye başlaması, başlangıçta insanlar arasında yakınlık oluşturan konuşmaların zamanla güven kaybına dönüşmesine neden olabiliyor.
Kısacası bilimsel araştırmalar, dedikodunun tamamen kötü bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor. Doğru bilgi, doğru amaç ve ölçülü paylaşım olduğunda dedikodu, sosyal ilişkilerde insanları birbirleri hakkında bilgilendiren bir mekanizma olarak da işlev görebiliyor.





