Ansiklopedik anlam olarak baha, kıymet, manevi kıymet, zahmete değer iş,değiştirilebilir, satılabilir nesnenin karşılığı ve özellikle,onun para olarak belirlenen fiyatı olarak karşılığı, nesne ve olayların bir toplum, bir sınıf veya bir insan bakımından taşıdığı önemi belirleyen niteliği, türünün nitelik ölçülerini karşılama ve ona az çok övgü, saygınlık kazandırma özelliği toplumun yargılarına ya da kişisel görüşe göre güzel, iyi, doğru olan, erişilmek istenen, savunulan şey, geçerli kabul edilebilir olmak için gereken koşulları yerine getiren şeyin özelliği, büyük bir kişisel yetkinliği, saygınlığı olan kimse, bir şeye öznel olarak verilen önem, bir şeye, bir simgeye, bir göstergeye verilen saymaca ölçü olarak tanımlanan değer, nesne ve olayların insanca önemini belirleyen niteliğidir. Bu nitelik, bireyden bireye değiştiği gibi toplumdan topluma da değişir. Bir kişi ya da toplum için yararı olan her şey bir değer olarak düşünülmektedir ve arzu edilen değil arzu edilebilir olanı içermektedir.Koltuk değnekleri bacakları sağlam olan bir kişi için önem arzetmediği halde ayakları sakat olan bir kişinin hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Bu nesne ve olguların kişinin hayatında ister maddi ister manevi olsun kullanılabilirlik ölçütüyle yakından ilişkilidir. Herkes paraya, yiyeceğe, bilgiye ve eğlenceye önem ve değer verir. Ayrıldıkları tek nokta, bunlardan birine verdikleri değerin, başkalarının buna verdikleri değerden farklı olmasıdır.
Değerler, insanın kendi yaşamındaki farklı etmenlere verdiği önemdir.Dürüstlük, erdemlilik, adalet insana olan saygı, dostluk, sevgi değerleri insandan insana farklılık göstermektedir. Bunun için, her insan kendi değeri ile yaşar ve değer kavramına atfettiği önem farklıdır. Bir değeri yüksek kılan, onun birey için bireyin ihtiyaçlarını karşılama oranıdır. Çünkü değerlerin sırası veya hiyerarşisi bireyin hayatını geliştirmeye, zenginleştirmeye, canlandırmaya katkıları oranında değişmektedir.
Bireysel değerler ile toplumsal değerlerin birbiriyle çatışmaları ortaya değerlerin çatışmasını çıkarır. Kişilerin bireysel etik değerleri ile örgütlerin ve toplumun değerleri arasındaki çatışma sonucu etik sorunlar oluşmaktadır ve bu, kişisel-örgütsel düzeyde yaşanan çatışmalardan kaynaklanan etik sorunlar, kişisel-toplumsal düzeyde yaşanan çıkar çatışmasından kaynaklanan etik sorunlar ve Örgütsel -toplumsal düzeyde yaşanan çıkar çatışmasından kaynaklanan etik sorunlar olarak üç boyutta ortaya çıkmaktadır.
Kişisel -örgütsel düzeyde yaşanan değer çatışması, bir kişinin bireysel değerleri ile örgüt ve örgüt içindeki diğer kişilerin değerleri arasında bir farklılık olduğunda görülmektedir. Bireysel çıkarlar ile örgütsel çıkarların birbirine örtüşmediği zamanlarda ortaya çıkan bu değer çatışması örgüt içi ikilemleri de beraberinde getirir.
Kişisel-toplumsal düzeyde yaşanan değer çatışması kişisel değerlerle toplumsal değerler arasında bir farklılıktan kaynaklanmakta ve toplumun değerlerine aykırı davranan bireyin toplum dışına itilebileceği bir durum ortaya çıkabilmektedir. Toplumsal değerlerin yasalarla düzenlendiği zamanlarda bu değerlerle çatışan kişilerin cezalandırılması yoluna gidilmektedir.
Değerler çatışmasının üçüncü boyutu olan örgütsel-toplumsal düzeyde yaşanan çatışma, bir örgütte var olan normlar ve değerler ile genel olarak toplumda kabul görmüş değerlerlerin birbiriye uyuşmaması ile ortaya çıkmaktadır. Bir işletmenin piyasaya sunduğu bir ürünün toplum tarafından protesto edilmesi bu çatışmaya iyi bir örnek oluşturmaktadır. (Devam edecek)04/04/2007
- - - - - - -