Gündem 11. cumhurbaşkanı seçimi üzerine yoğunlaşmış biçimde açılıyor kapanıyor. Yapılan her hareket, edilen her söz ona yoğunlaşıyor.  Cumhurbaşkanın nasıl seçileceği, görev ve yetkileri Anayasamızın 8,101,102 ve 103 üncü maddelerinde ayrıntıları ile açıklanmış. 11. Cumhurbaşkanı seçimi için takvim, halen görev yapan cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin sona ereceği 16 Mayıstan bir ay önce, yani 16 Nisanda başlayacak. Seçim süreci, bu tarihten itibaren 30 gün içinde tamamlanacak. Bu sürenin ilk 10 günü adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan 20 gün içinde de seçimin tamamlanması gerekiyor.

En az 3’er gün arayla yapılacak oylamaların ilk iki turunda, üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun (367) oyu sağlanamazsa 3. tur oylamaya geçilecek ve 3. turda üye tam sayısının salt çoğunluğunu (276) sağlayan aday, Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.
Bu turda da üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde, 3. turda en çok oyu alan iki aday arasında 4. tur yapılacak. Bu oylamada da Cumhurbaşkanı seçilemezse TBMM seçimleri yenilenecek. Mesele bu kadar açık ve net.

Bütün tartışma cumhurbaşkanı seçiminden ziyade oraya çıkacak 11 inci kişinin şahsında cereyan ediyor. TBMM sandalye sayısının çoğunluğunu elinde bulunduran AKP’ nin cumhurbaşkanı seçimi konusunda elde ettiği çoğunluk iradesini cumhurbaşkanı seçilecek kişi yönünde göstermesi bekleniyor. Bu noktada kolay kolay pek az kişiye nasip olacak şekilde Başbakanlıktan cumhurbaşkanlığa geçişte Başbakan Erdoğan’ ın bu avantajı bırakmayacak gibi görüntü vermesi kimilerini rahatsız ediyor. Sessiz sedasız yapılması gereken ve nasıl yapılacağı Anayasada açıkça hüküm bulan bir seçimin fraksiyonel biçimde siyasi kriz senaryolarına alet edilmesi cumhur olarak beni rahatsız ediyor.

Erdoğan’ın şahsında koparılan gürültü aslında göründüğü gibi değil. %34 oy oranıyla TBMM’ nin %65 i çoğunluğa sahip olan bir siyasi partinin cumhurbaşkanı seçiminde tek yetkili hale gelmesi asıl rahatsız edendir. Soru: nasıl olurda halkın üçte birini temsil eden bir siyasi parti halkın cumhurbaşkanını seçmede tek yetkili hale gelir? Bu sorunun cevabı geçmişte bugünü göremeyenlerin, böyle bir siyasi konjonkturda ileriyi hesaplayamayanların sorduğu bir soru. Zamanında –eğer böyle bir şeyden rahatsız oluyorlarsa- seçim sistemini değiştirmeye dair herhangi bir atılım içinde olmayanların bugün böyle bir şeyden sızlanmalarına gerek yok. AKP’ yi %34 oy oranıyla %65 lik temsiliyet yetkisi vermesine sebepte aynı mealde. Özetle, AKP den birinin veya onun göstereceği bir adayın cumhurbaşkanı olmasında hukuken bir engel yoktur.

Meselinin bir diğer tarafı; cumhurbaşkanı olacak kişi değil onun aile efradında koparılan gürültü. Başbakanın eşinin türbanlı olması başbakanın cumhurbaşkanlığı  yapamayacak kadar ehil bir insan olmadığına kadar giden çirkin bir serüvenin başlangıcı. Başbakanın eşi başı kapalı bir insan olmasaydı, hatta dahada ileri giderek mini etek giymesini seven, düzenli saç bakımı yaptıran vs tarzi bir yaşam biçimini tercih etseydi kimsenin rahatsız olacağı yoktu. İnsanların aile yaşamlarının siyasi fantezilere, hırslara  kurban edilmesi, demokrasi yerleşimlerinde aksayan tümsekler olarak görünmekte ve bu cumhuru rahatsız etmektedir.

Birazcık fantezi kurarak başbakanın bekar olduğunu, 40 yaşında olduğunu ve cumhurbaşkanı seçildiğini farzedelim. Bu seçimden 6 ay sonra, eşi gibi türbanlı bir bayanla evlense aynı kıyamet koparılırmıydı. Veya yine başbakan bekar ve seçiliyor ve seçimden 6 ay sonra ülkede –gönül bu ya- açık saçık filmlerle ün yapmış bir bayanla evlenseydi aynı kamusal hassasiyeti gösterilecekmiydi acaba?

Bu satırların yazarı olarak benim görüşüm cumhurbaşkanı seçiminin halka bırakılmasıdır. Adaylar çıkar, sandığı koyarsınız ve ben seçerim cumhur olarak.

Sözün özü şu: demokrasi birileri için var edilmiş, nitelikli yaşam biçimi değildir. Demokraside, kurallar bütünlüğünde yaşama kalitesi hüküm bulur. Başkalarının yaşam biçimlerine müdahale ettiğiniz sürece sonu çıkmaz sokakları her daim önünüzde bulursunuz. 20/03/2007